LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kurtulma ifadesini içeren 75 kelime bulundu...

akl-ı mead / akl-ı meâd

  • Ebedî rahata kavuşmak, Cennet'te ebedî kalmak ve Cehennem azâbından kurtulmak için hâlini ıslâh etmeyi, düzeltmeyi düşünen, uzak görüşlü, dünyâya değil, âhirete değer veren akıl.

azad olmak / âzâd olmak

  • Serbest olma, kurtulma.

azade olma / âzâde olma

  • Kurtulma, hür ve serbest olma.

belul

  • Kurtulma. Hastalıkdan, marazdan kurtulma. Halâs olma.

beraet / berâet

  • Arınma, kurtulma.

bür'

  • (Büru') Hastanın iyileşmeğe başlaması.
  • Kurtulmak.
  • Fazilette ve bilgide üstünlük.

cesten

  • Atlamak, sıçramak. Kaçmak, kurtulmak. Atılmak. (Farsça)

destur

  • İzin, müsaade. Şerlilerden kurtulmak için söylenen söz. (Farsça)
  • Allah'ın inayeti. (Farsça)

devr

  • Bir şeyi elden ele aktarma. Vefât eden bir müslümanın sağlığında kılamadığı namaz, tutamadığı oruç ve veremediği zekât gibi borçlardan kurtulması için birkaç fakirin kendilerine ölünün vasî veya velîsi tarafından verilen fidyeyi alıp, gönül rızâsıyla tekrar geri vermek sûretiyle yapılan muâmele.

egoizm

  • Bencillik. Kendi menfaatını ön plâna alma. Her işi ve davranışta kendini düşünme. Bencillik, hem ahlâk, hem de dinde reddedilen kötü bir huydur. Bencillikten kurtulmanın çaresi, İslâm terbiyesidir. (Fransızca)

ev-kema kal

  • Söylediği gibi. Söylendiği gibi.
  • Hadis-i Şerifi lâfzı ile aynen nakletmekte bir hata olmuşsa, mes'uliyetten kurtulmak için bu kelâm söylenir. "Bu naklettiğim hadisin metninde yanlışım varsa Peygamber (A.S.M.) aslında nasıl söylemiş ise aynen onu kastediyorum" demektir.

fasye

  • Darlıktan ve belâdan kurtulmak.

felah / felâh / فلاح

  • Kurtulma, rahata erme. (Arapça)

ferce

  • Gamdan ve tasadan kurtulmak.
  • Kurtuluş.
  • Şiddetten kurtulmak.
  • Yarık, şak.
  • Girecek yer, medhal.
  • Açıklık, ferahlık.

ferec / فَرَجْ

  • Sıkıntıdan kurtulmak, zafer, inşirah, kederden kurtulmak. Genişlik, ferahlık, fütuhat.
  • Girecek yerler.
  • Tasa ve sıkıntıdan kurtulma, ferahlık.
  • Sıkıntıdan kurtulma.

ferec-i umumi / ferec-i umumî

  • Genel ferahlık, sıkıntıdan kurtulma.

fidye

  • Herhangi bir farzından birini yerine getirmeye gücü olmayan bir kimsenin Cenâb-ı Hak'tan özür dilemek kasdı ile, verdiği para veya sadaka.
  • Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para.
  • Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği.

fidye-i necat

  • Bir kimsenin esirlikten veya başına gelen bir belâdan kurtulmak için, kendisi veya kendi namına başkası tarafından mecburen verilen para vesaire hakkında kullanılan bir tabirdir. Tabirin karşılığı, can kurtarma akçası demektir.

fikak

  • Halas, kurtulma.
  • Bir şeyin karşılığında verilen şey.

halas / halâs / خلاص / خَلَاصْ

  • Kurtulma, kurtuluş. Selâmete ermek.
  • Kurtulma.
  • Kurtulma, kurtuluş.
  • Kurtuluş, kurtulma. (Arapça)
  • Halâs bulmak: Kurtulmak. (Arapça)
  • Halâs olmak: Kurtulmak. (Arapça)
  • Kurtulma.

halas olma / halâs olma

  • Kurtulma, kurtuluşa erme.

halas olmak / halâs olmak

  • Kurtulmak.

halaskar-ı iman / halâskâr-ı iman

  • İman kurtarıcı, imanın kurtulmasına vesile olan.

huneyn vak'ası

  • Hicretin sekizinci senesinde şirkten kurtulmamış bazı Arap kabileleri Mekkeyi geri almak maksadıyla hücum ettikleri zaman burada müslüman askerlere karşı gelerek başlangıçta galip gibi görünmüşlerse de daha sonra galebe ve zafer, İslâm askerlerine nasib olmuştur. Bu muhârebede Sahabe-i kiramdan birç

iade-i itibar

  • Ticarette iflâstan kurtulma.
  • Kaybedilen itibarı tekrar kazanma. Şerefini kurtarma.

ifakat

  • (Fevk. den) İyileşme, hastalıktan kalkma. Hastalıktan kurtulup tamamen iyileşinceye kadar aradan geçen zaman.
  • Ayılma. Sarhoşluk veya baygınlıktan kurtulma.

iflah / iflâh / افلاح

  • Kurtulma.
  • Rahata erme, kurtulma. (Arapça)
  • İflâh etmek: Ondurmak, dertten kurtarmak. (Arapça)
  • İflâh olmak: İyileşmek, kurtulmak. (Arapça)

iflas

  • Sıyrılıp kurtulmak.

iftida'

  • (Fidye. den) Fidye vererek esirlikten kurtulma.

ihtiyat / ihtiyât

  • Dîne uygun olmayan bir işi yapma şüphesinden kurtulmak için, tedbirli hareket etme.

indira'

  • Bir işe girişme, bir şeye teşebbüs etme.
  • Öne geçme.
  • Buluttan kurtulma.

infirac

  • Gam ve gussadan kurtulma, açılma.

ıskat

  • Düşürmek. Düşürülmek. Aşağı atmak. Hükümsüz bırakmak.
  • Silmek.
  • Ölünün azaptan kurtulması ümidi ile ölen kimse nâmına dağıtılan sadaka.

iskat ve devr / iskât ve devr

  • Müslüman bir kimsenin ölünce, namaz, oruç ve diğer bâzı borçlarından kurtulması için yapılan muâmele.

istiflah

  • Felah bulma, kurtulma. Maksada ulaşma.

izahe

  • Bir şeyi ayırma.
  • Kurtulma.
  • Yok etme.

kalb temizliği

  • Kalbin İslâmiyet'e uymayan şeylerden, dünyâya düşkünlükten, kötü düşünceden kurtulması.

kalb toparlanması

  • Kalbin Allahü teâlâdan başka şeylere bağlanmaktan kurtulması.

karia / kâria

  • Pek şiddetli rüzgâr,
  • Ansızın gelen büyük belâ.
  • Kıyamet.
  • Belâdan kurtulmak üzere okunan "el-Kariâtü" sûresi.

mahis / mahîs

  • Kaçacak yer. Kaçamak.
  • Kurtulmak.

mahv

  • Yok etme, ortadan kaldırma.
  • Beşerî noksanlardan kurtulma hali.

mencat

  • Kurtulma, necât bulma. Halâs olma.

mence

  • (Mencâ) Kurtulacak yer. Necat bulacak yer.
  • Necat bulma. Kurtulma.

muhyi / muhyî

  • Maddî mânevî hayat veren, dirilten, canlandıran, can ve ruh veren mânalarında olup, Cenab-ı Hakk'ın bir ismidir. (Ehl-i dünya küfür ve dalâlet karanlığında mânen ölü gibi iken Resul-i Ekremin (A.S.M.) mübarek irşadları ve iman nurları ile dirilmelerine ve o mânevî ölümden kurtulmalarına binaen Peyga

mukabele

  • Karşılık, karşılamak.
  • Mücadele.
  • Karşılaştırmak. Karşılıklı yapılan iş, karşılıklı yapılan okuma.
  • Camide Kur'ân-ı Kerimi okuyup halka dinletmek.
  • Yüz yüze olmak.
  • Düşmanın şerrinden kurtulmak ve onun şiddetini kaldırmak için onu yıldıracak tedbirde bulunm

münci

  • İncâ eden. Kurtaran, necat veren.Resul-i Ekremin (A.S.M.) insanların azabtan kurtulmasına ve dünyâ ve âhiret saadetlerine sebeb olmasından mübarek isimlerinden birisi de münci olmuştur.

nakıh

  • (Çoğulu: Nukuh) Tam olarak iyileşip hastalıktan kurtulmayan.

nakz

  • Halâs olmak, kurtulmak.

neca

  • Evmek. Acele etmek.
  • Halâs olmak, kurtulmak.

necat / necât

  • Kurtulma, kurtuluş.
  • Kurtulma, kurtuluş.

necati / necatî

  • Kurtulmaya ait, kurtulmakla ilgili.

nefr

  • Heyecan verici bir emirden dolayı bir yerden bir yere fırlayıp çıkmaktır. Ürkmek demek olan "Nüfur" da bu mânâdandır. Fakat "Nüfur" tek başına kaçıp kurtulmak için menfi bir harekette kullanıldığı hâlde; "nefr", düşmana karşı gaza için fırlayıp çıkmakta kullanılır. Ve böyle çıkıp toplanan cemaate "n

nüch

  • Zafer bulmak. Hâlâs olmak. Kurtulmak. İhtiyaçlarını giderip zafer bulmak.

rabıta-i mevt

  • Ölümünü düşünüp dünyanın fani olduğunu mülâhaza edip nefsin desiselerinden kurtulmak.

reha

  • Kurtuluş, kurtulma. Halâs. (Farsça)
  • Urfa şehrinin eski ismi. (Farsça)

rehayi / rehayî

  • Kurtulma, halâs, necat. (Farsça)

restgari / restgârî

  • Kurtulma, necat. (Farsça)

riyazat

  • Nefsi terbiye için az yiyip az uyuyarak dünya lezzetlerinden kurtulma.

sefer der vatan

  • Nakşibendiyye yolunun on bir temel esâsından biri. Sâlikin (tasavvuf yolunda bulunan kimsenin) kötü ahlâk, beşer (insan) tabiatının sıfatlarından kurtulması, beşerî sıfatlardan meleklere âit sıfatlara, kötü, çirkin vasıflardan, iyi, güzel ahlâka geçm esi.

selamet / selâmet

  • Kurtuluş, tehlikeden sâlim olmak. Korktuklarından, fenalıklardan kurtulmak.
  • Neticede imân ile kabre girmek.
  • Edb: Doğruluk, sağlamlık.
  • Her türlü korku ve tehlikeden uzak olma, kurtulma.

seyr-i ilallah

  • Allahü teâlâya doğru olan yolda ilerlemek, mânevî ilimde durmadan yükselmek. Seyr-i âfâkî (kötü hâllerden kurtulma) ve seyr-i enfüsî (iyi hâllerle süslenme) yi içine alan tasavvuf yolculuğu.

şifa / şifâ

  • Hastalıktan iyi olma, iyileşme. Hastalıktan kurtulma.
  • Hastalıktan kurtulma, iyileşme, iyi olma.

şifa-i acil / şifa-i âcil

  • Hastalıktan çabuk kurtulma.
  • Acil şifa, hastalıktan çabuk kurtulma, çabuk iyileşme.

tafassi

  • Halâs olmak, kurtulmak.

tahallüs / تخلص

  • Halâs olmak. Kurtulmak.
  • Edb: şiirde mahlâs kullanmak.
  • Kurtulma.
  • Kurtulma. (Arapça)
  • Şiirde mahlas kullanma. (Arapça)

tahılle

  • Gerçek yere yemin etmek.
  • Yeminden kurtulmak için verilen keffaret.

tefellüt

  • Halâs olmak, kurtulmak.
  • Aniden bağından boşanmak.

teferrug

  • (Ferâg. dan) Vaz geçme, fârig olma.
  • Bir işi bitirip kurtulma.
  • Satın alınan bir mülkün tapusunu kendi üzerine çevirme.

temellus

  • Halâs olmak, kurtulmak.

tenakkuz

  • Halâs olmak, kurtulmak.

tenebbüh-ü tam / tenebbüh-ü tâm

  • Tam bir uyanış, tam bir gafletten kurtulma.

tensil

  • Halâs olmak, kurtulmak.

varestegi / varestegî

  • Kurtulma, halâs bulma. (Farsça)
  • Rahatlık, serbestlik. (Farsça)
  • İlişiksizlik. (Farsça)

vilayet-i kübra / vilâyet-i kübrâ

  • Vehimden ve hayâlden kurtulma makâmı. Bu vilâyete, Vilâyet-i enbiyâ da denir.

visal / visâl

  • (Vasıl. dan) Vâsıl olma. Sevdiğine ulaşma. Kavuşma. Ayrılıktan kurtulma.
  • Kavuşma, sevdiğine ulaşma, ayrılıktan kurtulma.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın