LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kucak ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

aguş

  • Kucak. (Farsça)
  • Sığınılan yer. (Farsça)

ağuş / âğûş

  • Kucak.
  • Kucak, sığınılacak yer.

aguş / âgûş / آغوش

  • Kucak. (Arapça)

aguş-u nazdarane / âguş-u nazdârâne

  • Nazlı bir şekilde sarmalayan kucak.

ağuş-u nazendarane / âğuş-u nazendârâne

  • Şefkatli ve merhametli kucak.

ağuş-u şefkat / âğuş-u şefkat

  • Şefkatli kucak.

bu'

  • Bir şeyi kucaklayıp çekmek.

bug

  • Elde omuzda, kucakta taşınmak üzere hazırlanmış eşya çıkını. (Farsça)

butun

  • (Tekili: Batn) Batınlar, karınlar, kucaklar.
  • Nesiller, soylar.

bütun

  • (Tekili: Batn) Batınlar, karınlar, kucaklar.
  • Soylar, nesiller.

hacr

  • (Hicr) Men'etmek. Birisine bir şeyi yasak etmek. Malını kullanmaktan men'etmek.
  • Kucak. Ağuş.
  • Men etme, yasak etme.
  • Kucak, oğuş, himaye.

hemaguş / hemâgûş / هم آگوش

  • Sarmaş dolaş, kucak kucağa. (Farsça)
  • Hemâgûş olmak: Sarmaş dolaş olmak, kucaklaşmak. (Farsça)

hıdn

  • Koltuk altından yan başına varana kadar, kucak.
  • Nahiye.
  • Canip, taraf.

hücr

  • Kucak, âğuş.

huzme

  • Demet. Deste. Bir kucak şey.
  • Fiz: Bir ışık kaynağından çıkan sütun halindeki şua.

i'tinak

  • (Unk. dan) Birbirlerinin boyunlarına sarılma.
  • Kucaklama.
  • Sıkıca kavrayıp alma.

ınak

  • Kucaklaşıp sarılma, muânaka.

inak

  • Birbirinin boynuna sarılma, kucaklaşma.

kenar

  • Çevre, kıyı, Sâhil, deniz kıyısı. (Farsça)
  • Köşe, uç. (Farsça)
  • Son, nihâyet. (Farsça)
  • Çember. (Farsça)
  • Etrâfı çevrilen şey. (Farsça)
  • Kucaklama. Kucağa alma. (Farsça)

kenare

  • Kıyı, kenar. (Farsça)
  • Kucak. (Farsça)
  • Kasap çengeli. Kayış asılan çengel. (Farsça)

mashub

  • (Çoğulu: Mesâhib) Beraber alınıp götürülmüş. Kucaklanmış.

mevbil

  • Kaba büyük sopa.
  • Bir kucak odun.

muanaka / muânaka

  • Birbirinin boynuna sarılma. Kucaklaşma.
  • Birbirinin boynuna sarılma, kucaklaşma.

muanık

  • Birbirinin boynuna sarılan. Kucaklaşan.

muanik

  • (Unk. dan) Birbirinin boynuna sarılan, kucaklaşan.

mubataşa

  • İki kişi elleriyle birbirlerini kucaklamağa çalışma.

münadea

  • Süngü ile birbirine hücum etmek.
  • Kucaklaşmak.

musafaha

  • Tokalaşma; kucaklaşma.

sinesaf

  • Sarılıp kucaklaşmış. (Farsça)

teanuk

  • Birbirinin boynuna sarılma. Kucaklaşma.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın