LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Libas ifadesini içeren 19 kelime bulundu...

aba

  • Ekseriyetle yünden yapılmış, bol giyimli bir libas, elbise.

adak

  • Nezr, Allahü teâlânın rızâsının elde edilmesi veya bir isteğin yerine gelmesi veya bir belâ ve musîbetin giderilmesi maksadıyla Allahü teâlâ için oruç tutmak, kurban kesmek gibi başlıbaşına ibâdet olan veyâ benzeyen bir şeyi kendisine vâcib kabûl etm e.

bil-istiklal

  • Başlıbaşına, istiklâl üzere.

bürde

  • Hırka. Üstten giyilen libas, elbise.

came

  • Evde giyilen bol elbise. Elbise, çamaşır. Sevb, libas. (Farsça)

cübbe

  • (Çoğulu: Cübeb) Şeâir-i İslamiyeden olup, giyilmesi sünnet olan dış kıyafetini teşkil eden, bilhassa namazda giyilen uzun ve bolca bir libas.

gamr

  • Derinlik, suyun derinliği. Çok su, büyük deniz.
  • Uzun, geniş libas.
  • Cehalet, gaflet.
  • Şiddet.

harim / harîm

  • Herkesin giremiyeceği, dokunmıyacağı şey. Haram dairesi.
  • Şerik.
  • Bir kişinin olup, başkasının duhul ve taarruzundan masun yer.
  • Hacıların Mekke-i Mükerreme'de giydikleri libas.

keffaret-i yemin

  • Yaptığı bir yemine sadık kalmayıp bozan bir müslümana lâzım gelen keffâret demektir ki: Muktedir ise, müslim veya gayr-i müslim bir köle veya câriye azad etmekten; muktedir değil ise, on fakiri akşamlı sabahlı doyurmaktan veya on fakire birer parça libas giydirmekten; bu üç şeyden birine muktedir ol

kışr

  • Kabuk. Dış taraf.
  • Libâs.

libaçe

  • Elbise, libâs. (Farsça)

lübus

  • (Tekili: Libâs) Esvaplar, elbiseler.
  • Savaş elbisesi.

mısra-i azade / mısrâ-i âzâde

  • Edb: Başlıbaşına mânası bulunan mısra.

müstakill

  • Kendini idare edebilen. Başlıbaşına. Bağımsız.

mütedessir

  • Elbise giyen, libasa bürünen.

sac

  • Hint vilâyetinde yetişen siyah ve büyük cins bir ağaç.
  • Geniş, yuvarlak libas. (Araplar giyerler)

şare

  • Libas, elbise.
  • Heyet.

şevar

  • Ev esvabı, elbise, libas.
  • Heyet.

teayyün

  • Bellibaşlı olmak.
  • Meydana çıkmak. Görünmek. Belirmek.
  • Anlaşılma. Zâhir ve âşikâr olma.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın