LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kokusu ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

argon

  • yun. Kim: A sembolü ile gösterilen renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz. Havada % 1 nisbetinde bulunur.

bahar

  • Ağız kokusu.

bihr

  • Ağız kokusu.

buy-i ezhar

  • Çiçeklerin kokusu.

defer

  • Koltuk kokusu gibi olan pis koku.
  • Yemeğe kurt düşmesi.

erec

  • Güzel ve hoş koku. Misk ü anber ve ıtır gibi şeylerin güzel kokusu.

eric

  • Güzel koku. Misk, anber ve ıtır gibi hoş ve lâtif olan şeylerin kokusu.

erşem

  • Yemeğin kokusundan iştahı gelep karnı acıkan (adam).
  • Vücuduna iğne batırıp çivit ile şekil veya resim yapan adam.

faih

  • (Çoğulu: Fevâih) Meyve ve çiçek kokusu.

fayiha

  • (Çoğulu: Fevâyıh) Meyve ve çiçek kokusu.
  • Güzel kokulu nesne.

fen'

  • Malın çok olması.
  • Misk kokusunun etrafa yayılması.
  • Bir kimsenin iyiliğini ve ihsanını söyleyip methetmek.

gül

  • Küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile meşhurdur. Şairlere göre bülbülün sevgilisidir. Pek çok cinsi vardır. (Farsça)

halas

  • Üzüm ağacına benzer bir ağaç (yanındaki ağaca sarılır gider; hoş kokusu vardır; akik gibi taneleri olur.)

hamta

  • Üzüm çiçeğinin kokusu.

harmed

  • Kokusu ve rengi değişen.
  • Kara balçık.

hem-bu

  • Kokusu bir, aynı kokuda. (Farsça)
  • Mc: Âdet ve tarzları aynı. (Farsça)

istihaza

  • Kadın âdet görürken fazla kan gelmesi. (Rahimden değil de hastalıktan dolayı bir damardan gelip, tenâsül cihazı yolu ile akan kokusuz bir kandır. Buna "istihâza veya özür kanı" dendiği gibi, böyle bir kadına da "müstahâza" denir.)

istişmam

  • Koklamak. Kokusunu almak.
  • Hissetmek, sezmek, dolayısı ile anlamak.
  • Uzaktan haber almak.

jelatin

  • Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan şeffaf, renksiz ve kokusuz bir cisim. Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi kısımlarından elde edilir. (Fransızca)
  • Bir cins kâğıt. (Fransızca)
  • Kokusuz bir madde, bir cins kağıt.

kadah

  • Çömlek içinde pişen yemeğin kokusu.

kadv

  • Yemeğin kokusu iyi olmak.

kady

  • Yemeğin kokusu güzel olmak.

karanful

  • Yaprağı, çiçeği ve kokusu güzel ve uzun olan budaklı bir nebat. Karanfil.

kelh

  • Söğüt ağacına benzer, uzunca, dik bir ot. (İçi kamış gibi boş ve gâyet hafif olur; ondan hasıl olan zamka "eşk" derler, kokusu cündübâdester kokusu gibi olur, tadı acıdır.)

kunan

  • Koltuk kokusu.
  • Gömlek yeni.

kutar

  • Kebap kokusu. Ot kokusu.

mesnun

  • Sünnet olan. Sünnet olmuş olan.
  • Âdet edilen şey.
  • Bilenmiş bıçak.
  • Üzerinden ömürler geçmiş olan.
  • Şekillendirilmiş.
  • Kalıba dökülmüş.
  • Kokusu değişmiş.

mutazavvı'

  • Güzel kokusu etrâfa yayılan.

mütenessim

  • (Nesim. den) Rüzgâr kokusu olan. Rüzgâr koklıyan.

neffah

  • Hayır sâhibi ve iyiliksever kimse.
  • Kokusu çok.

nükhet

  • Râyiha. Ağız kokusu.
  • Günahlı sözler. Hoş olmayan günah olan söz, kelime.

sarat

  • Suyun çok durmaktan dolayı renginin ve kokusunun değişmesi.

sehek

  • Balık kokusu.
  • Demir pası.
  • Rüzgârın yerden savurduğu toprak.
  • Bir şeyin pis pis kokması.

şemim-i cibal

  • Dağların güzel kokusu.

şemmam

  • Yeşil, kızıl ve sarı hatları ve güzel kokusu olan küçük bir cins kavun.

şerab / şerâb

  • Alkollü içkilerden. Pişmemiş üzüm suyunun havasız fıçılarda durmasıyla gaz habbeleri (kabarcıkları) ve köpük çıkararak kokuşup mayalanması netîcesinde meydana gelen ve içilince sarhoş eden içki. Hamr.

şiyat

  • Yanmış yün ve pamuk kokusu.

sıyk

  • Kesif toz ve fena ter kokusu.

sunan

  • Koltuk kokusu.

taaffün

  • (Ufunet. den) Çürüyüp kokuşma. Leş kokusu. Fena ve pis kokular.

tahliye

  • (Haly. den) Süslemek. Donatmak. Donatılmak.
  • Tatlılandırmak.
  • Kim: Bir madde içine hassasını veya kokusunu değiştirmek için şeker, baharat ve benzeri gibi şeyleri katmak.

tazavvu'

  • Bir şeyin güzel kokusunun etrafa yayılması.

tefessüh

  • Kokuşup bozulma.

tervih

  • (Çoğulu: Tervihât) Râyiha verme. Kokutma. Kokusunu artırma.
  • Rahatlandırma.

tib / tîb

  • (Çoğulu: Etyâb) Güzel koku. Güzel kokusu için sürülen şey.

ufunet

  • Çıban veya yaranın çürüyüp fena kokması.
  • İltihab.
  • Her hangi bir maddenin çürümesinden hasıl olan pis koku, çürük kokusu.
  • Sıkıntı veren manevî ağırlık.

zerneb

  • Turunç kokusu gibi güzel kokan bir ot.
  • Fercin dışarısında olan et.