LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Lat kelimesini içeren 46 kelime bulundu...

afyon

  • Lât. Haşhaş sütünün birikmesinden ibaret bir madde.

akvaryum

  • Lat. Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek tarzda yapılmış camdan su kabı.

albüm

  • Lât. Fotoğraf resimlerini veya sair resim, şekil ve hatıraları içine alan defter veya kitap.

aldehit

  • Lât. Kim:Alkol veya asitlerden elde edilen kimyevi bir sıvı.

baziguş / bazigûş

  • Lâtifeci, şakacı, şen kimse. (Farsça)

bizle

  • Lâtife, şaka. (Farsça)

cins-i latif

  • Lâtif ve hoş cins, nev. İnsanlar nev'inde kadın.

dekan

  • Lât. Üniversitelerde bir fakültenin başkanı.

dekar

  • Lât. Bin metrekarelik ölçü birimi.

dinar

  • Lât. Eskiden kullanılan altın ve sikkeli para.

ecsam-ı latife-i nuraniye / ecsâm-ı lâtife-i nûrâniye

  • Lâtif ve nurlu cisimler.

ego

  • Lât. Ben. Ene.

fekahet

  • Lâtifecilik, şakacılık.

gılaf-ı latif

  • Lâtif örtü.

hallüsinasyon

  • Lât. Tıb: Hakikatte olmayan bir şeyi varmış gibi görme ve işitme.

heva-i nesim / hevâ-i nesîm

  • Latif hava. Mâne-vî gıda.

illizyon

  • Lât. Cisimleri yanlış idrak etme. Meselâ su borusunu yılan gibi görme.

imparator

  • Lât. Büyük kral. Birkaç devlete hükmünü geçiren büyük hükümdar. Tahta çıkan kadın olursa ona imparatoriçe denir.

karbon

  • Lât. Basit olup kömürleşmiş hâlde bulunan bir temel unsur. Kömür. Billurlaşmış halde kömürleşmiş cisim.

kavanin-i latife / kavanin-i lâtife

  • Lâtif, ince, şirin olan kanunlar.

latifane / lâtifane

  • Lâtifçe.

latifegu

  • Lâtifeci, şakacı. Lâtife söyliyen. (Farsça)

latince / lâtince

  • Latin harflerinin kullanıldığı dil.

latini huruf / lâtinî huruf

  • Lâtin harfleri.

letaif / letâif / لطائف

  • Lâtif duygular.
  • Lâtifeler; insanın mânevî yapısındaki ince duygulardan herbiri.
  • Lâtifeler, incelikler.
  • Latifeler.

madde-i latife / madde-i lâtife

  • Lâtif madde, kanun, ruh.

mezzah

  • Lâtifeci, şakacı.

mizah / mizâh

  • Latîfe, şaka.

mülatafe / mülâtafe

  • Lâtifede bulunma, espiri yapmak, edep sınırlarını aşmadan şaka ile takılma, karşılıklı şakalaşma.

mülatefe / mülâtefe

  • Lâtifeleşme, şakalaşma.

mülatıf

  • Lâtife eden, şakacı, lâtifeci.

mümazaha

  • Lâtife yapma, şakalaşma.

mutavves

  • Lâtif, güzel, renkli.

mutayebe

  • Lâtifeleşme, şakalaşma.

natura

  • Lât. Her canlının yapılış hususiyeti, bünye, yaratılış hali.

nazik-endam / nâzik-endâm

  • Lâtif ve güzel vücutlu. Nâzik endamlı. (Farsça)

nesim-i seher

  • Lâtif sabah rüzgârları.

ömr-ü nazenin / ömr-ü nazenîn

  • Lâtif ömür, nazik hayat.

protein

  • Lât. Tıb: Albüminli besleyici madde.

semavat-ı latife / semâvât-ı lâtife

  • Lâtif, şeffaf gökler.

şirin-eda / şirin-edâ

  • Lâtif ve şirin edâlı. (Farsça)

skolastik

  • Lât. Kurun-u vustâda (Orta çağlarda) Hristiyan âleminde, papazların dinî görüşüne ve onların baskısı altındaki dinî fikirlerine göre yapılan tedrisat usulü.

ta'b

  • Latife etmek, şaka yapmak.

tehnid

  • Lâtifeleşmek, şakalaşmak, birbirine lütuf etmek.

yeni harf

  • Latin alfabesi.

yeni huruf

  • Lâtin harfleri.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın