LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kor kelimesini içeren 300 kelime bulundu...

a'ma / a'mâ / اعمى

  • Kör. (Arapça)

a'ma-i asam / a'mâ-i asam

  • Kör ve sağır.

ab-yari-i himmet / ab-yârî-i himmet

  • Korumak için yapılan yardım, himmet yardımı.

adem-i tahavvuf

  • Korkusuzluk.

adem-i tahavvüf

  • Korkusuz olma.

ahger / اخگر

  • Kor ateş. (Farsça)

ahras / ahrâs / احراس

  • Koruyucular, muhafızlar. (Arapça)

ale'l-amya / ale'l-amyâ

  • Körü körüne.

ale-l-amya

  • Körü körüne.

ale-l-ımıya

  • Körü körüne, körlemeden.

alelamya / alelamyâ / على العميا

  • Körükörüne.
  • Körükörüne. (Arapça)

alil / alîl

  • Kör.

ama / âmâ

  • Kör.
  • Kör.

amiyane / âmiyâne

  • Körü körüne.

bak / bâk / باک

  • Korku, havf, çekinme, sakınma. (Farsça)
  • Korku. (Farsça)

bed-dil

  • Korkak, yüreksiz. (Farsça)

bedzehre

  • Korkak, yüreksiz, ödlek kimse. (Farsça)

bi-ciğer / bî-ciğer

  • Korkak, ciğersiz, yüreksiz. (Farsça)

bi-perva / bî-perva

  • Korkusuz. Pervasız. (Farsça)

bila-perva / bilâ-perva

  • Korkusuz.

bilaperva / bilâperva / bilâpervâ / بلاپروا

  • Korkusuz.
  • Korkusuzca. (Arapça - Farsça)

bim / bîm / بيم

  • Korku. (Farsça)

bim ü ümid

  • Korku ve ümid.

bim-nak

  • Korkmuş. (Farsça)

biperva / bîperva

  • Korkusuz.

casum / casûm

  • Korkulu rü'ya, kâbus.

ce's

  • Korkutmak, tahvif.

ceban

  • Korkak, ürkek.

cebanet / cebânet / جبانت

  • Korkaklık, ürkeklik. Korkulmayacak şeylerden bile korkmak.
  • Korkaklık, ürkeklik.
  • Korkaklık.
  • Korkaklık. (Arapça)

cebin / cebîn / جبين / جَبِينْ

  • Korkak, cesaretsiz.
  • Korkak.
  • Korkak. (Arapça)
  • Korkak, yüreksiz.

cenah-ı himaye

  • Koruma kanadı.

cenah-ı himaye ve re'fet / cenâh-ı himaye ve re'fet

  • Koruma ve şefkatle muamele etme kanadı.

cenah-ı himayet

  • Koruma kanadı.

cüba'

  • Korkak.

cübn / جبن

  • Korkaklık.
  • Korkaklık. (Arapça)

cübne

  • Korkaklık.

cünh

  • Koruma, esirgeme, himâye ve muhafaza etme.

dahiye / dâhiye

  • Korkunç belâ.

dariru'l-basar / darîru'l-basar

  • Kör, âmâ.

dehliz / دهليز

  • Koridor. (Arapça)

dehşet / دهشت

  • Korkup kaçılacak şey. Ürkmek, şaşmak. Korku ve telâş içinde olmak.
  • Korku, ürkme.
  • Korkma.

dehşet-efşan

  • Korkunç, korku ve dehşet saçan, ürkütücü. (Farsça)

dehşetengiz

  • Korku verici.

dehşetli

  • Korkunç.

dumur / dumûr / دمور

  • Körelme, kuruma.
  • Körelme. (Arapça)

dürr-i meknun / dürr-i meknûn

  • Korumalı parlak inci.

ehval / ehvâl

  • Korkular.
  • Korkular.

ehvel

  • Korkunç nesne.

eman / emân

  • Korkusuzluk, emniyet, güven.
  • Bir kimseye veya düşmana; söz, işâret veya yazı ile, mal ve can güvenliğinin emniyet (güven) altında olduğunu bildirme.
  • Müslüman olmayan bir kimsenin İslâm memleketine girmesi için kendisine verilen müsâade, izin.

emn ü eman / emn ü emân

  • Korkusuzluk ve emniyet hâli.

endişe

  • Korku. Düşünce. Merak, keder, kuruntu. (Farsça)

eser-i himayet

  • Koruma, himaye etme eseri, belirtisi.

fazi' / fazî'

  • Korkulu nesne.

ferik

  • Korgeneral.

ferik-i evvel / ferîk-i evvel / فریق اول

  • Korgeneral. (Arapça - Farsça)

feza' / fezâ'

  • Korkma, dayanamama, ümitsizlik.

gafilane / gafilâne

  • Körü körüne, ihtiyatsızca, dalgınlıkla. Gafilcesine. (Farsça)

gayret-i cahiliye / gayret-i câhiliye

  • Körü körüne uğraşmak. Allah'ın razı olmadığı lüzumsuz şeylere kıymet vererek didinmek.

hafaza

  • Koruyucu.

hafaza melekleri

  • Koruyucu melekler, her insanın hayır (iyi) ve şer (kötü) işlerini yazan; ikisi gece, ikisi gündüz gelen ve kötülüklerden ve cinlerden koruyan melekler. Bunlara Kirâmen kâtibîn melekleri diyenler olduğu gibi, onlardan başka olduğunu söyleyenler de olm uştur.

hafiz / hafîz

  • Koruyan.

hafizane / hafîzâne

  • Koruyup gözeten, saklayan.

hafiziyet / hafîziyet

  • Koruyuculuk.

haif / hâif / خائف

  • Korkak.
  • Korkan, korkak.
  • Korkak. (Arapça)

haifane

  • Korkakcasına, ödlekçesine.

haifen / hâifen / خائفا

  • Korkarak, korkakçasına.
  • Korkarak. (Arapça)

hail / hâil / هائل

  • Korku ve dehşet veren.
  • Korkunç. (Arapça)

halic / halîc / خليج

  • Körfez. (Arapça)

hami / hâmî / حَام۪ي

  • Koruyucu.
  • Koruyucu.

hamisiz / hâmisiz

  • Koruyucusuz.

harak

  • Korkudan veya utanmaktan dolayı dehşet içinde kalmak.

hars

  • Koruma. Muhafaza etmek. Hırz mânasınadır.

haşin

  • Korkak, korkan.

haşyet / خشيت

  • Korku ve dehşet.
  • Korku, ürperti.
  • Korkma. (Arapça)

haşyetengiz / خشيت انگيز

  • Korku salan, korkunç. (Arapça - Farsça)

hatarnak / hatarnâk

  • Korkunç, korkulu, tehlikeli. (Farsça)

havf / خوف / خَوْفْ

  • Korku, korkutmak.
  • Korku.
  • Korku, korkma.
  • Korku.
  • Korku.
  • Korku. (Arapça)
  • Havf eylemek: Korkmak. (Arapça)
  • Korku.

havf eden

  • Korkan.

havf etmek

  • Korkmak.

havf ve reca / havf ve recâ

  • Korku ve ümit.
  • Korku ve ümid. (Hem yaşama ümidi, hem de ölüm korkusu. Yahut, affedilmesi ümidi veya cehenneme gitmek korkusu.)
  • Korku ve ümit.

havfnak / havfnâk / خوفناک

  • Korkulu, korkutan, korkunç. (Farsça)
  • Korkulu. (Arapça - Farsça)

hayal-i hail / hayal-i hâil

  • Korku ve dehşet veren hayal.

haymume

  • Korkaklık, cübün.

hazir

  • Korkan, korkak,

hebit

  • Korkak kimse.

hevl / هول / هَوْلْ

  • Korku. (Arapça)
  • Korkma, korku.

hevl-aver / hevl-âver

  • Korkunç, korku getiren, korku veren. (Farsça)

hevl-engiz

  • Korkunç korkulu. (Farsça)

hevl-nak / hevl-nâk

  • Korkulu, korkunç. (Farsça)

hevlnak / hevlnâk / هولناک

  • Korkunç. (Arapça - Farsça)

heybet / هَيْبَتْ

  • Korku ve hürmet hissini uyandırma.

heybub

  • Korkak.

heyra'

  • Korkak, ahmak kimse.

heyula / heyûla

  • Korkutucu hayâl, felsefede eşyanın aslı kabul edilen şey.

hıfz / حفظ / حِفْظْ

  • Koruma, muhafaza etme.
  • Koruma.
  • Koruma.

hıfz eyle

  • Koru.

hıfz u himaye

  • Koruma ve esirgeme.

hıfzetmek

  • Korumak.

himaye / himâye / حمایه / حِمَايَه

  • Koruma. Korunma. Muzır şeylerden muhafaza etme.
  • Koruma.
  • Koruma, esirgeme. (Arapça)
  • Koruma.

himaye eden

  • Koruyan.

himaye etme

  • Koruma.

himaye etmek

  • Korumak.

himayegerde / himâyegerde

  • Korunmuş.

himayet / himâyet / حِمَايَتْ

  • Koruma.
  • Koruma.
  • Koruma.

himayet damarı

  • Koruma mizacı, huyu.

himayetçi

  • Koruyucu.

himayetkar / himayetkâr / himâyetkâr

  • Koruyucu.
  • Koruyucu.

himayetkarane / himayetkârâne

  • Korurcasına.

hiras / hirâs / هراس

  • Korku. Şaşırıp bozulmak, ürküp çekinmek. (Farsça)
  • Korku. (Farsça)

hirasan

  • Korkak, ürkek, korkan, çekinen. (Farsça)

hirdebe

  • Korkak, ihtiyar, yaşlı kimse.

hırz

  • Koruma, saklama.

hiss-i havf

  • Korku damarı, duygusu.

hıyfet

  • Korku. Gizlilik ve havf.

huşu / huşû

  • Korkuyla karışık sevgiden gelen edepli hal.

hüyu'

  • Korkaklık.

i'ma

  • Kör etme, âmâ yapma.

iad

  • Korkutmak, tehdit etmek. Vaidde bulunmak.

ical

  • Korkutmak.

id'ad

  • Korkutmak.

idhaş

  • Korkutma, dehşet verme, dehşetlendirme.

ıhafe

  • Korkutmak.

ihafe / ihâfe

  • Korkutmak. Havf ettirmek.
  • Korkutma.
  • Korkutma.

ihtirasi / ihtirasî

  • Korunma, muhafaza olunma, kendini gözetme.

ihtirazen

  • Korunarak, sakınarak, muhafaza olunarak.

ihtiyal

  • Korkma, havfetme.

inhisaf-ı ayn

  • Kör olma.

inzar / inzâr

  • Korkutmak, sakındırmak.
  • Korkutma.

istihsan

  • Korunma.

istirhab

  • Korkutma veya korkutulma.

itaat-i amya / itaat-i amyâ

  • Körü körüne itaat; bilinçsiz ve şuursuz bir şekilde itaat etme.

ittika

  • Korkup sakınma.

ka'ka'

  • Korkak, zayıf kişi.

kabus / kâbus

  • Korkulu rüya.

kefeteyn-i havf u reca / كَفَتَيْنِ خَوْفُ و رَجَا

  • Korku ve ümit kefeleri.

kehb

  • Koruk.

keşni

  • Koruluk, orman. (Farsça)

keu'

  • Korkak olmak.

kilaet

  • Korumak. Gözlemek. Muhafaza.

kırn

  • Korkak.

körhane / körhâne

  • Körlerin kaldığı yer.

külhan

  • Kor hâlinde yanan ateş.

kur / kûr / كور

  • Kör. (Farsça)

kurane / kûrâne

  • Körcesine. (Farsça)

kuri / kûrî / كوری

  • Körlük, âmâlık. (Farsça)
  • Körlük. (Farsça)

kuyud-u ihtiraziye

  • Koruyucu tedbirler, bazı hakları kullanabilme şartları, çekince şartları.

kuyud-u ihtiraziyye

  • Korunmak için ilerisine âid tedbir kayıtları. Bazı hakları kullanabilme şartı.

la'

  • Korkak.

levh-ül-mahfuz / levh-ül-mahfûz

  • Korunmuş levha; Allahü teâlânın takdir ettiği her şeyin yazılı bulunduğu, nasıl olduğu bizce bilinmeyen ve her türlü te'sirden korunmuş levha.

mahafet

  • Korku. Korkmak.

mahfaza / مَحْفَظَه

  • Koruma kılıfı.
  • Koryucu kap.
  • Koruyucu kap.

mahfuz / mahfûz / محفوظ

  • Korunmuş.
  • Korunmuş.
  • Korunmuş, saklanmış. (Arapça)

mahfuziyet / mahfûziyet

  • Korunmuşluk.
  • Korunurluk.

mahmi

  • Korunan, himaye gören. Hıfzolan.

mahuf / mahûf

  • Korkulu. Tehlikeli.
  • Korkulu.
  • Korkutan, tehlikeli.

makam-ı terhib ve tehdit

  • Korkutma ve tehdit makamı.

masun / masûn / mâsûn / مصون / مَصُونْ

  • Korunan, saklanan.
  • Korunan.
  • Korunmuş, saklanmış. (Arapça)
  • Masûn kalmak: Korunmak, zarar gelmemek. (Arapça)
  • Korunan.

masuniyet / mâsûniyet

  • Korunurluk.

mehafet / mehâfet

  • Korku.

mehavif

  • Korkulu yerler.

mehbut / mehbût

  • Korkudan şaşırmış. Hayret ve korkuya kapılmış.
  • Korkudan şaşıran.

mehib / mehîb

  • Korkulan.

mehil / mehîl

  • Korkulu yer. Korkunç ve tehlikeli yer.

melaike-i sıyanet / melâike-i sıyanet

  • Koruyucu melekler.

melek-i sıyanet / melek-i sıyânet / مَلَكِ صِيَانَتْ

  • Koruyucu melek.
  • Koruyucu melek.

mest-i harab / mest-i harâb / مست خراب

  • Körkütük sarhoş. (Farsça - Arapça)
  • Mest-i harâb olmak: Körkütük sarhoş olmak. (Farsça - Arapça)

mevt-i hail / mevt-i hâil

  • Korkunç ölüm.

mia-i a'ver / miâ-i a'ver

  • Körbağırsak.

müdhiş

  • Korkunç.

müdhişe

  • Korkunç, ürküten, ürkütücü.

müfşil

  • Korkutucu, korkutan.

muhaba

  • Korku, perva, havf, çekingenlik.

muhafaza / muhâfaza / محافظه / مُحَافَظَه

  • Koruma.
  • Koruma.
  • Koruma.
  • Koruma. (Arapça)
  • Muhafaza etmek: Korumak, saklamak. (Arapça)
  • Muhafaza olunmak: Korunmak, saklanmak. (Arapça)
  • Koruma.

muhafaza eden

  • Koruyan, saklayan.

muhafaza edilen

  • Korunan.

muhafaza edilme

  • Korunma.

muhafaza etme

  • Koruma.

muhafaza etmek

  • Korumak, saklamak.

muhafazakar / muhafazakâr

  • Koruyucu.
  • Koruyucu.

muhafız / muhâfız / محافظ

  • Koruma, bekçi.
  • Koruyan.
  • Koruyucu. (Arapça)

muhafızlık

  • Korumalık.

muhatara / muhâtara

  • Korkulu durum.

muhavvef

  • Korkulu. Korkutulmuş.
  • Korkulu.

muhavvif

  • Korkutan. Korkutucu.
  • Korkutan.

muhazzil

  • Korkutucu.

müheddid

  • Korkutan, tehdid eden.

mühevvil

  • Korkunç. Heybetli. Azîm, çok büyük.
  • Korkunç.

müheymin

  • Koruyan.

müheyyib

  • Korku veren. Heybetli.

muhiş / mûhiş / موحش

  • Korkutan, korku veren.
  • Korkutucu, dehşet verici.
  • Korkutan.
  • Korkunç, korkutucu. (Arapça)

münzir

  • Korkutan, sakındıran.

mürehheb

  • Korkutulmuş, terhib edilmiş.

mürehhib

  • Korkutan, terhib eden.

mürehhibane / mürehhibâne

  • Korkuturcasına. (Farsça)

mürizza

  • Köremez dedikleri taam ki süt ve yoğurt ile yapılır.

mürta'ıb

  • Korkan, korkak.

müstecir

  • Korunma dileyen.

müsterhib

  • Korkutan, istirhab eden.

mütehami

  • Korunan, sakınan, kendini himaye eden.

müteharriz

  • Korunan, sakınan.

mütehaşşi

  • Korkan, irkilen. Hürmet ile korkup çekinen.

mütehavvif

  • Korkan. Korkak.
  • Korkan.

mütehavvifane / mütehavvifâne

  • Korkarak, havfederek, korkarcasına. (Farsça)

mütevahhişane / mütevahhişâne

  • Korkarak, ürkerek, tevahhuş ederek. (Farsça)

muvahhiş / موحش / مُوَحِّشْ

  • Korkutucu, vahşet verici.
  • Korkutup ürküten.
  • Korkutucu. (Arapça)
  • Korkutan, ruha yalnızlık hissi veren.

müzaheret / müzâheret

  • Koruma, yardım.

müzahir / müzâhir

  • Koruyan, yardımcı.

na-binayi / na-binayî

  • Körlük, a'mâlık. (Farsça)

nabina / nâbîna / نابينا

  • Kör. (Farsça)

nahib

  • Korkak, cebin.

namerd / nâmerd

  • Korkak, alçak.

naperva / nâpervâ / ناپروا

  • Korkusuz, pervasız. (Farsça)

nezare

  • Korkutmak.

nezir / nezîr

  • Korkutan, cezayı haber veren.
  • Korkutan, adak.

nizar

  • Korkutup, uygunsuz şeylerden vazgeçirmek için söylenilen söz.

nüzur

  • Korkutmak.

perva / pervâ / پَرْوَا

  • Korku.
  • Korku.

pervasız / pervâsız

  • Korkusuz.
  • Korkusuz.

pervasızca

  • Korkmadan, çekinmeden.

perver

  • Koruyan, besleyen, seven.

pür-bim

  • Korkmuş. (Farsça)

ra'd-ı kasıf

  • Korkunç gök gürültüsü.

ra'did

  • Korkak.

rehb

  • Korku. Havf.

rehbeten

  • Korkup çekinerek, çekingenlikle.

ricl-ül bahr

  • Körfez.

sahabetkar / sahabetkâr

  • Koruyan, sahib çıkan, arka olan. (Farsça)

savn

  • Koruma, muhafaza, sıyanet.

saye / sâye

  • Koruma.
  • Koruma.

saye-hah

  • Koruma ve himaye isteyen.

sayeban

  • Koruyan, gölgelik.

şefak

  • Korku, havf.

şehm

  • Korku.

sehm / سهم

  • Korkunç. (Farsça)

sehm-gin

  • Korkunç, korkulu. (Farsça)

sehm-nak / sehm-nâk

  • Korkunç, korkulu. (Farsça)

sehmgin / sehmgîn / سهمگين

  • Korkunç. (Farsça)

sehmnak / sehmnâk / سهمناک

  • Korkunç. (Farsça)

siper

  • Korunak.

sıyanet

  • Koruma veya korunma. Himaye veya muhafaza.
  • Koruma, muhafaza.

siyanet

  • Koruma, muhafaza, hıfz.
  • Koruma.

sıyanet / sıyânet / صيانت / صِيَانَتْ

  • Koruma. (Arapça)
  • Koruma.

sıyanet etmek / sıyânet etmek

  • Korumak.

taammi

  • Kör olma. Görmez hale gelme.

tahaffuz / تَحَفَّظْ

  • Korunmak, sakınmak.
  • Korunma.
  • Korunma.

tahaffuz etme

  • Korunma.

tahaffuz etmek

  • Korunmak.

tahaffuzi / tahaffuzî

  • Korunma ile ilgili.

tahaffuzkar / tahaffuzkâr

  • Korunan, sakınan. Kendisini muhafaza eden. (Farsça)

tahavvuf

  • Korkma.

tahavvüf / تَخَوُّفْ

  • Korkuya düşme, korkma.
  • Korkma.
  • Korkma.

taht-ı hıfz ve muhafaza

  • Koruma altına alıp kollama, kaydetme.

tahvif

  • Korku vermek. Ürkütmek. Korkutmak.
  • Korkutma.
  • Korkutma.

tahvifen

  • Korkutarak.

tahzir

  • Korkutmak.

tav'id

  • Korkutmak.

tedehhüş

  • Korkma, ürperme.

tedhiş

  • Korkutma.
  • Korkutma. Dehşete düşürme. Ürkütme.

tefvih

  • Korkutmak.

tehdiden

  • Korkutarak, tehdit ederek.

tehdit

  • Korkutma.

tehevvür

  • Korkusuzca, sonunu düşünmeden âniden karar verme.

tehlike

  • Korkulan durum.

tehvil

  • Korkutma.

tencir

  • Korkutmak.

ter'ib / ter'îb / ترعيب

  • Korkutma. (Arapça)

terehhüb

  • Korku içinde olarak Allah'a sağlam kulluk etmek.

teres / تَرَسْ

  • Korkak.

terevvu'

  • Korkma.

terhib / terhîb

  • Korkutmak. Fazla korkutmak.
  • Korkutma.
  • Korkutma.

terhib etmek

  • Korkutmak.

terhiben

  • Korkutmak suretiyle, korkutarak.

ters / ترس

  • Korku. (Farsça)
  • Korku. (Farsça)

tersan / tersân / ترسان

  • Korkak, korkan. (Farsça)
  • Korku ile, korkarak. (Farsça)

tersengiz / tersengîz / ترس انگيز

  • Korkunç, korku salan. (Farsça)

tersnak / tersnâk / ترسناک

  • Korkak, korkan. (Farsça)
  • Korkunç. (Farsça)

tesadüf-ü a'ma / tesadüf-ü a'mâ

  • Kör raslantı.

tesadüf-ü amya / tesadüf-ü amyâ

  • Kör tesadüf.

tese'sü'

  • Korkmak.

tevahhuş / توحش / تَوَحُّشْ

  • Korkma, ürkme.
  • Korkmak, ürkmek.
  • Korku, korkma. (Arapça)
  • Korku ve yalnızlık duyma.

tevahhuş etme

  • Korkma, ürkme.

tevahhuş etmek

  • Korkmak, ürkmek.

tezvi'

  • Korkutmak.

üskun

  • Koruk halinde hurma salkımı.

vahamet / vahâmet / وخامت

  • Korkunçluk, vehamet, tehlikeli durum. (Arapça)

vahim / vahîm / وخيم

  • Korku ve dehşet verici.
  • Korkutucu, tehlikeli.
  • Korkunç. (Arapça)

vahşet-aver / vahşet-âver

  • Korku veren, ürküten. (Farsça)

vahşet-engiz

  • Korkulu. (Farsça)

vahşet-gah / vahşet-gâh

  • Korku yeri. Issız yer. (Farsça)

vahşet-nak / vahşet-nâk

  • Korku veren yer. Issız ve korkulu yer. (Farsça)

vahşetabad / vahşetâbâd

  • Korku veren yabani yer.

vahşetengiz / vahşetengîz / وحشت انگيز

  • Korkunç, ürkütücü.
  • Korkunç, korku salan. (Arapça - Farsça)

vahşetgah / vahşetgâh

  • Korkutucu yer.

vekvak

  • Korkak kimse.

ver'a

  • Korkaklık, havf.

vikaye / vikâye / وقایه

  • Koruma.
  • Koruma.
  • Koruma, koruyuculuk, sahip olma, arka çıkma, kayırma.
  • Koruma. (Arapça)
  • Vikâye etmek: Korumak, esirgemek, kayırmak. (Arapça)

vikaye etmek

  • Korumak, arka çıkmak.

vüru'

  • Korkaklık.

yenhub

  • Korkak.

zeur

  • Korkak kimse.