LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Karn ifadesini içeren 122 kelime bulundu...

ab-gah

  • Havuz, küçük göl, su biriken yer. (Fransızca)
  • Tıb : Karnın kaburga kemikleri kıkırdağı ve kısa kaburgalar altında olan kısmı. Böğür. (Fransızca)

ahben

  • Çok su içmekten karnın şişip zahmetli olması.

ahves

  • Karnı sarkık kişi. (Müe: Havsâ)

alhan

  • Deve kuşunun erkeği.
  • Karnı çok aç kişi.

ascel

  • Karnı büyük olan kimse.

bakir / bakîr

  • Yensiz gömlek.
  • Sığır sürüsü.
  • Karnı yavrusundan dolayı yarılan deve.

batn-ı arz

  • Yerin karnı, içi.

bazile

  • Tıb: Göğüs veya karnın içinde husule gelen gaz veya su şişlerinin mahfazasını delmeye mahsus ve boru içinde mahfuz bir mil.

bel

  • t. Geminin orta kısmı.
  • Bedenin ortası. Göğüs ile karnın arası.
  • Yüksek dağın iki zirvesi arasındaki kavisli kısmı veya alçakça olan geçit ve boğazı.

bitan

  • Deve kolanı. Karnı tok kimse.

cahif

  • Uykusunda dişini öttürmek.
  • Çok fazla hafiflik üzerine olmak.
  • Nefis, ruh.
  • İnsanın karnından çıkan ses.
  • Kısa.
  • Çok asker.

cehiz

  • Karnından çocuk düşüren.

cenin

  • (Cenne. den) Ana karnındaki harekete başlıyan çocuk.
  • Gizli ve mestur, saklı olan şey.
  • Ana karnındaki çocuk.

cenn

  • (Cünün) Bir şeyi setretmek, gizlemek.
  • Ana karnındaki cenin, gizli olmak.

cilf

  • Boş küp.
  • Kırılmış, ufanmış köpek esfeli. Arı kovanı.
  • Kuru ekmek parçası. Kuru ekmek kenarı.
  • Yüzülüp karnı çıkmış ve başı ile ayağı kesilmiş koyun.
  • Her nesnenin parçası.
  • Hoyrat, kaba. Ayak takımından.

cirre

  • Devenin karnından çıkarıp çiğnediği geviş.
  • Yapağı denilen yün.

cun

  • Karnı ve kanadı kara olan bağırtlak kuşu cinsinden bir kuş.

cürvaz

  • Karnı büyük olan kişi.

cüryaz

  • (Çoğulu: Cerâyız) Karnı büyük olan.

dumur

  • Büyüyüp gelişememek. Zayıflıktan, hayvanların karnının içeri çökmesi.

ebs

  • Sütü çok içmekten dolayı karnı şişmek.

ecinne

  • (Tekili: Cenin) Ceninler. Ana karnındaki çocuklar.

ecsel

  • Karnı büyük olan kişi.

elha

  • Malâyâni ve boş konuşan.
  • Dizlerinden biri diğerinden büyük olan deve.
  • Karnı sarkık olan. (Müennesi: Lahva)

emcer

  • Karnı büyük kimse.

emzer

  • Karnı büyük olan, şişman.

erek

  • Misvak ağacını çok yediğinden dolayı devenin karnı incinmek.

erşem

  • Yemeğin kokusundan iştahı gelep karnı acıkan (adam).
  • Vücuduna iğne batırıp çivit ile şekil veya resim yapan adam.

esvel

  • Karnı sarkık olan erkek. (Müe: Sevlâ)

gamc

  • Suyu sora sora içmek.
  • Deve yavrusunun anasının karnı ve ayaklarının altına gelmesi.

gamus

  • Şiddetli emir.
  • Süngü ile vurup, ucunu diğer taraftan çıkarmak.
  • Karnındaki yavrusu belli olmayan deve.

garsan

  • Karnı aç kimse.

habat

  • Vücuttaki bir yara iyileştikten veya vücuda bir sopa ile vurulduktan sonra bedende kalan iz.
  • Davarın çok yemekten dolayı karnının şişmesi.

habc

  • Devenin ot yemekten dolayı karnının şişmesi.
  • Vurmak.

habn

  • Karnın şişmesi.

hadia / hadîa

  • Davarın karnından gelen ses.

hafud

  • Karnındaki yavrusunu âzası belirmeden düşüren deve.

hakb

  • Devenin semerini karnına bağlamakta kullanılan ip.
  • Tutulmak.

hakıb

  • Karnı guruldayan kişi.
  • Necaseti şedit kişi.

halk-ı cedid

  • Ba'sü bade-l mevt, yeniden yaratılış. Yeniden yeniye tekrâren yaratılma. Ana karnındaki çocuğun, insan suretine inkılâb ettiği devre.

hame

  • Yük.
  • Ana karnındaki çocuk.

haml

  • Yük.
  • Sırtına yük alıp getirmek.
  • Kadının karnındaki çocuk.
  • İsnad. Yüklenme.

hasele

  • Tıb: Karnın göbek ile kasık arasındaki kısmı.

haviyye

  • Çocuk doğuran kadına loğusa yemeği yedirmek.
  • Namaz kılan kimsenin, secde halinde iken, karnını uyluğundan yukarı tutması.

havsa'

  • Karnı sarkık olan kadın. (Müz: Ahves)

hazem

  • Göğüs kemiği.
  • Davarın karnının ve böğrünün dolu olması.

hımas

  • Karnı aç kimseler.

hış'a

  • Doğum anında ölen annenin karnı yarılarak çıkarılan çocuk.

hızecr

  • (Çoğulu: Hazâcir) Karnı büyük kişi.

ıky

  • Yemek yemezden evvel çocuğun karnından çıkan necisi.

intifah-ı batni / intifah-ı batnî

  • Karnın, gazların birikmesinden dolayı şişmesi.

irtikaz

  • Çocuğun, ana karnında kımıldaması.
  • Çalkanıp durma.
  • Acı çekme, ıztırâb duyma.

iskender

  • (M. Ö. 356-323) Aristo'dan ders almış bir imparatordu. İskender-i Rumi de denir. Bundan başka ismi geçen bir de İskender-i Zülkarneyn vardır.

ka'r

  • Karnı yemekten dolmak.
  • Arkası yağlı olmak.

kamel

  • Bitli kişi.
  • Karnın büyük olması.

kara'belane

  • Karnı büyük, yassı bir böcek.

karn

  • Zaman, devre.
  • Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene.
  • Yüz yıllık zaman. Asır.
  • Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç. (Karn, iki mânaya gelir. Birisi, zamandan bir müddete mukterin olan ümmet, bir zaman ahalisi olan hey'et-i içtimaiye ki

karnabit

  • Karnıbahar.

kasık

  • Karnın alt tarafı. (Türkçe)

kebed

  • Ciğer ağrısı.
  • Kara ciğer.
  • Meşakkat. Şiddet. Mihnet.
  • Karnın şişmesi.

kerşa

  • Karnı büyük kadın.
  • Parmakları kısa düz taban.

ketiz

  • Yemeği çok yeyip karnını iyice dolduran kişi.

kurb

  • Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. (Zamanda, mekânda, nisbette, hatvede ve kuvvette kullanılır.)
  • Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.

kurfusa

  • Mak'adı üstüne oturup dizlerini karnına yapıştırıp iki kolunu baldırları üstüne kavuşturmak.

kurun

  • (Tekili: Karn) Asırlar. Devirler. Çağlar.

laha

  • Boş ve faydasız sözler konuşmak.
  • Ekmeği ıslatıp yemek.
  • Gıda.
  • Aldatıp kandırmak.
  • Karnın sarkık ve sülpük olması.

lakıh / lâkıh

  • (Çoğulu: Levâkıh) Ağaca su yürüten rüzgâr.
  • Yağmur yağdıran rüzgâr.
  • Karnında yavrusu olan hamile deve.

lethan

  • Karnı aç olan kişi.

lita / lîta

  • (Çoğulu: Lit) Kamış kabuğu.
  • Karnın dışarısındaki derisi.

lügaz

  • Edb: Manzum bilmecelere denir. Lügaz çözülürse insan, hayvan, eşya veya başka bir mânâ çıkar. Meselâ: (Hikmetullah şehrinin bir tânesiOğlunun karnında yatar annesi.)Bu manzum çözülürse cevap olarak "İpek böceği" çıkar.

mahva

  • Secdede karnını uyluklarından çekip ayıran kimse.

makrun

  • (Karn. dan) Ulaşmış. Kavuşmuş. Yakın.
  • Müsaadeye mazhar.
  • Çatık kaşlı olmak.

meb'uc

  • Karnı delinmiş.

mebtun

  • Karnı hasta olan kimse.

mecer

  • Koyunun karnındaki kuzu büyüdükçe durmaya kadir olmaması.
  • Büyük asker.
  • Susuzluk.

mecr

  • Bir nesneyi devenin karnındaki yavrusuna bey'etmek. Devenin karınındaki yavrusunu bir malla değiştirmek.
  • Çokluk asker.
  • Akıl.

mef'em

  • Karnı geniş olan kişi.

melfuha

  • (Çoğulu: Melâfih) Ana karnındaki erkek çocuk.

melkuha

  • (Çoğulu: Melakih) Anasının karnında olan çocuk.

menhum

  • Nasıl yerse yesin karnı doymaz kimse.
  • Bir şeye çok hırs gösteren kişi.

mest

  • Adamın elini deve karnında yavrunun yattığı yere sokması.
  • Bağırsak içinde iken sıvayıp çıkarmak.

mibtan

  • Çok yemekten karnı şişen etli ve yağlı kişi.

mubattın

  • Kin tutan, hased eden.
  • Karnı zayıf ve içine çökük olan.

müsteski / müsteskî

  • (Saky. den) Karnı su toplamış, istiska olmuş.

müteharhır

  • Karnı büyük olanın karnının oynaması, sallanması.

mütekarin

  • (Karn. dan) Birbirine birleşmiş, bitişmiş olan.
  • Yaklaşmış, yakınlaşmış, tekarün eden.

nafe

  • Derisi kürk yapımında kullanılan hayvanların postlarının karnı altındaki deri kısmı. (Farsça)

nübta

  • Atın kolanı veya karnı altında olan beyazlık.

nütac

  • Doğurmak.
  • Gebe devenin karnındaki yükü.

rahm-ı mader / rahm-ı mâder

  • Anne karnındaki çocuğun bulunduğu yer.

redm

  • (Çoğulu: Rüdum) Bir şeyin önüne sed yapma.
  • Bir şey dâimi olmak ve akmak.
  • Pencere, kapı ve delik gibi yerleri tıkama. Tamâmen kapama.
  • Zülkarneyn seddinin ismi.

redm-i azim

  • Zülkarneyn Seddi'nin ismi.

redm-i azim ve cesim / redm-i azîm ve cesîm

  • Zülkarneyn'in yaptığı çok büyük sed, yığınak.

rişa'

  • (Çoğulu: Erşiye) Kuyudan su çekmekte kullanılan urgan.
  • Menazil-i Kamer'den "Balık karnı" dedikleri menzilin adı.

şa'riyye

  • Çorbalık makarna, şehriye.

şeb'an

  • Karnı doymuş, tok.
  • Emin.

sebca'

  • (Çoğulu: Sübuc) Karnı büyük olan kadın. (Müz: Esbec)

secla'

  • Karnı büyük kadın. (Müz: Escel)
  • Her büyük cisim.

sedd-i zülkarneyn

  • (Bak: Zü-l karneyn)
  • Zülkarneyn'in yaptırdığı büyük sed.
  • Hz. Zülkarneyn tarafından yaptırılan set.
  • Kur'ân-ı kerîmde Zülkarneyn adıyla bildirilen peygamber veya evliyâ olan mübârek bir zâtın, Ye'cûc ve Me'cûc için yaptırdığı sed.

şehazan

  • Karnı aç olan kimse.

şehdere

  • Üç ile altı yaş arasında hareket eden oğlan veya kız.
  • İsrafçı, müsrif.
  • Karnı büyük kimse.

sela

  • (Çoğulu: Eslâ) Çocuğun ana karnında iken içinde bulunduğu ince deri.

sevl

  • Karnı göbeğinden aşağıya sarkmak.

sevla'

  • (Çoğulu: Süvül) Karnı sarkık kadın. (Müz: Esvel)

şiba'

  • (Tekili: Şeb'ân) Karnı doymuş olanlar, tok kimseler.

sıkt

  • Ana karnından ölü olarak düşen çocuk.
  • Çakmaktan düşen ateş.

sücle

  • Karnın geniş ve büyük olması. Şişmanlık.

ta'dil

  • Darlık vermek.
  • Veledi karnında büyük olup doğurması güç olmak.

ta'sib

  • İhata edip kaplamak, içine almak.
  • Bir kimsenin başına taç koymak.
  • Açlıktan dolayı karnını bağlamak.

tahviye

  • Dizleri, dirsekleri, yanları, karnı ve uyluğun arasını ayırmak.

tekarün

  • (Karn. dan) Birbirinin yanına gelme. Birbirine yanaşma. Mukarenet.

tenasuh / tenâsuh

  • Bir ruhun bedenden bedene geçmesi, reankarnasyon.
  • Kaybolan birşeyin başka bir şekle bürünerek tekrar ortaya çıkması. Reenkarnasyon.

tenasuhvari / tenasuhvâri

  • Reenkarnasyonu anımsatır bir şekilde.

teşbi'

  • Karnını doyurma.

teveccüs

  • Karnını boşaltmak.

vaif

  • Davar yürüdüğünde karnından işitilen ses.

vakib / vakîb

  • At yürürken karnı içinden işitilen ses.

vegik

  • Davar yürürken karnından çıkan ses.

yemeni zülkarneyn / yemenî zülkarneyn

  • Yemenli Zülkarneyn.

za'bel

  • (Çoğulu: Zeâbil) Karnı büyük, boynu ince olan çocuk.

zabazıb

  • Devenin çok acıktığında karnının ötmesi.

zahif

  • Nişandan beri düşen ok.
  • (Çoğulu: Zâhifât) Yılan gibi karnı üzerine sürünerek yürüyen.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR