LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kaybolma ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

afk

  • Rücu etmek, dönmek.
  • Kaybolmak.

bevz

  • Devamlı oturuş. Daimi oturma.
  • Çillerin kaybolmasından sonra yüzün güzelleşmesi.

fevt

  • Kaybolma.

gaybubet / gaybûbet / غَيْبُوبَتْ

  • Göz önünde olmama, kaybolma.

gayub

  • (Gayâb-Gaybe) Kaybolmak.

gıybet

  • Kaybolma.
  • Aleyhinde bulunma, arkasından söyleme, çekiştirme dedikodu yapma.

gurub

  • Batma, batış. Batıda görünmez olma. Gözden kaybolmak.
  • Uzaklaşmak. Irak olmak.

heder / هدر

  • Yazık olma, boşa gitme. (Arapça)
  • Heder etmek: Yazık etmek, yitirmek, boşa harcamak. (Arapça)
  • Heder olmak: Yazık olmak, yitmek, kaybolmak. (Arapça)

humul

  • Bir kimsenin adı sanı batma, ünü ünvanı kaybolma.

iftikad

  • Arayıp sormak.
  • Kaybolmak.

igtirab

  • (Gurbet. den) Gurbete gitme.
  • (Güneş, Ay vb. seyyareler) batma.
  • Göz önünden kaybolma.

infilal

  • Delinme, delik açılma.
  • Keskinliği kaybolma, körlenme, körleşme.

intımas

  • Kaybolma, belirsiz olma.

işa-i evvel / işâ-i evvel

  • Yatsının ilk vakti. Batıdaki mer'î (görünen) ufuk hattı üzerinde, kırmızılığın kaybolması ile başlayan vakit. Güneşin üst kenarının ufk-ı mer'î altında, on yedi derece yüksekliğe indiği vakit.

işa-i sani / işâ-i sânî

  • Batıdaki mer'î ufuk hattı üzerinde beyazlığın kaybolması ile başlayan vakit; güneşin üst kenarının ufk-ı mer'î altında on dokuz derece yüksekliğe indiği ve şafağın kaybolduğu tam karanlık vakit.

ısva'

  • Kuruma, yaşlığı ve rutubeti kaybolma.

kumus

  • Suya batıp kaybolmak.

magib

  • Kaybolma.

mefkud / mefkûd / مفقود

  • Kayıp. (Arapça)
  • Yok olmuş. (Arapça)
  • Mefkûd olmak: (Arapça)
  • Kaybolmak. (Arapça)
  • Yok olmak. (Arapça)

mugayebe

  • Kaybolma.
  • Bir kimseyi arkasından zemmetme. Gıybet etme.

nihan / nihân / نهان

  • Gizli. (Farsça)
  • Gizlice. (Farsça)
  • Nihan olmak: Gizlenmek, saklanmak, kaybolmak. (Farsça)

sukut-ı hakk

  • Hakkın sukutu. Hakkın kaybolması.

sukut-u mutlak

  • Mânen iyice tefessüh etme, iyi hasletlerin tamamen kaybolması.

tagayyüb

  • (Gayb. dan) Gözden kaybolma, görünmeme.

tegayüb

  • Birkaç kişinin topluca kaybolması.

uful / ufûl

  • Sönüp gözden kaybolmak (güneşin sönüp kaybolması gibi).
  • Batma, kaybolma.

üful

  • Batmak, kaybolmak.
  • Mc: Ölmek.

vakb

  • Duhul etmek, dâhil olmak, girmek.
  • Kaybolmak.

zarar

  • Lüzumlu ve kıymetli bir şeyin eksilmesi veya kaybolması. Ziyan. Kayıp.

zay'at

  • Kaybolma, kaybetme.

zayi olma

  • Kaybolma, ziyan olma.

zayi' / zâyi' / ضایع

  • Kaybolan. (Arapça)
  • Zâyi' etmek: Kaybetmek, yitirmek. (Arapça)
  • Zâyi' olmak: Kaybolmak, yitmek. (Arapça)