LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Karga ifadesini içeren 59 kelime bulundu...

alavere

  • Vapurlara kömür vermek için bordaya kurulan kademeli iskele.
  • Tulumbanın basıp emme suretiyle işlemesi.
  • Herc ü merc. Karışıklık, kargaşalık.
  • Bir şeyin elden ele verilerek veya atılarak aktarılması.

anarşi / اٰنَارْش۪ي

  • Kargaşa, kanun ve kural tanımama.
  • Karışıklık, kargaşalık, düzensizlik.
  • Başıboşluk, kargaşa.

anarşilik

  • Hiçbir kayıt ve kural tanımama, kargaşa çıkarma.

aşub / âşûb / آشوب

  • Kargaşa. (Farsça)
  • Karıştırıcı. (Farsça)

aşub-engiz / aşûb-engiz

  • Karışıklığa medar olan, kargaşalığa sebebiyet veren. (Farsça)

aşub-gah / aşûb-gâh

  • Gürültülü patırtılı yer. Kargaşalık ve karışıklık yeri. (Farsça)

aşubengiz / âşûbengîz / آشوب انگيز

  • Kargaşa çıkaran. (Farsça)

avhak

  • Uzun nesne.
  • Kara karga.
  • Büyük kara deve.

bevka'

  • Kargaşalık, karışıklık.

beyn

  • Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık.
  • Burnu ve ayakları uzun karga.

cüvar

  • (Civâr) Yakınlık. Komşuluk.
  • Himâyet, korumak.
  • Riâyet.
  • Süt emen deve yavrusu.
  • Karga sesi.
  • Öküz avazı.

dağdağa-i siyaset

  • Siyasî kargaşa ve çalkantılar.

ebka'

  • Alaca karga.

engüj

  • Filcilerin fili idare etmekte kullandıkları ucu eğriltilmiş demir karga burnu. (Farsça)

fesad

  • Fenalık, kötülük, arabozuculuk. Kargaşalık, karışıklık.

fevza / fevzâ

  • Kargaşa.
  • Kargaşalık. Anarşi.
  • Karışmış, muhtelit.
  • Kargaşa.

fevza-i ara / fevzâ-i ârâ

  • Düşünce alanında meydana gelen kargaşa, anarşi.

fevzai / fevzaî

  • Anarşist. Hiç bir din ve nizam tanımayan.
  • Kargaşalık ve anarşi ile alâkalı.

fitne / فتنه

  • Ayrılık, karışıklık, kargaşa; insanı hak ve hakîkatten saptıracak şey. İnsanları sıkıntıya, belâya düşüren, müslümanların zararına sebeb olan iş. Düşmanlığa sebeb olan şey.
  • Kargaşa, karışıklık.
  • Bölücülük, kargaşa çıkartma. (Arapça)
  • Sıkıntı. (Arapça)

gak

  • Karga sesi.

garabin

  • (Tekili: Gırbân) Kargalar.

gırban

  • (Tekili: Gurâb) Kargalar.

girudar / gîrûdâr / گيرودار

  • Kargaşa, kavga. (Farsça)

gurab / gurâb / غراب

  • (Çoğulu: Garbân-Egribe) Karga.
  • Karga. (Arapça)

gurab-ül beyn

  • Alaca karga.

hanzal

  • Zakkum. Zakkum ağacı. Ebu Cehil karpuzu denilen portakal büyüklüğünde mevyesi çok acı bir nebat. Karga kabağı diye de adlandırılır.

har

  • (Her) Merkep, himar, eşek. (Farsça)
  • Çay ve havuz diplerinde olan balçık. (Farsça)
  • Mc: İdraksiz kimse. (Farsça)
  • Kargaşa. (Farsça)

hengame / hengâme / هنگامه

  • Kargaşa. (Farsça)

hercümerc / هرج و مرج

  • Kargaşa, dağınıklık, düzensizlik. (Farsça)

hercümerc-i dünyeviye

  • Dünyanın kargaşaları.

ifsadat

  • (Tekili: İfsad) İfsadlar, kargaşalıklar, fesada uğratmalar.

igtişaş

  • Karışıklık. Kargaşalık. Karmakarışık olmak.
  • Birisinin fena telkinini kabul etmek.

iğtişaş / iğtişâş / اغتشاش

  • Karışıklık, kargaşa, anarşi. (Arapça)

iğtişaşat

  • (Tekili: İgtişaş) Karışıklıklar, kargaşalıklar, fenâlıklar.

ihtilal / ihtilâl

  • Ayaklanma, kargaşalık.

kak

  • Uzun, tavil.
  • Alaca karga.

kelağ / kelâğ / كلاغ

  • Karakarga, kuzgun. (Farsça)

keraker

  • Kuzgun. (Farsça)
  • Karga. (Farsça)

keşmekeş / كشمكش

  • Kargaşa, çekişme. (Farsça)

keyd

  • Tuzak. Kötülük, hile.
  • Men'etmek.
  • Kusmak.
  • Çakmağın tezce ateşi çıkmayıp geçmek.
  • Cenk etmek, dövüşmek.
  • Karganın ötmesi.

lefh

  • Yakmak.
  • Vurmak.
  • Fakirlik, fakir.
  • İflas.
  • Tavşancıl kuşu.
  • Karga.

minkar-ı mahrut

  • Gagaları konik biçimde ve kuvvetli olan kuşlar. (Serçe, karga gibi)

na'b

  • Karga veya horoz ibiği.

na'k

  • Karga avazı.
  • Çobanın koyuna haykırıp çağırması.

nagk

  • (Çoğulu: Nuguk) Karga çağırmak.

naib

  • Karga gibi çirkin sesli kuşların ötüşü.

naik

  • Karga ötüşü veya horoz sesi.
  • Çobanın koyuna bağırması.

neab

  • Karga yavrusu.
  • Horoz veya karga gibi ötme.

neib

  • Karga sesi.
  • Ağaçtan yemiş indirmek.
  • Süt sağmak.

sayha-i gurab / sayha-i gurâb

  • Karga bağırışı.

şefnin

  • Irak diyarında ve karga büyüklüğünde olan bir kuş.

şehr-aşub

  • Şehri karıştıran, kargaşalık yapan.

şur-efgen

  • Karma karışık yapan, kargaşalık çıkaran. (Farsça)

şuriş / şûriş / شورش

  • Karışıklık, kargaşalık. (Farsça)
  • Kargaşa. (Farsça)

ten'ab

  • Karga sesi.

teşettüt-ü ara / teşettüt-ü ârâ

  • Fikir dağınıklığı, kargaşası.

zag

  • (Çoğulu: Ziygan) Karga ve kuzgun. (Farsça)
  • Fitneci, gammaz. (Farsça)

zağ / zâğ / زاغ

  • Karga. (Farsça)

zag-beçe

  • Karga yavrusu. Yavru karga. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR