REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BAŞLAR --> REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BİTER -->

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kazma ifadesini içeren 45 kelime bulundu...

abt

  • Deveyi ve koyunu hastalanmadan sağ iken boğazlamak.
  • Kazılmamış yeri kazmak.
  • Yarmak.

bahs

  • Kazmak.
  • Ayırmak.
  • Saçmak.
  • Birşey hakkında etrafiyle söz söyleyip hakikatı araştırma. Konuşulan şey.
  • Teftiş.
  • Söz münazarası, muaraza, mübahese.
  • Bir mevzû hakkında tafsilât, açıklama.
  • İddialaşma.

be'r

  • Kuyu kazmak.

beylem

  • Rende.
  • Kazma.
  • Açılmamış pamuk kozası.

beyrem

  • (Çoğulu: Beyârim) Marangoz rendesi.
  • Uzun ve sert taş.
  • Bir yeri kazmakta kullanılan kazma âleti.

bişing

  • Balyoz. Kazma. Küskü. Burgu. (Farsça)

büüre

  • Çukur kazmak.
  • Çukur.

ca'b

  • Kazmak.
  • Atmak.

darh

  • Def'etmek, kovmak. Reddetmek.
  • Yer kazmak.

hadd

  • Yol.
  • İnsan cemaatı.
  • Bir şeye tesir ederek iz bırakmak.
  • Yanak, yüz, vecih.
  • Yeri kazmak, yeri yarmak.

hafr / حفر

  • Kazmak ve çukur etmek.
  • Kazma. (Arapça)

hafriyatsız

  • Yeri kazmadan.

hakk / hâkk

  • Kazma, oyma.

hazz

  • Kesme. Kısaltma.
  • Kazmak.
  • Yırtmak.
  • Silmek.

hidemat-ı şakka

  • Taş taşımak, toprak kazmak gibi, mahkûmlara yaptırılan ağır hizmetler.

hudud

  • (Tekili: Hadd) Yanaklar.
  • Cemâatler.
  • Yeri kazmalar. Yeri yarık etmeler.
  • Çiçek yaprakları.

ibtiar

  • Kuyu kazma.

ictiyab

  • Gömlek giyme.
  • Yırtma.
  • Kuyu kazma.

ihtifar

  • (Hafr. dan) Kazma veya kazılma.

karh

  • Yaralama.
  • Hasta olmak.
  • Bedende çıkan yara.
  • Su olmayan yerde kuyu kazmak.
  • Yanlış ve yalanla hakkı değiştirmek ve battal etmek.

kavb

  • Kesmek.
  • Çukur kazmak.

kaviş / kâviş

  • Eşme, kazma. (Farsça)

kazim

  • (Çoğulu: Kazmân-Kazam) Gümüş.
  • Yazı yazmada kullanılan beyaz deri.
  • Davara verdikleri arpa.

keri / kerî

  • Kazmak.

kery

  • Kazmak.

külüng

  • Taşçı kazması. (Farsça)

maavil

  • (Tekili: Mi'vel) Taş, kaya parçalamakta kullanılan sivri kazmalar.

mahafir

  • (Tekili: Mihfer) Beller, kazmalar.

me'n

  • (Çoğulu: Müün-Me'nât) Böğür.
  • Yer kazmakta kullanılan ucu demirli ağaç.

mezabi / mezabî

  • Yer yarmak, kazmak.

mi'vel

  • (Çoğulu: Meâvil) Büyük taşları ve kayaları parçalamaya yarıyan sivri kazma.

mihadde

  • Baş ve yüz altına koydukları yastık.
  • Kazma.
  • Balta.

mihfar

  • Toprak kazan âlet. Kazma.

mihfer

  • (Çoğulu: Mahâfir) Kazma. Bel.

nakr

  • Oymak, kazmak. Taş oymak.
  • Kuşun yem toplaması.
  • Vurmak.
  • Sıklık vermek.
  • Ağaç üstüne nakşetmek.
  • Tanbur çalmak.
  • Üflemek.
  • Dille ıslık çalmak.
  • Parmak çıtlatmak.

nebs

  • Yeri kazma, toprağı kazma.
  • Eser, nişan.

refş

  • Küçük kazma.
  • Çapa.
  • Büyük kulaklık.
  • Kulağı büyük olma.

renc-ber

  • (Renc; sıkıntı, zahmet. Ber; çeken) Tarla ve bahçede yahut başka işlerde kazmak veya taş, toprak taşımak gibi işlerde çalıştırılan gündelikçi. Amele, ırgat. (Farsça)
  • Çiftçi. (Farsça)

ta'mik

  • (Umk. dan) Derinleştirmek. Derin kazmak.
  • İnceden inceye araştırmak. Esasına varacak şekilde araştırmak.

tahfir

  • (Çoğulu: Tahfirat) (Hufre. den) Çukur kazma.

takvib

  • Bir şeyi yerinden çekip koparma.
  • Yeri kazma.

teekk

  • Çukur kazmak.

telhid

  • (Lahd. dan) Mezar çukuru kazma. Kabire lâhid yapma.
  • Gömme.

vats

  • Kazmak.
  • Kırmak.
  • Ayakla yere vurmak.
  • Somak denilen ot.

vitas

  • Kazmak.
  • Kırmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın