LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kavrama ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

bilhads

  • Derhal, süratle kavrama, sezme ve anlama.

derk

  • Anlama, kavrama.

derk etme

  • Algılama, kavrama.

derk-i dekaik

  • İnce ve dakik şeyleri iyice kavrama, anlama.

derketmek

  • Anlamak, kavramak.

dirayetli / dirâyetli

  • Bilgili ve kavrama yeteneği olan. (Arapça - Türkçe)

fehmetme

  • Anlama, kavrama.

hakke'l-yakin / hakke'l-yakîn

  • Bilgi ve marifet mertebelerinin en yükseği, bizzat yaşayarak elde edilen bilgi, gerçeğin özünü kavramak.

hakku'l-yakin / hakku'l-yakîn

  • Hakke'l-yakîn. Bilgi ve marifet mertebelerinin en yükseği, bizzat yaşayarak elde edilen bilgi, gerçeğin özünü kavramak.

havsala / حوصله

  • Zihnin bir şeyi kavrama derecesi. Anlayış. Akıl.
  • Tıb: Kuş kursağı. Karın boşluğu. Cevf.
  • Mide.
  • Kavrama kabiliyeti.
  • Kavrama gücü, havsala. (Arapça)

i'tifar

  • Yere vurma. Kavrayıp yere çarpma. Üzerine atılıp kavrama.

ibtaş

  • Şiddetle tutma, kavrama.

ibtidad

  • İki kişinin bir şeyi bir tarafından tutup kavraması.

iddira'

  • Anlama, derketme, kavrama, fehmetme.
  • Hile ile aldatma.
  • (Kadın) saçını tarayıp salıverme.

idrak / idrâk / ادراک

  • Kavrama, anlama. (Arapça)
  • Erişme. (Arapça)
  • İdrâk edilmek: (Arapça)
  • Kavranmak, anlaşılmak. (Arapça)
  • Yaşanmak. (Arapça)
  • İdrak: Etmek (Arapça)
  • Kavramak, anlamak. (Arapça)
  • Yaşamak, görmek. (Arapça)

idrak etme / idrâk etme

  • Anlama, kavrama.

idrak etmek

  • Anlamak, kavramak.

idrak-i maali / idrak-i maâlî / idrâk-i maâlî

  • Büyük mes'eleleri ve sırları kavramak, akıl erdirmek.
  • Yüksek ve derin fikirleri kavrama.

iftiham

  • (Fehm. den) Kavrama, anlama. Fehmetme.

ihata / ihâta / احاطه

  • Etrafından çevirmek, kuşatmak, içine almak. Kuşatılmak, sarılmak.
  • Geniş bilgi ile anlamak, tam kavramak.
  • Kavrama. (Arapça)
  • Kuşatma, sarma. (Arapça)
  • İhâta edilmek: Çevrelenmek, sarılmak, kuşatılmak. (Arapça)
  • İhâta etmek: (Arapça)
  • Kavramak. (Arapça)
  • Kuşatmak, sarmak. (Arapça)

intikal / intikâl / انتقال

  • Göçme, taşınma. (Arapça)
  • Kavrama. (Arapça)
  • Miras geçmesi. (Arapça)
  • İntikal etmek geçmek: (Arapça)

kabz / قبض

  • El ile tutma, avuç içine alma, kavrama.
  • Bir malı teslim alma.
  • Peklik, kabız.
  • Tutmak. Ele almak. Kavramak. Almak.
  • Tahsil etmek. Teslim almak.
  • Amelde zorluk çekmek.
  • Kuşun süratle uçması.
  • Mülk.
  • Tutma, kavrama. (Arapça)

kıyas-ı hafi-yi hadsiye / kıyas-ı hafî-yi hadsiye

  • Zihnin birşey hakkında, sezgi ve âni kavramayla yaptığı gizli kıyas. Meselâ "Eğer Ayın ışığı Güneşten gelmeseydi, durumu değiştikçe ışık yapısı değişmezdi" şeklinde zihne doğan gizli bir kıyasla aklın "O halde Ay ışığını Güneşten alır" şeklinde hükmetmesi.

kuvve-i idrakiye / kuvve-i idrâkiye

  • Anlama, kavrama gücü.

lakn

  • Anlamak. Fehmetmek. Çabuk kavramak.

latife-i müdrike / lâtife-i müdrike

  • İdrâk etme duygusu, anlama ve kavrama hassesi.

meleke

  • Zihnin anlama, kavrama, hatırlama gibi özellikleri, tekrar tekrar yapmaktan dolayı kazanılan beceri.

nazar-ı akıl

  • Akıl gözü; aklın görüşü, kavraması.

şiddet-i ihata / şiddet-i ihâta

  • Çok yüksek anlama ve kavrama gücü.

sür'at-i intikal

  • Çabuk anlayıp intikal etme. Kavrama çabukluğu.
  • Çabuk anlama ve kavrama.

tabassur

  • (Basar. dan) Dikkatle bakıp, esasını kavrama. Dikkatle gözetiş.

tevsi / tevsî

  • Genişletme, kuşatma, ihata etme, kavrama.

zabt / ضبط

  • Zabt etmek. İdâresi altına almak.
  • Sıkıca tutmak. Kendine mal etmek.
  • Kavramak.
  • Kaydetmek. Hülâsasını yazmak.
  • Bağlamak.
  • Sıkı tutma.
  • İdaresi altına alma, kendine mal etme.
  • Silah zoru ile bir yeri alma.
  • Anlama, kavrama.
  • Kaydetme, özetini yazma.
  • Tutma. (Arapça)
  • Ele geçirme. (Arapça)
  • Kavrama. (Arapça)
  • Zabt edilmek: Ele geçirilmek. (Arapça)
  • Zabt etmek: Ele geçirmek. (Arapça)

zekavet / zekâvet

  • Zeki oluş. Zeyreklik. Çabuk anlama ve kavrama. Keskin anlayış.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın