LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Lezzetli ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

ab-ı leziz / âb-ı leziz

  • Lezzetli su.

elezz

  • (Leziz. den) Çok lezzetli, en leziz.

elezz-i et'ime

  • Yemeklerin en lezzetli olanı.

et'ime-i lezize

  • Lezzetli yiyecekler.
  • Lezzetli yemekler.

etraf

  • (Tekili: Türfe) Nazik ve zarif şeyler.
  • Lezzetli taamlar, güzel yemekler.

leziz / lezîz / لذيذ / لذیذ / لَذ۪يذْ

  • (Lezize) Lezzetli. Tatlı, hoş. Tadı hoş ve güzel. (Lezzet umumidir, hâlavet ise hususidir.)
  • Lezzetli.
  • Lezzetli.
  • Lezzetli.
  • Lezzetli. (Arapça)
  • Lezzetli.

lezizane / lezîzâne

  • Lezzetlice.

lezz

  • Uyku, nevm.
  • Sözü güzel olan, tatlı konuşan kişi.
  • Tatlı, leziz, lezzetli.

lezzaz

  • Lezzetli, tatlı, leziz.

lizaz

  • (Tekili: Leziz) Lezzetli ve tatlı şeyler.

lühum-u lezize

  • Lezzetli etler.

lut

  • Tatlı yemekler. Lezzetli yiyecekler. (Farsça)
  • Çıplak. (Farsça)

ma-i leziz / mâ-i leziz

  • Lezzetli ve tatlı su.

mayhoş

  • Biraz ekşice lezzetli tatlı. (Farsça)

melazz

  • (Tekili: Melzuz) Yalancı, kezzab. Leziz nesneler, lezzetli şeyler.

meni / menî

  • Yerinden şehvetli (lezzetli) veya şehvetsiz olarak kopup, ayrılıp, erkekten koyu beyaz, kadından akıcı sarı olarak gelen sıvı.

müşteheyat

  • Lezzetli şeyler. Nefsin hoşuna giden ve iştah için yenen şeyler.

müştehiyat / müştehiyât

  • Nefse hoş gelen lezzetli şeyler.

müştehiyat-ı nefsaniye

  • Nefsin hoşuna giden lezzetli şeyler.

nemekin / nemekîn

  • Tuzlu, lezzetli, tadı yerinde. (Farsça)
  • Tuzlu gözyaşı. (Farsça)

nuşin

  • Lezzetli, tatlı. (Farsça)

rahmaniyyet

  • Cenab-ı Hakk'ın Rahman oluşu. (Yâni: Gözümüzle görüyoruz, birisi var ki, bize zemin yüzünü rahmetin binlerle hediyeleri ile doldurmuş, bir ziyafetgâh yapmış ve Rahmâniyetin yüz binlerle ayrı ayrı lezzetli taamları içinde dizilmiş bir sofra etmiş ve zemin içini rahimiyyet ve hakîmiyetin binlerle kıym

sadda'

  • Suyu lezzetli olan örülmüş kuyu.

selsal

  • Hafif soğuk, tatlı ve lezzetli su.

süham

  • (Sühamî - Sühamiye) Lezzetli, sindirici, hoş içilecek şey.
  • Kuş yelekleri arasındaki yumuşak tüyler.
  • Yumuşak kumaş, elbise.

teveddüd

  • Tedricen kendini sevdirmek. Dostluk etmek.
  • Cenab-ı Hakk'ın çeşitli ve lezzetli nimetler vererek insanlara kendisini sevdirmesi.

zemzeme-i azime

  • Kur'ân hakikatleri için, "hayat veren mübarek ve lezzetli su" anlamında kullanılan bir ifade.