LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Mâtem ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

abese irca

  • Mantık ve matematikte bir isbat şeklidir. Bir hükmün doğruluğunu isbat için, bu hükmü inkâr eden diğer hükmün yanlışlığı isbatlanır. Meselâ: Allah'ın varlığının inkâr edilmesinin imkânsızlığını veya abesiyetini göstermek, Allah'ın varlığını isbat yollarından biridir. Bu, "Abese irca" yolu ile isbat

determinant

  • Denklemlerin çözümlerini rahatlıkla bulmaya yarayan matematiksel tablo. (Fransızca)

düstur-u riyazi / düstur-u riyazî

  • Matematiksel kaide.

envah

  • (Tekili: Nevh) Nevhler, ölmüş olan bir kişinin arkasından ağlayan kadınlar, matem tutan hanımlar, ağıt yakanlar.

fahreddin-i razi / fahreddin-i razî

  • (Milâdi 1149-1209) Büyük bir müfessir-i Kur'andır. Fizik, matematik ve tıb hakkında eserleri de vardır.

fenn

  • Hüner. Mârifet.
  • San'at.
  • Tecrübe.
  • İlim.
  • Nevi, sınıf, çeşit, tabaka.
  • Türlü.
  • Fizik, kimya, biyoloji, matematik ilimlerinin umumi adı.
  • Tatbikat ve isbat ile meydana gelen ilim.
  • Birisini muamelede aldatmak.
  • Fend.
  • Borç

feryad-ı matem

  • Matem hâlinde derin üzüntülerin bağırıp çağırarak dile getirilmesi.

hendese

  • Geo: şekil bilgisi.
  • Mat: Çizgi, yüzey ve hacim olarak bu üç şeklin özelliklerini ve ölçülerini inceleyen matematik kolu.

hesab-ı cifri ve ebcedi ve riyazi / hesab-ı cifrî ve ebcedî ve riyazî

  • Cifir, ebced ve matematiksel hesap.

hesabi rakamlar / hesabî rakamlar

  • Matematiksel rakamlar.

hidad

  • Dul olan bir kadının mâtem tutup süsten vazgeçmesi.

ilm-i hesab

  • Hesap bilgisi, aritmetik, matematik.

işarat-ı riyaziye / işarât-ı riyaziye

  • Matematiksel işaretler.

lazım-ı mezhep / lâzım-ı mezhep

  • Mezhebe zorunlu olarak lâzım olan ve ondan ayrılması düşünülemeyen şey (meselâ, iktisat ilmi bir mezhepse, onun lâzımı matematik ilmidir. Çünkü matematik ilmi olmadan iktisat hesaplanamaz).

matem / mâtem / ماتم

  • Yas. (Arapça)
  • Mâtem tutmak: Yas tutmak. (Arapça)

matemalud / mâtemâlûd

  • Matemli, hüzne bulanmış, üzüntüye boğulmuş.

matemdar / mâtemdâr

  • Mâtemli, acılı, yaslı. (Farsça)

matemengiz / mâtemengiz

  • Mâtemi ve yası iktiza eden. (Farsça)

matemfeza / mâtemfezâ

  • Yası ve mâtemi ziyadeleştirip arttıran. (Farsça)

matemhane

  • Matem ve yas tutulan yer.

matemhane-i umumi / matemhane-i umumî

  • Herkesin yas ve matem tuttuğu yer.

matemi / mâtemî

  • Yaslı, mâtemli, üzüntülü.

matemkünan / mâtemkünân

  • Yas tutup mâtem ederek. (Farsça)

matemzede / mâtemzede

  • Mâtemli. Yaslı.

menahe

  • (Çoğulu: Menâih) (Nevha. dan) Ölü için ağlanacak yer. Mâtemhâne.

menaih

  • (Tekili: Menâhe) Ölü için ağlanacak yerler. Mâtemhâneler.

müsbet ilimler

  • Pozitif ilimler, fizik, kimya, matematik gibi.

müspet ilimler

  • Pozitif ilimler, fizik, kimya, matematik gibi.

pozitif ilimler

  • Deneye dayanan matematik, fizik gibi fen ilimleri.

riyazi / riyazî / riyâzî / رِيَاض۪ي / ریاضى

  • Hesap ve hendeseye dair. Matematiğe dair.
  • Hesap ve matematikle ilgili.
  • Matematikle ilgili.
  • Matematikle alâkalı.
  • Matematikçi. (Arapça)
  • Matematiksel. (Arapça)

riyazi kat'iyyet / riyâzî kat'iyyet

  • Matematiksel kesinlik.

riyazi-riyaziyye

  • Matematikle ilgili.

riyaziyat / riyâziyat / ریاضيات

  • Matematik ilmi.
  • Matematik ilimlerine verilen ortak ad.
  • Matematik ilmi, hesap-hendese ilmi. Aritmetik-geometri.
  • Matematik. (Arapça)

riyaziyat-ı aliye / riyaziyat-ı âliye

  • Yüksek matematik.

riyaziyatçı / riyâziyatçı

  • Matematikçi. (Arapça - Türkçe)

riyaziye

  • Hesap ilmi. Matematik bilgisi. Hesapla alâkalı.
  • Bir yazı çeşidi.
  • Hesap ilmi, matematik.
  • Matematik.

riyaziyyat

  • Matematik bilgisi.

riyaziyyun / riyâziyyûn / ریاضيون

  • (Tekili: Riyazî) Matematik âlimleri.
  • Matematikçiler. (Arapça)

silab

  • (Çoğulu: Sülüb) Kara mâtem donu.

şiven

  • İnleme, sızlanma. (Farsça)
  • Mâtem, yas. (Farsça)

sıyah-ı matem / sıyah-ı mâtem

  • Mâtem feryadları.

siyahpuş

  • Siyahlar giymiş. Karalar giymiş. (Farsça)
  • Mâtemli, yaslı. (Farsça)

teknik

  • Fizik, Kimya ve Matematikten elde edilen bilgilerin tatbik edilmesi. (Fransızca)

teknoloji

  • Teknik bilgiler. Matematik, Kimya ve Fizik ilminden elde edilen bilgiler. (Fransızca)

tesellüb

  • Soyunma.
  • Kocası ölen kadının, zinetli elbisesini çıkarıp, matem elbisesini giymesi. (Bu iyi bir âdet değildir.)

ulum-u riyaziye / ulûm-u riyaziye

  • Matematikle bağlantılı ilimler.

zahiri ilimler / zâhirî ilimler

  • Okuyarak, çalışarak ve araştırarak elde edilen, öğrenilen ilimler. Kelâm, tefsîr, fıkıh gibi din bilgileriyle; mantık, matematik, fizik, kimyâ, biyoloji, geometri gibi fen bilgileri.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR