LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kopa ifadesini içeren 84 kelime bulundu...

berkende

  • Koparılmış, sökülmüş, kökünden çıkarılıp atılmış. (Farsça)

beyhuşt

  • Kökünden çıkarılmış, dibinden koparılmış olan şey. (Farsça)

calife

  • Deri ile eti birlikte koparan yara.

cebbar / cebbâr / جبار

  • Zorba. (Arapça)
  • Güçlü. (Arapça)
  • Tanrı. (Arapça)
  • Tuttuğunu koparan, becerikli. (Arapça)

cebbari / cebbârî / جباری

  • Zorbalık. (Arapça - Farsça)
  • Beceriklilik, tuttuğunu koparma. (Arapça - Farsça)

cef'

  • Kenara çerçöp atmak.
  • Zâyi ve bâtıl olmak.
  • Koparmak.
  • Bir kabı eğip içindekini dökmek.

ceni / cenî

  • Devşirilmiş, koparılmış olan. Meyve toplanması ve alınması.

cerrar / cerrâr

  • Tedirgin edici davranışlarla para koparan.

cess

  • Koparmak.
  • Bal mumu.
  • İçinde arının kanadı ve gövdesi karışmış olan şey.

cevh

  • Akmak.
  • Koparmak.

engihte

  • Yükseltilmiş, karıştırılmış, oynatılmış, koparılmış. (Farsça)

engiz

  • Koparan, karıştıran, tahrib eden. (Farsça)
  • "Koparan, veren" mânâsında son ek.

ezz

  • Depretmek ve koparmak.
  • Kandırmak, aldatmak.

fe'v

  • Yarmak.
  • Koparmak.
  • İki dağ aralığı.

fekk-i rabıta / fekk-i râbıta

  • Alâkayı kesme. Bağı koparma.

fesad-engiz

  • Fesad koparan. Fesad çıkaran. Karışıklık çıkaran.

fettan / فتان

  • İşveli, oynak, cilveli. (Arapça)
  • Fitne koparan. (Arapça)

fitne-cihan

  • Fitne koparan, fesat karıştıran, bozgunculuk yapan. (Farsça)

gubar-aver / gubâr-âver

  • Toz götüren. Tozkoparan.

hala'

  • Koparmak.
  • Pişmiş et.

hashas

  • Koparılmış olmak.

hashase

  • Kandırmak.
  • Koparmak.
  • Çok fazla deprenmek.

hazd

  • Ağaçtan diken koparmak.
  • Ağacın kabuğunu soymak.
  • Çok hızlı ve şiddetle yemek yemek.

huleb

  • Bozrak bir ot ki, yer üzerine yayılır, sapı olmaz; yaprağını koparsalar sütü akar ve ekseriyâ geyik yer.

iab

  • Kökünden koparmak.

icfa'

  • Koparmak.

ictisas

  • Ağacı kökünden çekip koparmak.

iczab

  • Koparmak.

ihtila'

  • Tenha yere veya halvete çekilme.
  • Taze ot koparma, biçme.

iktila'

  • Kapıp alma, koparma.

iktisas

  • Çekip koparma veya koparılma.

iktita'

  • Almak. Bir şeyin bir kısmını koparıp almak.

inkıla'

  • (Kal'. den) (Ağaç) kökünden koparılma.

intiza'

  • Koparıp alma, çekip koparma.

inziac

  • Yerinden koparma, sökülme.
  • Tas: Allah'a tam teveccüh ederek dünyevî emelleri bırakmak.

isare

  • Koparmak, kaldırmak.
  • Tozu havaya kaldırmak.

israfil aleyhisselam / isrâfil aleyhisselâm

  • Dört büyük melekten biri. Kıyâmet kopacağı vakit sûr denilen boruya üfürmekle vazîfeli olan melek.

ıstılam

  • Kesme, koparma.

istisal

  • (Asl. dan) Kökten koparıp çıkarmak.
  • Tıb: Bedenden kesilmesi veya koparılması istenen bir parçayı, uru kökünden koparmak.

iz'ac

  • Rahatsız etmek. Bunaltmak.
  • Yerinden koparıp ayırmak.

ıztılam

  • Koparmak. Kat'etmek, kesmek.

ka'f

  • (Çoğulu: Kıâf) Ayağı sert olarak basmak.
  • Ayak ile toprağı yerinden koparıp küremek.
  • Kap içindeki suyun tamamını içmek.
  • Koparmak.

ka'r

  • Derinlik. Dip. Her şeyin dibi. Nihâyet.
  • Yemeği dipten yemek.
  • Çalmak. koparmak.

kabr hayatı / kabr hayâtı

  • İnsanın ölüp kabre konmasından, kıyâmet koparak, mahlûkların diriltilmelerine kadar geçen zaman.

kal' / قلع

  • Birşeyi kökünden koparıp atma.
  • Koparma, koparılma, sökme, sökülme, çıkarılma, temelinden çekip atma.
  • Bir şeyi kökünden çekip koparmak.
  • Kendisinden iyi kalay çıkan maden.
  • Azletmek. Bir tarafa ayırmak.
  • Koparma.
  • Koparma, sökme. (Arapça)

kaşt

  • Deri yüzmek.
  • Açmak.
  • Koparmak.

ken

  • "Kazan, kazıcı, koparan, yıkan, söken." anlamlarına gelir ve kelimelere katılır. Meselâ: (Kuh-ken: Dağ deviren, tünel açan) gibi. (Farsça)

keşt

  • Soymak.
  • Keşfetmek.
  • Fazlalığı kesmek. Koparmak.
  • Açmak. Deriyi yüzmek.
  • Yüzden perdeyi kaldırmak.

kulaa

  • Suyu emip yarılmış ve yerden koparılmış balçık.
  • Büyük taş.

lale

  • Lâle denen meşhur çiçek.
  • Vaktiyle suçluların ve delilerin boynuna takılan halka.
  • İncir koparmak için ucu çatallı değnek.

menzu'

  • (Nez. den) Nez olunmuş, koparılmış.

meth

  • Yerinden koparmak ve çıkarmak.
  • Cima. Tohum bırakmak için çekirgenin kuyruğunu yere sokması.
  • Vurmak ve uzaklaştırmak.

müdahin

  • Dalkavuk. Yüze gülen. Birisini yalandan yüzüne karşı medheden. Menfaat koparmak için dostluk eden.

mugbir

  • Gücenmiş. İğbirar sahibi.
  • Toz koparan.

muktela'

  • (Kal'. den) Kökünden koparılmış. Kökünden koparan.

mukteli'

  • (Kal'. den) Kökünden koparan.

müntezi'

  • (Nez'. den) Yerinden çekip koparan. Bir şeyi söken.

müntif

  • (Netf. den) Kılları döken. Koparan, çeken.

müsir

  • Koparan, kaldıran.

müste'sal

  • (İstisal. dan) Kökünden koparılmış.
  • Ele geçirilmiş.

müste'sil

  • (İstisal. dan) Kökünden koparan.
  • Ele geçiren.

naziat

  • Hz. Azrâil'in (A.S.) avenesi olan bir taife melâike ki; şerli ve kötü ruhlu insanların canlarını şiddetle alırlar.
  • Nez'edenler. Çekip koparanlar.

nefhat-ül-fer'

  • İsrâfil aleyhisselâmın, kıyâmetin kopacağına yakın, nasıl olduğu bizce bilinmeyen sûr'a birinci defâ üflemesi.

neth

  • Koparmak.
  • Çıkarmak.

nevbüride

  • Yeni koparılmış, yeni kesilmiş. (Farsça)

nevvah

  • Ağlayan, çığlık koparan.

nez' / نزع

  • Çekip koparmak, ayırmak.
  • Can çekişmek.
  • Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak.
  • Saymak.
  • Kaldırmak, yok etmek.
  • Can çekişme. (Arapça)
  • Sökme, koparma, zorla alma. (Arapça)
  • Nez' eylemek: Ayırmak, çekip atmak, sökmek, koparmak. (Arapça)

rezn

  • Koparmak.

şa'r

  • (Çoğulu: Şüur-Eşâr) Kıl. Saç.
  • Ateş yakmak.
  • Cenk koparmak, kavga çıkarmak.

safa-engiz

  • Safa koparan. Neşe, sevinç yapan.

şebb

  • Meşhur taş.
  • Ateş yakmak.
  • Cenk koparmak, kavga çıkarmak.

şiken

  • (Şikesten mastarından) Kıvrım, büküm. (Farsça)
  • Koparan, parçalayan mânâsında birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Haysiyet-şiken : f. Haysiyet kıran. (Farsça)
  • "Koparan, kıran" mânâsında son ek.

sur / sûr

  • Kıyâmet kopacağı zaman, dört büyük melekten biri olan İsrâfil aleyhisselâmın üfleyeceği, nasıl olduğu bilinmiyen boru.

taharruk

  • Yırtılma. Koparılma. Sökülme. Yarılma.

tahli'

  • (Hal'. dan) Söküp çıkarmak. Koparmak.
  • Tahttan indirmek.

tahriş

  • Aldatıp kandırmak.
  • Koparmak.

tahriz

  • (Çoğulu: Tahrizât) (Hırz. dan) Kışkırtma, kışkırtılma.
  • Kandırmak.
  • Koparmak.

takli'

  • (Kal'. den) Yarmak.
  • Mübalâğa ile koparmak. Kökünden söküp koparmak.

takvib

  • Bir şeyi yerinden çekip koparma.
  • Yeri kazma.

tekemmü'

  • Mantar koparmak.

teveyyül

  • (Çoğulu: Teveyyülât) Vâveylâ etme. Çığlık koparma.

velvele-engiz

  • Gürültü koparan, gürültü çıkaran. (Farsça)

za'c

  • Koparmak.

zabit / zâbit

  • (Çoğulu: Zâbitân) Askere kumanda eden rütbeli asker.
  • Kuvvetli, yavuz.
  • Zabteden. Başkalarını zabtedip idare etmeğe memur olan.
  • Subay.
  • Mc: Dediğini yaptıran, tuttuğunu koparan kimse.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR