LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Konum ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

desatir-i külliye

  • Her yerde ve konumda geçerli olan genel kurallar, prensipler, kanunlar; evrensel kanunlar.

geçmiş olsun makamı

  • Bir kişinin başına gelen sıkıntıdan dolayı "geçmiş olsun" deme konumu.

halef

  • Bir meslek veya konumda öncekilerin yerine geçenler.

hareket-i vaz'iye

  • Hareket şekli, hareket konumu ve pozisyonu.

heyet-i içtimaiye-i islamiye / heyet-i içtimaiye-i islâmiye

  • Müslümanların sosyal hayatı, konumu, yapısı.

hükmünde

  • Konumunda, yapısı içinde.

iki imam

  • Her dönemde bulunan ve manevî açıdan önderlik konumunda bulunan iki şahıs.

intikal etme

  • Yer veya konum değiştirme, bir halden diğerine geçme.

kàmet

  • Boy, konum.

mahall

  • Yer, konum.

makam-ı ebcedi / makam-ı ebcedî

  • Bir cümlenin ebced hesabı açısından konumu, sayısal değeri.

makam-ı tasdik

  • Doğruluma makamı, konumu.

makamat-ı hitabiye / makamât-ı hitâbiye

  • Hitap etme makamları, konumları, ifade tarzları.

mansıb

  • Mevki, konum, rütbe.

merkeziyet-i islamiye / merkeziyet-i islâmiye

  • İslâmın merkezlik konumu.

mevaki

  • Mevkiler, yerler, konumlar.

mevki / موقع

  • Konum.
  • Durum, konum. (Arapça)
  • Yer. (Arapça)

mevki-i mer'iyet

  • Yürürlük, tatbik konumu.

mevki-i münasib

  • Uygun yer ve konum.

mevzi-i münasib

  • Uygun yer ve konum.

mevzi-i münasip

  • Uygun konum.

müneccim

  • Astrolog, yıldızların konum ve hareketlerinden mânâ çıkaran.

münhasır kalma

  • Bir özellik ve konumla sınırlı kalma.

mutabık-ı makam

  • Sözün konumuna uygun.

nefsülemir

  • Birşeyin gerçek hâli ve konumu; işin aslı esası.

padişah-ı maznun / padişah-ı maznûn

  • Sanık konumunda bulunan Padişah.

tenezzül etmez

  • Kendi düzeyine, konumuna aykırı olan birşeyi kabul etmez.

vaz' / وضع

  • Koyma, konulma. (Arapça)
  • Bırakma. (Arapça)
  • Atama. (Arapça)
  • Durum, konum. (Arapça)
  • Vaz' etmek: Koymak. (Arapça)

vaz'-ı kadim / vaz'-ı kadîm / وضع قدیم

  • Eski konum, eski durum.

vaz'an / وضعا

  • Konumu bakımından. (Arapça)

vaz-ı hasen

  • Güzel bir konum.

vaziyet / وضعيت

  • Durum, konum. (Arapça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın