LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Levl ifadesini içeren 63 kelime bulundu...

alev-gir

  • Alevlenmiş. (Farsça)

alev-hiz

  • Parlayan, alevlenen. (Farsça)

alev-riz

  • Alevlenen, alev saçan. (Farsça)

dıram

  • Ateşin alevlenmesi.
  • Ateşin alevi.
  • Odun parçası, tahta parçası (tezcek ateş tutuşup alevlenir.)

hamie

  • Hararetli, çamurlu, volkanlı, alevli, dumanlı.

ihrab

  • Kavgayı kızıştırma, muharebeyi alevlendirme.

ihtiza

  • Ateş yakıp alevlendirme.

ilhab

  • Tutuşturma, alevlendirme.
  • İltihaplandırma, şişirip kızartma.

iltihab / iltihâb / التهاب

  • Alevlenmek. Yanmak.
  • Tıb: Bir uzuvda olan hararet, yanma. Cerahat toplanıp yaranın hararetlenmesi.
  • Alevlenme, tutuşma.
  • Alevlenme. (Arapça)
  • Yangı. (Arapça)

iltihab-ı ezhan / iltihâb-ı ezhân

  • Zihinlerin uyanıp alevlenmesi, tutuşması.

iltihabat

  • (Tekili: İltihab) İltihablar, alevlenmeler.

iltiya'

  • Heyecanlanmak, iç alevlenmesi.
  • İç sıkıntısı çekme, dertlenme.

inşial

  • Alevlenme, şulelenme.

iş'al

  • Şulelendirmek. Yaymak, alevlendirmek. Tutuşturmak. Parlatmak. Şiddetlendirmek.

iş'al-i nur-u hayat / iş'âl-i nur-u hayat

  • Hayat nurunu parlatmak, alevlendirmek.

işal / işâl

  • Alevlendirme.

iştial / iştiâl / اشتعال

  • Tutuşma. Parlama. Alevlenme.
  • Mc: Şiddetlenme.
  • Alevlenme, tutuşma.
  • Alevlenme.
  • Alevlenme, yalazlanma, parlama, tutuşma. (Arapça)

iştialat / iştialât

  • (Tekili: İştial) Parlamalar, alevlenmeler, yanmalar, tutuşmalar.
  • Mc: Şiddetlenmeler.

ızram

  • Ateşi tutuşturma, ateşi alevlendirme.

ıztıram

  • Saç ve sakala kır düşme.
  • Alevlenme.

leheb

  • Ateşin alevlenmesi. Ateş alevi. Havaya yükselen toz.

leheban

  • Ateşin alevlenmesi.

lühab

  • Ateş alevlenmek.
  • Işıklanmak, şule vermek.
  • Ateşi yakıp tutuşturmak.

melhub

  • (Lehb. den) Alevli, alevlenmiş.

meşale / meşâle

  • Ucu alevli değnek.

mescur

  • Sulu süt.
  • Dizilmiş salkım olmuş inci.
  • Yanmış.
  • Kızdırılmış.
  • Doldurulmuş. Taşkın su.
  • Alevli ateş, kızgın fırın.
  • Deniz.
  • Boş.
  • Muhtelit.
  • Mc: Firavun'un battığı deniz.

mibvele

  • (Bak: MEBLEVLE)

mültehib

  • (Lehb. den) Alevlenmiş, tutuşmuş.
  • İltihablı, kızarmış, şişmiş.

mültehif

  • Alevli.
  • Mc: Çok üzgün ve kederli olan.

münşeil

  • (Şa'l. dan) Alevli. Parlıyan.

müştail / مشتعل

  • (Şa'l. den) Yanan, tutuşan, alevlenen.
  • Alevli. (Arapça)

müstevkid

  • Yakıp alevlendiren.
  • Yanıp alevlenmiş.

mütelazzi

  • Alevlenen, alev çıkaran.

mütelehhib

  • (Leheb. den) Alevlenen, alev çıkaran.

muztarım

  • Alevlenen, ıztıram eden.

nevair

  • (Tekili: Naire) Ateşler, alevler.

sa'r

  • Ateşin alevlenmesi.

sekub

  • (Sekabe) Ateşin alevlenmesi.
  • Yıldızın parlaması.
  • Işıklı, ışık veren.
  • Parlamak.

şu'le

  • Alev, ateş alevi. Alevlenmiş odun.

şu'ledar / şu'ledâr / شعله دار

  • Alevlenmiş, alevli. Işıklı. (Farsça)
  • Alevli, şuleli. (Arapça - Farsça)

şu'legir

  • Tutuşan, alevlenen, alev alan. (Farsça)

şu'lenüma / şu'lenümâ

  • Alev gösteren, alevli. (Farsça)

şu'leperver

  • Işıklandıran. Alevlendirici. (Farsça)

şu'lepuş

  • Alev içinde kalmış, alevle örtülü. (Farsça)

şu'lever / شعله ور

  • Alevli. (Arapça - Farsça)
  • Parlak, aydınlık. (Arapça - Farsça)

şual

  • (Tekili: şu'le) Alevler, şu'leler. Ateş alevleri.

şuledar / şûledâr

  • Alevli, ışıklı.
  • Alevli, ışıltılı.

talazzi

  • (Lazâ. dan) Alev çıkarma. Alevlenme.

talziye

  • (Lezâ. dan) Alevlendirme veya alevlendirilme.

te'cic

  • Tutuşturup alevlendirme.

teeccüc

  • Tutuşma, alevlenme.

telazzi

  • (Ateş) alevlenmek.

telehhüb

  • (Leheb. den) Alevlenme, tutuşma, alevlenip yanma.
  • İltihap.

telhib

  • (Çoğulu: Telbihât) (Leheb. den) Alevlendirme, tutuşturma.

teş'il

  • (Şu'l. den) Parlatma. Tutuşturma, alevlendirme.

tes'ir

  • (Sa'r. dan) Ateşi yakıp alevlendirme.
  • Kıymet ve değer koyma. Narh koyma.

tevris

  • Vâris kılmak, mirâs bırakmak. Malının faydasını birisine âid kılmak.
  • Ateşi yakmak, alevlendirmek için tahrik etmek.

vakad

  • Alevlenen ateş.

vehc

  • Alevli olmak. Alev ile yanmak. Parlamak.

vehecan

  • Ateşin alevlenmesi.
  • Işıklandırmak, ziya vermek.

vehhac

  • Parıl parıl. Pek şa'şaalı.
  • Çok alevli.

zebanekeş

  • Alevlenen, alevli. (Farsça)

zeka / zekâ

  • Çabuk anlama ve bilme kabiliyyeti. Fehim ve idrakte çabuk olma.
  • Ateşin alevlenmesi.
  • Güzel koku alma.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR