LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Koşu ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

adiyat / âdiyât

  • (Adiv. den ism-i faildir) Hızla koşmak, seyirtmek. (At, deve v.s. koşanların hepsine ıtlak olunabilir.)
  • Mc: Düşmanlık, zulüm.
  • Dâima muharebeye koşup hücum eden cemaat.
  • Uzaklık. (Kamus)

atletizm

  • yun. Çeviklik, atiklik, kuvvet gibi beden kabiliyetlerini inkişaf ettirmeğe yarayan ve koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan bedeni çalışmalar.

bad-süvar

  • Koşu atı, hızlı yürüyen at. (Farsça)
  • Hızlı giden atlı. (Farsça)

ceylan

  • Geyik çeşidinden küçük, ince bacaklı, pek hafif ve çok koşucu bir kara hayvanı, gazâl.

dabh

  • Atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, sahil denilen kişnemek değil, yemi ve sahibini gördüğü zaman yaptığı gibi hamhame denilen sesi de değil; hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. Denilmiştir ki: Dabh, bir at ve bir de köpek koşarken olur.

ecir-i müşterek / ecîr-i müşterek

  • Serbest işçi. Kirâlıyanından (işvereninden) başkasına çalışmaması şartı koşulmamış hamal, terzi, saatçi gibi işçi.

esbriz

  • (Esb-riz) At koşusu. (Farsça)
  • Savaş meydanı. (Farsça)

eşvat

  • (Tekili: Şavt) Sıçrayışlar, zıplamalar, koşmalar, koşuşmalar.
  • Kâbe-i Muazzama'yı yedi defa tavaf etme, etrafını dolaşma.

ibsi'rar

  • At yarışlarında koşuşma.

iklim / iklîm / اقليم

  • Ülke, yer, diyar. (Arapça)
  • Coğrâfî yaşam koşulları. (Arapça)

maraton

  • yun. Kırk kilometreden uzun bir yolda mukavemet için yapılan hız koşusu.

mecbur / mecbûr / مجبور

  • Zorunlu. (Arapça)
  • Zora koşulmuş. (Arapça)

meşrut / meşrût / مشروط / مَشْرُوطْ

  • Koşullu. (Arapça)
  • Meşrut olunmak: Şart koşulmak. (Arapça)
  • Kendisine şart koşulan.

mey'a

  • (Mey'at) Yiğitlik başlangıcı.
  • Atı koşuya alıştırmak.
  • Erimiş sıvı madde.
  • Yere dökülen bir sıvının akıp gitmesi.
  • Bir şeyin ilk zamanı. Tâzelik vakti.

mezamir

  • (Tekili: Mızmar) Koşu meydanları.

mızmar

  • (Çoğulu: Mezâmir) Koşu meydanı. Yarışma sahası.

mütehaşşid

  • (Çoğulu: Mütehaşşidîn) Yardım için koşuşup toplanan, biriken, yığılan.

papure

  • İki çift öküz koşulan ağır bir cins saban. (Farsça)

puyeger

  • Koşucu. (Farsça)

puyende

  • Koşan. Seğirtici. Koşucu. (Farsça)

raht / رخت

  • Ev eşyası. (Farsça)
  • Koşum takımı. (Farsça)

şart / شرط

  • Koşul. (Arapça)
  • Yemin. (Arapça)
  • Durum. (Arapça)

şartiyyet / شرطيت

  • Koşulluluk. (Arapça)

şatır

  • (Şetaret. den) Neş'eli. Şen.
  • Çevik. Hizmete koşup, her işe hazır bulunan.
  • Vaktiyle vezirlerin yanında giden asker.

sebak

  • (Çoğulu: Esbâk) Ders.
  • Yarış.
  • Koşu yapanların aralarında koydukları ödül.

sebk

  • İleri geçme, ilerleme. Öne göçme.
  • Vâki olma.
  • Koşuda kazanan hayvan.

şerait / şerâit / شرائط

  • Koşullar. (Arapça)

şerita / şerîta / شریطه

  • Koşul. (Arapça)

şurut / şurût / شروط

  • Koşullar. (Arapça)

şürut / شروط

  • Koşullar. (Arapça)

taz / tâz / تاز

  • Koşma, koşuş. (Farsça)
  • Koşma, koşuşturma. (Farsça)

tazende

  • Koşucu. (Farsça)

tehalük

  • (Çoğulu: Tehâlükât) (Helâk. dan) İstekle atılma. Tehlikeye aldırış etmeden, birbirini çiğneyecek gibi koşuşma.

tekapu / tekâpu / تكاپو

  • Telaş, koşuşturma. (Farsça)
  • Dalkavukluk. (Farsça)

tekaver / tekâver

  • Koşucu, seğirtici. (Farsça)
  • Yorga yürüyüşlü at. (Farsça)

türktaz

  • Koşup saldırarak yağma etme. (Farsça)
  • Çapul, çapulcu. (Farsça)

yele

  • Kuvvetle saldıran. (Farsça)
  • Otlağa salınmış hayvan sürüsü. (Farsça)
  • Koşan, koşucu, seğirten. (Farsça)
  • Bazı hayvanların ensesindeki kıllar. (Farsça)