LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Lez kelimesini içeren 44 kelime bulundu...

ab-ı leziz / âb-ı leziz

  • Leziz, tatlı su.
  • Lezzetli su.

ayn-ı lezzet

  • Lezzetin tâ kendisi.

bi-nemek / bî-nemek

  • Lezzetsiz, tatsız, tuzsuz. (Farsça)

bimeze / bîmeze / بى مزه

  • Lezzetsiz, tatsız. (Farsça)

çeşiden

  • Lezzetine bakmak. Tadmak. (Farsça)

cihet-i lezzet / جِهَتِ لَذَّتْ

  • Lezzet veren taraf.
  • Lezzet yönü.

cilve-i lezzet

  • Lezzet veren tecelli, lezzetin bir yansıması.

dar-ı lezzet ve saadet / dâr-ı lezzet ve saadet

  • Lezzet ve mutluluk yeri.

enva-ı lezaiz / envâ-ı lezâiz

  • Lezzet çeşitleri.

enva-ı lezaiz ve kemalat / envâ-ı lezâiz ve kemâlât

  • Lezzetlerin ve mükemmelliklerin çeşitleri.

et'ime-i lezize

  • Lezzetli yiyecekler.
  • Lezzetli yemekler.

hadim-ül lezzat / hâdim-ül lezzat

  • Lezzetleri mahveden, yıkan. (Ölüm)

hadimüllezzat / hâdimüllezzât

  • Lezzetleri bozan.

haz / حَظْ

  • Lezzet alma.

iltizaz / iltizâz / التذاذ

  • Lezzet alma. (Arapça)

istilzaz / istilzâz

  • Lezzet alma.

lezaiz / lezâiz / لذائذ

  • Lezzetler. Zevk duyulan, eğlendirici, hoşa giden şeyler.
  • Lezzetler.
  • Lezzetler. (Arapça)
  • Lezzetler.
  • Lezzetler.

leziz / lezîz / لذيذ / لذیذ / لَذ۪يذْ

  • Lezzetli.
  • Lezzetli.
  • Lezzetli.
  • Lezzetli. (Arapça)
  • Lezzetli.

lezizane / lezizâne / lezîzâne

  • Lezzet verici.
  • Lezzetlice.

lezzat / lezzât

  • Lezzetler, tatlar.
  • Lezzetler.

lezzaz

  • Lezzetli, tatlı, leziz.

lezzet-yab / lezzet-yâb

  • Lezzet bulan, tad bulan, lezzetlenen. (Farsça)

lühum-u lezize

  • Lezzetli etler.

ma-i leziz / mâ-i leziz

  • Lezzetli ve tatlı su.

maden-i lezzet

  • Lezzet kaynağı.

medar-ı lezzet

  • Lezzet kaynağı.

müşteheyat

  • Lezzetli şeyler. Nefsin hoşuna giden ve iştah için yenen şeyler.

mütelezziz / مُتَلَذِّذْ

  • Lezzet aldığından hoşnud olan, lezzet duyan.
  • Lezzetlenen.
  • Lezzet duyan.
  • Lezzet alan.

mütelezziz eden

  • Lezzet veren.

mütelezziz olmak

  • Lezzet almak.

mütelezzizane / mütelezzizâne

  • Lezzet alarak.
  • Lezzet alarak.
  • Lezzet alarak, lezzet almak suretiyle. (Farsça)

nuşin

  • Lezzetli, tatlı. (Farsça)

tasavvur-u zeval-i lezzet

  • Lezzetin sona ereceğini düşünme.

tecdid-i lezzet

  • Lezzeti yenileme, tazeleme.

telezzüz / تلذذ / تَلَذُّذْ

  • Lezzet alma, lezzetlenme.
  • Lezzet alma.
  • Lezzet alma.
  • Lezzet alma.

telezzüz eden

  • Lezzetlenen.

telezzüzat / telezzüzât

  • Lezzet almalar.
  • Lezzet almalar.

telh-nak

  • Lezzeti acı olan, lezzeti hoş olmayan. (Farsça)

telziz

  • Lezzet verme. Tatlandırma. Lezzetlendirme.
  • Lezzetlenme.
  • Lezzetlendirme.

terk-i lezaiz / terk-i lezâiz

  • Lezzetleri terketme, bırakma.

tezyid-i lezzet

  • Lezzeti arttırma, fazlalaştırma.

tulhum

  • Lezzeti değişmiş olan su.

zeval-i lezzet / zevâl-i lezzet / زَوَالِ لَذَّتْ

  • Lezzetin bitmesi, lezzetin sona ermesi.
  • Lezzetin sona ermesi.
  • Lezzetin sona ermesi.

zevk-yab / zevk-yâb

  • Lezzet alan, zevklenen. (Farsça)