LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kibirli ifadesini içeren 55 kelime bulundu...

as'ar

  • Çok kibirli, mağrur.
  • Çarpık suratlı, eğri yüzlü, eğri boyunlu.

azamet

  • Büyüklük. Cenab-ı Hakk'ın büyüklüğü.
  • Kibirlilik.
  • Büyüklük, kibirlilik.

bad-dar

  • Mağrur, kibirli. (Farsça)
  • Divane, deli. (Farsça)
  • İri vücut, şişman. (Farsça)
  • Hiç bir işle alâkası bulunmayan kişi. (Farsça)

bad-ı şimali / bâd-ı şimalî

  • Kuzey rüzgârı. (Farsça)
  • Nefes, soluk. (Farsça)
  • Ah sesi, ah çekme. (Farsça)
  • Allah'ın inâyeti. (Farsça)
  • Medih. (Farsça)
  • Söz. (Farsça)
  • Büyüklük taslama, kibirlilik. (Farsça)
  • şarap. (Farsça)

bad-sene

  • Kibirli, mağrur. Büyüklük taslıyan. (Farsça)
  • Kötü niyetli. (Farsça)

bad-ser

  • Mağrur, kibirli. (Farsça)
  • Serkeş, isyânkar, âsi. (Farsça)
  • Taassub ehli, mutaassıb. (Farsça)

bahteri / bahterî

  • Salına salına yürüyen, yürüyüşü güzel olan adam.
  • Mağrur, kibirli. Kendini beğenmiş.

belha / belhâ

  • Gönlü kibirli olan kadın.

bolis çukuru

  • Kendini beğenenlerin, kibirlilerin, büyüklük taslayanların, Cehennem'de şiddetli azâba uğrayacakları yer.

bündar

  • Zengin, asil ve kibirli kişi. (Farsça)

cahuf / cahûf

  • Mağrur, kibirli, kendini beğenmiş.

cebbar / cebbâr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarının hallerini ıslâh edip tövbeye götüren, dilediğini yaptırmaya gücü yeten.
  • Kibirli, zorba, gaddâr.

dabs

  • Mesrur ve mütekebbir olmak. Sevinçli ve kibirli olma hâli.

damhar

  • Mütekebbir, kibirli, terbiyesiz kimse.

eşir

  • Pek sevinçli, çok mesrur.
  • Kibirli, mütekebbir kimse.

feride

  • Kendi ihtiyariyle hareket eden, gururlu, kibirli kimse. (Farsça)

fir'avn

  • Firavun, eski Mısır hükümdarlarına verilen ünvan.
  • Tanrılık iddiasında bulunduğu için Hz. Musa'nın mücadele ettiği Mısır hükümdarı.
  • Çok kibirli, gururlu ve inat adam, Firavn.

gerden-efraz

  • (Gerden-firâz) Kibirli, gururlu. Boyun kaldıran, başı yukarda. (Farsça)

gerden-keş

  • Âsi, serkeş, isyankâr. (Farsça)
  • Mağrur, kibirli. (Farsça)
  • İnatçı, muannid. (Farsça)

gerdun-sirişt

  • Mağrur, gururlu, kibirli kimse. (Farsça)
  • Zâlim, gaddar, kan dökücü. (Farsça)
  • Tenbel, uyuşuk. (Farsça)

giran-ser

  • (Çoğulu: Giranserân) Mağrur, kibirli, gururlu, kendini beğenmiş. (Farsça)

giran-seri / giran-serî

  • Kibirlilik, mağrurluk, enaniyetli oluş, kendini beğenmişlik. (Farsça)

gıtarres

  • (Çoğulu: Gatâris) Zâlim, mütekebbir, kibirli kimse.

hanif

  • Gururlu, mağrur, kibirli.
  • Dargın, küskün.

hodbin

  • Başkasına hak tanımayıp, kendi lezzet ve menfaatını tâkib eden. Bencil. Enaniyetli. Kibirli. (Farsça)
  • Bencil, kibirli.

hodbinane

  • Kendini beğenerek, kibirli bir şekilde.

hodperest

  • Mağrur. Kendini çok beğenen. Kibirli. (Farsça)

intikam

  • Öc alma.
  • Allahü teâlânın; zâlim, inadcı ve kibirli (büyüklenen) kimseleri şiddetli bir azâb ile cezâlandırması.

kahhar / kahhâr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Düşmanlarından, cebbâr (kibirli, zorba, zâlim), inâdcı, nîmetlere nânkörlük edenleri öldürüp, onları zelîl (aşağı, hakîr) etmekle dünyâda kahreden, âhirette düşmanları olan kâfirlere ebedî; îmâ nlı ölen mü'minlere, af ve mağfiret etmezse (bağı

magrur

  • (Mağrur) Gururlu. Boş bir şeye güvenen. Fâni ve faydasız şeylere güvenip kendini aldatan. Mütekebbir. Kibirli kimse. Müteazzım.

magruriyet

  • Gururluluk, kibirlilik.
  • Bir şeye itimad edip, güvenip aldanma.
  • Kibirlenme, gurulanma, övünme, tefahhur, tekebbür.

mağruriyet

  • Gururluluk, kibirlilik.

masbu'

  • Kibirli, gururlu, mağrur. Kendini beğenmiş.

mezhüvv

  • Kibirli, gururlu.

muhaşşi'

  • Kibirli bir kimsenin kibir ve gururunu kıran.

muhrenşim

  • Azametli, kibirli kimse.
  • Zayıf ve rengi değişmiş kişi.

muhtal

  • Mütekebbir. Kibirli.

müntekim

  • İntikam alıcı. Zâlim ve mütekebbir (kibirli) cânîleri başkalarına ders olacak şekilde cezâlandıran, âsîleri ve taşkınlık yapanları şiddetli azâb ile azablandıran.

müsta'zım

  • (Azm. den) Büyük gören, isti'zam eden, büyük tutan.
  • Gururlu, kibirli, enaniyetli.

mutayta

  • Sallana sallana kibirlenerek yürüme. İzzetli ve kibirli yürüme.

mütefer'in

  • Kibirli, mağrur.
  • Fir'avun tavrı takınan, fir'avunlaşan.

mütefeyhık

  • Çok sözlü, kibirli kimse.

mütekabir / mütekâbir

  • (Kibr. den) Kibirli. Kendini büyük gören.

mütekebbir

  • Kibirli. Büyüklenen. Tekebbür eden.
  • Esmâ-i İlâhiyeden olup, Allah'ın büyüklük ve azametini ifade eder.

mütekebbirane / mütekebbirâne

  • Kendini büyük gösterir şekilde, kibirli olarak.

mütemerrid

  • İnatçı, ısrar eden, dik kafalılık eden. Kibirlilik eden.

nahhat

  • Gururlu, kibirli.

nihvar

  • Gururlu, kibirli, kendini beğenmiş adam. (Farsça)

nühat

  • Mağrur ve kibirli kimse. Kendini beğenmiş insan.

pür-bad / pür-bâd

  • Kibirli. (Farsça)
  • Çok rüzgârlı. (Farsça)

sail

  • (Savlet. den) Saldıran. Kibirli olup başkasına tecavüz eden.

salef

  • Kibirlilik. Tekebbürlük hali.
  • Kin tutmak, buğz etmek.
  • Zevci indinde zevcenin kadri olmamak.
  • Misafir için olan yemeğin yetmemesi.

tagıye

  • Salak, kibirli ve inatçı adam.
  • Yıldırım.

tebahtur

  • Dalgalanmak, dalgalanır olma.
  • Kibirlenerek yürüme, kibirli kibirli yürüme.

zahif

  • Kibirli, mağrur.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın