LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kesilmiş ifadesini içeren 85 kelime bulundu...

adid

  • Kesilmiş ağaç.
  • Tepesine el yetişen hurma ağacı.

aşzan

  • Ayağı kesilmiş gibi emekleyerek yürümek.

azad

  • Serbest. Hür. Kimseye bağlı olmayan. Kölelikten kurtulmuş olan. (Farsça)
  • Dünya alâkasından kesilmiş. (Farsça)
  • Serbest fikirli. (Farsça)

bahha'

  • Sesi kesilmiş olan kadın. (Müz: Ebahh)

betle

  • Kesilmiş, maktû.

bette

  • Kat'i.
  • Kesilmiş, ayrılmış, maktu'.
  • Tiftikten şal.

bi'r-i muattal

  • Suyu kesilmiş kuyu. Susuz kuyu.

biraste

  • Budanmış ağaç. Fazla dalları kesilmiş ağaç. (Farsça)

bismil

  • Boğazlanmış, kesilmiş. (Farsça)

bismil-şüde

  • Boğazlanmış, kesilmiş. (Farsça)

büride

  • Kesilmiş., (Farsça)

cihadi / cihadî

  • (Cihadiyye) Cihada mensub, savaş işleriyle alâkalı.
  • II. Sultan Mahmud devrinde harp masraflarına mukabil olmak üzere kesilmiş olan sikke.

cilf

  • Boş küp.
  • Kırılmış, ufanmış köpek esfeli. Arı kovanı.
  • Kuru ekmek parçası. Kuru ekmek kenarı.
  • Yüzülüp karnı çıkmış ve başı ile ayağı kesilmiş koyun.
  • Her nesnenin parçası.
  • Hoyrat, kaba. Ayak takımından.

çim

  • Rutubetten hasıl olan yosun. (Farsça)
  • Kesilmiş çimenli yerler. (Farsça)

cüzaz

  • Kesilmiş ve parçalanmış olan şey.

dem-beste

  • Sesi soluğu kesilmiş, susmuş. (Farsça)

ebter / اَبْتَرْ

  • Nesil ve hayırdan kesilmiş.
  • Nesli kesilmiş.

eczem

  • Burnu kesilmiş.

erzide

  • Pahası kesilmiş, kıymeti kararlaştırılmış, değeri belli edilmiş olan şey. (Farsça)

fahm

  • Kömür. Karbon.
  • Susmuş. Nefesi kesilmiş.

fatim

  • Sütten kesilmiş çocuk.

fisal

  • (Tekili: Fasıl) Ayrılmış olanlar.
  • Yavrunun sütten kesilmesi.
  • Kısa duvar.
  • İnsanların lehinde veya aleyhinde söz söyleyerek para toplıyan.
  • Ana sütünden kesilmiş hayvan yavrusu (Füslan, fislan şeklinde de olur.)

habie / habîe

  • Görülmemiş, daha henüz keşfedilmemiş.
  • Göze görülmeyen şey.
  • Kesilmiş, parça parça olmuş.

hazad

  • Yaş ağaçtan kesilmiş budak ve diken.

hazik / hazîk

  • Kesilmiş olan.

hibeb

  • (Tekili: Hibbe) Paçavralar. Kesilmiş bez veya kumaş parçaları.

hırt

  • Erkek keklik.
  • Hastalıktan dolayı, kesilmiş gibi parça parça olan bulaşık süt.

hıtbe

  • Okunmuş.
  • Söz kesilmiş, nişanlı kız veya kadın.

hıyar-ı vasf

  • Bir akitte vücudu şart kılınan veya örfen meşhud bulunan mergub bir vasfın mevcud olmaması sebebiyle âkitlerden biri için sabit olan muhayyerliktir. (Sağılır diye satılan bir ineğin, sütten kesilmiş olması gibi.)

hizye

  • Uzun kesilmiş et parçası.

jaketatay

  • Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlakça kesilmiş olan resmi ceket. (Fransızca)

kaide

  • Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık.
  • Dip taraf.
  • Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus.
  • Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri.
  • Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.

kakül

  • (Kâgül) Alnın üzerine sarkıtılan kısa kesilmiş saç. (Farsça)

kasil / kasîl

  • Hayvanlara vermek için vaktinden evvel biçilen yeşil ot.
  • Kesilmiş nesne.

kende

  • Hendek, çukur. (Farsça)
  • Biçilmiş, kesilmiş. (Farsça)
  • Kokmuş, ağır kokulu. (Farsça)

kende-haye / kende-hâye

  • "Hayası kesilmiş: Hadım ağası. (Farsça)

kernafe

  • (Çoğulu: Kürnüf) Dibinden kesilmiş olan hurma ağacının budakları.

küştar

  • Kesilmiş veya kurban edilmiş koyun. (Farsça)
  • Et. (Farsça)

laşe / lâşe

  • Leş. Kendiliğinden ölmüş veya İslâmiyet'in emrine uygun olmayarak kesilmiş veya öldürülmüş hayvan ve böyle hayvanın eti.

mahdu'

  • Hileye aldanmış olan. Kandırılmış kimse.
  • Boyun damarı kesilmiş kişi.

mahdud

  • Dikeni kesilmiş ağaç.

maklum

  • Yontulmuş ve kesilmiş olan.

maksus

  • Kesilmiş, kırpılmış.

maksuv

  • Kulağının ucu kesilmiş deve veya koyun.

maktu / maktû / مقطوع

  • Kesilmiş, kesik. (Arapça)
  • Pazarlık yapılmaz. (Arapça)

maktu'

  • (Maktua) (Çoğulu: Makati') Kesilmiş, kat olunmuş.
  • Pazarlıksız, değeri ve pahası biçilmiş.
  • Götürü.

me'sur / me'sûr

  • Esir edilmiş, tutsak, yolu kesilmiş. Dinî geleneklere uygun olan, rivayete dayanan.

mebtut

  • Kesilmiş ve ayrılmış.

mecbub

  • Hayası ve zekeri kesilmiş.

mecdud

  • Rızkı bol, nasibli, bahtiyar.
  • Kesilmiş, maktu.

meczuz

  • Kesilmiş, münkatı'.

meftum

  • Sütten ve memeden kesilmiş çocuk.

memnun

  • (Minnet. den) Hoşnud. Razı. Minnet altında bulunan. İyiliğe nâil kılınmış. Çok muteber olan şey. Çok beğenilen. Ölçülü ve hesaplı olan.
  • Kesilmiş.

mensik

  • (Çoğulu: Menâsik) İbadet edecek yer.
  • Kurban kesilecek yer.
  • Kesilmiş kurban.

misvak / misvâk

  • Bir karış büyüklüğünde kesilmiş, dişleri temizlemek için kullanılan ve Erak denilen ağaçtan veya zeytin dalından yapılan ağaç fırça.

müban

  • Ayrılmış ve kesilmiş.

mücedda'

  • Burnu ve kulağı kesilmiş.
  • Başı yanmış olan ot.

mukatta'

  • Kesilmiş.
  • Parçalanmış.

mukattaa

  • Kesilmiş, kesik, ayrı.

mukattaat

  • (Tekili: Mukattaa) Kat' edilmiş, kesilmiş şeyler.
  • Kısaltmalar.
  • Çeşitli gazel ve kasidelerden seçilmiş beyitler.
  • Herbiri bir kelimeye delâlet eden harfler.

mukavver

  • Ziftle karışık veya ziftle kaplı.
  • Yuvarlak kesilmiş.

münakkah

  • (Nakh. dan) En iyileri seçilmiş. Müntehab, güzide.
  • Soyulmuş, temizlenmiş, ayıklanmış.
  • İdâre gayesiyle fazlası kesilmiş masraf.

münfasım

  • Kesilmiş.

münkarız

  • Kesilmiş.

münkatı'

  • (Kat'. dan) İnkıta eden, kesilmiş, kesilen. Aralıklı ve son bulan.
  • Arada bağ kalmıyan, ayrılmış.
  • Herkesten ayrılıp bir kişiye bağlı kalan.

münkazi

  • (Münkaziye) (Kazâ. dan) Bitmiş, tükenmiş, sona ermiş, ardı kesilmiş.

mür'ab

  • Kesilmiş, parça parça olmuş.

murdar / murdâr

  • Pis. Kirli. Mülevves. Temiz olmayan. (Farsça)
  • İslâmiyetin gösterdiği kaidelere uygun olmıyarak kesilmiş hayvan. (Farsça)
  • Kendiliğinden ölmüş veya kasten besmelesiz kesilmiş olan hayvan, leş ve domuz eti gibi kendileri kat'î yâni kesin ve açık delîl ile haram olan şey.

mütekavvem

  • Biçilmiş, kesilmiş. Toplanmış.

mütelahime

  • Deri ile birlikte epeyce de et kesilmiş olan yara.

müzekka

  • Temizlenmiş, pâk edilmiş, ıslah edilmiş.
  • Zekâtı verilmiş.
  • Allah'ın adı anılarak kesilmiş hayvan.

nahir

  • (Nahr. dan) Kesilmiş, boğazlanmış.

nevbüride

  • Yeni koparılmış, yeni kesilmiş. (Farsça)

nimbismil

  • İyice boğazlanmayıp yarı kesilmiş olan. (Farsça)

nimküşte

  • Yarı öldürülmüş, yarı kesilmiş olan. (Farsça)

sarim

  • Kesilmiş.
  • Biçilmiş ekin, döğülmemiş harman.

şetibe

  • Uzununa kesilmiş olan sahtiyan parçası.

şezebe

  • (Çoğulu: Şüzub ) Ağacın çeşitli budaklarından budanıp kesilmiş olan.

su'n

  • (Çoğulu: Seâne) Yarısı kesilmiş kırba.

sürr

  • Yeni doğmuş çocuğun kesilmiş göbeği.

taze

  • Yeni kesilmiş, bayatlamamış, taravetli, buruşmamış. (Farsça)
  • Yeni duyulan, henüz ortaya çıkan. (Farsça)
  • Kuru olmayan, yeşil. (Farsça)
  • Genç, körpe. (Farsça)

yeus

  • (Ye's. den) Ümitsiz, ümidi kesilmiş, me'yus.

zebayıh / zebâyıh

  • Kesilecek kurbanlık hayvanlar. Kurban edilmiş, kurban olarak kesilmiş hayvanlar.

zebih / zebîh / ذبيح

  • Kesilmiş hayvan, boğazlanmış. (Arapça)

zenna'

  • Sümüklü kadın.
  • Hayzı kesilmiş olmayan kadın.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın