LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Lokma ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

adid

  • Hasım.
  • Arkadaş.
  • Isırma. Bir ısırımlık lokma.

adud

  • Zalim. Iztırab veren. Hunhar.
  • Bir lokma.
  • Isırıcı köpek veya at.
  • Yavuz kişi.
  • Dar ve derin olan kuyu.

azaz

  • Bir tek lokma.

bayram

  • İslâm dîninin bildirdiği ve müslümanların neşelenip sevindikleri Fıtr (Ramazan) ve Kurban bayramı.
  • Cumâ günü.
  • Allahü teâlânın emirlerine uyup, yasaklarından sakınarak, günâh işlemeden, haram lokma yemeden geçirilen günler.
  • Müslümanın rûhunu teslim (vefât) edeceği zama

bel'-i lokma

  • Lokmanın yutulması.

dehbel

  • Yemekte lokmanın büyük olması.
  • Bir kuş adı.

dehver

  • Cem'etmek, toplamak.
  • Lokmayı büyük yapmak.

dest-i lukman-ı hazakat / dest-i lukman-ı hazâkat

  • Hz. Lokman'ın (a.s.) hastalıkları tedavideki marifet ve hünerli eli.

düble

  • Beyaz helva parçası.
  • Büyük lokma.

hadm

  • Birşeyi ağzına koyup, bir lokmada çiğneyip yemek.

hakim-i lokman / hakîm-i lokman

  • (Bak: Lokman)

hems

  • Gizli ses. Çok gizli. Sesi gizlemek.
  • Ağzı açmadan lokma çiğnemek.
  • Fütursuz olarak geceleyin yola gitmek.
  • Peçe.
  • Sıkmak.
  • Kırmak.

iltikam

  • (Lokma. dan) Lokma etme, yutma.

izdiram

  • Lokmayı iri iri yutma.

leclece

  • (Sözde) karasızlık, tereddüt.
  • Lokmayı ağızda döndürmek ve çiğnemek.

levc

  • Ağız içinde lokma veya başka bir şeyi döndürüp çevirme.

lıks

  • Boğazına düşkün, obur.
  • Lokma sezdiği yere can atan kimse.

lukme / لقمه

  • Yutmak.
  • Bir yudum taam, lokma.
  • Lokma. (Arapça)

lukme-şümar

  • Herkesin lokmasını sayan. (Farsça)
  • Mc: Pinti, hasis, cimri. (Farsça)

lüvase

  • Bir lokma yiyecek.

misl-i lokman

  • Lokman gibi.

mütelakkım

  • Lokma yutan. Lokmalayan.

muzaga

  • Çiğnenen lokmadan ağızda kalan kırıntılar.

nanpare

  • Ekmek parçası. Bir lokma ekmek. (Farsça)
  • Geçime yarayan iş. (Farsça)

sayrem

  • Bir lokma yemek.

sure-i lokman / sûre-i lokman

  • Kur'ân'ın 31. sûresi olan Lokman Sûresi.

telakkum

  • Parçalayıp lokma yapıp yutma.
  • Karın gurultusu.

telkim

  • Lokma lokma yedirme. Lokma verme.

tezakkum

  • Lokma lokma etmek.
  • Kaymak ile hurmayı karıştırıp yemek. (O taama "zekkum" derler.)

ükel

  • (Tekili: Ükle) Lokmalar.

ükle

  • (Çoğulu: Ükel) Lokma.