LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Loji ifadesini içeren 89 kelime bulundu...

adet / âdet

  • Usul, görenek, alışılmış davranış. Huy, tabiat. Toplumda nesiller boyunca uyulan ve kamuoyunda (umumî efkârda) saygı ve müeyyideye sahip hareket kaideleri (Sosyoloji). İslâm cemiyetinde âdetler de İslâmî olur, İslâma uygun olur. Müslüman, İslâma aykırı âdetlere uymaz. Cemiyetin yabancı âdetlerle boz

ahval-i ruhiye / ahvâl-i ruhiye

  • Ruhî haller, psikolojik haller ve durumlar.

akılcılık

  • (Rasyonalizm) fels. İnsanın, akılla gerçeğe uygun bilgiyi bulabileceğini, aklın doğru kabul ettiği bilginin şübhe götürmez kesinlikte doğru olduğunu kabul ettiği felsefe. Tenkitçi felsefe, deneyci felsefe, psikoloji ve sosyoloji bu felsefenin aşırı iddialarını çürütmüştür. Bugünkü ilim adamları herş

alat-ı rasadiyye / âlât-ı rasadiyye

  • Meteoroloji ve astronomi araştırmalarında kullanılan âlet ve cihazlar.

almanak

  • Kitab biçiminde bir çeşit takvimdir. Senenin bölümlerinden başka bayram, yıldönümü gibi muayyen günleri gösterir; ayrıca astronomi, meteoroloji, istatistik bilgiler de verir. (Fransızca)

antropoloji

  • yun. İnsan dediğimiz varlığı inceleyen ilim. İnsan biyolojik özellikleri açısından incelendiğinde biyolojik antropoloji, cemiyet halinde yaşıyan bir varlık olması açısından incelendiğinde sosyal antropoloji veya kültür antropolojisi, insanın mahiyeti, diğer varlıklardan farkı, hayatının mânası, düny

arziyat

  • Jeoloji. Dünyanın yaradılışı ile tarih boyunca değişen vaziyetlerini tetkik eden ilim.

atikıyyat

  • Eski eserler. Eski devirlerden kalma eserleri, - daha ziyade tarih ve san'at bakımından- tetkik eden ilim. Arkeoloji.

atikiyyat / atîkiyyât / عتيقيات

  • Arkeoloji. (Arapça)

ayıklanma

  • (Biyolojide) Çevre şartlarına en iyi uyabilen canlıların hayatta kalıp çoğaldığı, uyamıyanların öldüğü ve nesillerinin yok olduğu, böylece canlılardan tabii bir tekâmül (evrim) meydana geldiğini savunanların ileri sürdüğü bir tâbirdir. (Türkçe)

azoik

  • En eski jeolojik zaman.
  • İçinde fosil bulunmayan toprak.

beşeriyyat / beşeriyyât / بشریات

  • Antropoloji. (Arapça)

bevliye

  • Tıb: İdrar yolları ve böbrek hastalıkları. Bu hastalıkların teşhis ve tedavisiyle uğraşan tıp dalı. (Üroloji)

bevliyye / بوليه

  • Üroloji. (Arapça)

biyolog

  • Biyoloji ilmiyle uğraşan âlim.

biyoloji

  • yun. Canlı varlıkları inceliyen ilim. Hayvanları inceleyen bölümüne zooloji; bitkileri inceleyen bölümüne botanik denir. Biyoloji, incelediği konulara göre çeşitli isimler alır. Canlının dış yapısını inceleyen: Morfoloji; dokuları inceleyen; histoloji canlıların büyüyüp gelişmelerini: embriyoloji; h

botanik

  • Bitkileri inceleyen biyoloji ilmi.

bünyeviyat / بنيویات

  • Bünye ile ilgili bilim dalı, morfoloji. (Arapça)

can

  • Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun kendisi değil, bunların tezahürleri yani olay haline gelen tesirleridir. Deney ilimlerini (Farsça)

ecel-i fıtri / ecel-i fıtrî

  • Her mahlukun yaradılışı itibariyle Cenab-ı Allah (C.C.) tarafından tayin olunan vasati ömrü.
  • Biyolojik ömür.

efsane / efsâne

  • Masal, destan, mitoloji.
  • Uydurulmuş hikâye, mitoloji.

ekoloji

  • yun. Canlı varlıklarla çevreleri arasındaki münasebetleri araştıran biyoloji kolu.

embriyoloji

  • yun. Biy: Canlıların başlangıçtan itibaren gelişmesini inceliyen biyoloji ilminin bir bölümü. İkiye ayrılır: 1- Ontogonez: Yumurtadan yavruların meydana gelişini inceler. 2 - Flogenez: Canlıların ilk yaratılışı ile bugünkü şekli arasında meydana gelen değişmeleri inceler. Dünyada başlangıçtan bugüne

esatir / esâtir / esâtîr / اساطير

  • İlk zamanlara ait uydurma hikâyeler. Masallar. Mitoloji.
  • Saflar. Sıralar.
  • Uydurulmuş hikâyeler, mitoloji.
  • Mitoloji. (Arapça)
  • Uydurma sözler. (Arapça)

fen ve san'at balonu

  • Fen ve san'at uçağı (Balon, 20. yüzyılın başlarında hava taşımacılığında ileri teknolojiydi.).

fenn

  • Hüner. Mârifet.
  • San'at.
  • Tecrübe.
  • İlim.
  • Nevi, sınıf, çeşit, tabaka.
  • Türlü.
  • Fizik, kimya, biyoloji, matematik ilimlerinin umumi adı.
  • Tatbikat ve isbat ile meydana gelen ilim.
  • Birisini muamelede aldatmak.
  • Fend.
  • Borç

fenn-i hayvanat

  • Zooloji ilmi; hayvanları inceleyen ve onlar hakkındaki bilgi veren ilim dalı.

fenn-i sarf

  • Morfoloji ilmi, kelime bilgisi.

fenn-i tabakat-ül arz

  • Jeoloji ilmi.

fenn-i tabakatü'l-arz

  • Yer bilimi; jeoloji.

fenn-i tehzib-i ruh

  • Ruh eğitimi bilimi, psikoloji.

fenniyat

  • Teknik bilgiler. (Teknoloji)

fenniyyat / fenniyyât / فنيات

  • Teknoloji. (Arapça)

fosil

  • Eski jeolojik devirlerde toprağa gömülerek kalmış bitki, hayvan; bunların parçaları veya izleri. (Fransızca)

harabat / hârâbat

  • Harabeler, viraneler, meyhaneler. (Ziya Paşa'nın meşhur antolojisi).

hayat-ı nefsiye ve ruhiye

  • Ruhsal ve psikolojik hayat.

hayatiyyat / hayâtiyyât / حياتيات

  • Biyoloji, yaşambilim. (Arapça)

hayatiyyun

  • Biyoloji âlimleri.

herkül

  • Cesaret ve kuvvetiyle efsaneleşmiş Yunan mitolojisi kahramanı.

hikaye-i temsiliye / hikâye-i temsiliye

  • Kıyaslamalı, analojik hikâye.

içtimaiyat-ı islamiye / içtimaiyat-ı islâmiye

  • İslâmî toplum bilimi, İslâm sosyolojisi; Müslümanların yaşadığı şartlar ve gelişmeler.

ictimaiyyat / ictimâiyyât / اجتماعيات

  • İçtimaî ilimler. Topluluk hayatına dair ilimler. Sosyoloji.
  • Sosyoloji, toplumbilim.
  • Sosyoloji, toplumbilim. (Arapça)

ifrit / ifrît / عفریت

  • Mitolojik canavar. (Arapça)

ilahiyyat / ilâhiyyât / الهيات

  • Tanrıbilim, teoloji. (Arapça)

ilm-i ahval-i cevv / ilm-i ahvâl-i cevv

  • Meteoroloji.

ilm-i arz

  • (İlm-ül arz) Yer bilimi. Jeoloji.

ilm-i hayvanat

  • Hayvanlar bilimi; zooloji.

ilm-i ictimai / ilm-i ictimaî

  • İçtimaî hayat ilmi. Toplu yaşayış ve cemiyet bilgisi. Sosyoloji.

ilm-i ruh

  • Ruh ilmi. Psikoloji.

ilm-i sarf

  • Kelime bilgisi. Arabîde kelimenin aldığı şekillerden bahseden ilim. Morfoloji.

ilm-i tabakat-ül arz

  • Arzın tabakalarından bahseden ilim. Jeoloji.

ilm-i tabakatü'l-arz

  • Yeraltı ilmi, jeoloji.

ilm-i usul

  • Bir işin nasıl yapılacağının yöntemini gösteren ilim, metodoloji, yöntembilim.

ilm-i usul ve hikmet

  • Felsefe ve metodoloji ilmi.

ilm-i usuliddin / ilm-i usûliddin

  • Dinin temel meselelerini ve gayelerini araştıran metod ilmi; metodoloji.

ilm-i usulü'd-din

  • Din metodolojisi, kelâm ilmi.

kahraman

  • (Çoğulu: Kahramanan) Yiğit, cesur, bahadır. (Farsça)
  • Fars mitolojisinde Rüstem'in yendiği kişi. (Farsça)
  • İş buyuran, hüküm sâhibi. (Farsça)

kaide-i usul

  • Usûl kuralı, metodolojide kullanılan bir kural.

kemalat-ı fenniye / kemâlât-ı fenniye

  • İlim ve teknolojideki gelişmeler.

keramet / kerâmet

  • İkrâm, üstünlük.Hangi peygamberin ümmetinden olursa olsun, velîlerden âdet dışı, yâni fizik, kimyâ ve fizyoloji kânunları dışında meydana gelen şeyler, hâdiseler.

kevniyyat

  • Kâinat ilmi, kozmoloji.
  • Mevcudat, varlıklar. Vücuda gelmeler.

kıyas-ı temsili / kıyas-ı temsilî

  • Kıyaslama tarzında benzetme, analoji.

komünizm

  • Komünizm (Latince kökenli communis - ortak, evrensel); üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. (Fransızca)

kuvvetüzzahr

  • Yardıma, imdada hazır arka kuvvet, lojistik.

lisan-ı şeriat

  • Şeriat dili, İslâm Hukuku terminolojisi.

maddi terakki / maddî terakki

  • Maddî yönden elde edilen gelişme; ilim ve teknolojide gelişip ilerleme.

madeniyyat / madeniyyât / معدنيات

  • Madencilik bilimi, mineraloji. (Arapça)

maraziyyat / maraziyyât

  • Hastalıklar ilmi, patoloji.

müneccim

  • Yıldız falına bakan, astroloji ile uğraşan.

müntahabat / منتخبات

  • Seçki, antoloji. (Arapça)

nücum / نجوم

  • Yıldızlar. (Arapça)
  • Astoroloji. (Arapça)

ruhiyat

  • Ruh ilmi, psikoloji.

ruhiyyat / rûhiyyat / روحيات

  • Psikoloji. (Arapça)

sihr

  • Tabiat kuvvetleri, fizik, kimyâ ve biyoloji kânunları dışında gizli sebebler kullanarak, garip şeyleri yapmayı sağlayan iş, büyü.

tabakatülarz / tabakâtülarz / طبقة الارض

  • Jeoloji. (Arapça)

tahtieci

  • "Doğru bir tanedir, fazla olmaz" diyerek muhataplarının görüşlerini hatâlı bulan kimselere metodoloji ilminde Tahtieci denir.

temsil / temsîl

  • Analoji, kıyaslama tarzında benzetme.

temsili / temsîlî

  • Kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik.

terakkiyat-ı medeniye / terakkiyât-ı medeniye

  • Teknolojik ilerlemeler.

terakkiyat-ı medeniyet / terakkiyât-ı medeniyet

  • Medenî ve teknolojik ilerlemeler.

türkiyat / türkiyât / تركيات

  • Türklük araştırmaları, türkoloji. (Türkçe - Arapça)

üsture / üstûre

  • Efsane, uydurma hikâye, mitoloji.

usture / ustûre / اسطوره

  • Efsane, mitoloji. (Arapça)

usturevi / ustûrevî / اسطوروی

  • Efsanevî, mitolojik. (Arapça)

usul-i şeriat / usûl-i şeriat

  • Fıkıh usûlü, İslâm hukuku metodolojisi.

usul-ü kelamiye / usul-ü kelâmiye

  • Kelâm ilmi metodolojisi.

usulü'd-din

  • Din metodolojisi, kelâm ilmi.

usulü'l-fıkh

  • Fıkıh metodolojisi.

zahiri ilimler / zâhirî ilimler

  • Okuyarak, çalışarak ve araştırarak elde edilen, öğrenilen ilimler. Kelâm, tefsîr, fıkıh gibi din bilgileriyle; mantık, matematik, fizik, kimyâ, biyoloji, geometri gibi fen bilgileri.