LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kalkma ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

agmak

  • Yukarı kalkmak, yükselmek, yukarıya meyletmek.
  • Buhar olup yukarı kalkmak, buharlaşmak.

cay-mend

  • Yerinden kalkmayan, üşenen, tenbel. Rahatını bozmayan. (Farsça)

celse-i hafife / celse-i hafîfe

  • İkinci secdeyi yapıp kıyâma kalkmadan önce olan kısa oturma.

düsur

  • Mahvolma. Eseri kalmama. Ortadan kalkma. Nişanı belirsiz olma.
  • Kaftan eskime.
  • Ev köhne olma.

fesh

  • Bozma, bozulma, dağıtma, dağılma, yürürlükten kalkma.

helak / helâk / هلاک

  • Yok olma. (Arapça)
  • Ölme. (Arapça)
  • Helâk etmek: (Arapça)
  • Yok etmek, ortadan kaldırmak. (Arapça)
  • Öldürmek. (Arapça)
  • Helâk olmak: (Arapça)
  • Yok olmak, ortadan kalkmak. (Arapça)
  • Ölmek. (Arapça)
  • Çırpınmak. (Arapça)

hetk-i hürmet

  • Saygının ortadan kalkması. Şer'an haram olanın bozulması.

ibtikar

  • Sabahleyin erkenden kalkma.

ifakat

  • (Fevk. den) İyileşme, hastalıktan kalkma. Hastalıktan kurtulup tamamen iyileşinceye kadar aradan geçen zaman.
  • Ayılma. Sarhoşluk veya baygınlıktan kurtulma.

ikşi'rar

  • Ürperme. Ürkmeden dolayı tüylerin diken diken kalkması ve derinin iğne iğne kabarması.

ilm-i adab / ilm-i âdâb

  • Yemek, içmek, yatıp kalkmak, giyinmek, sefer gibi hâllere dair hadisler için, ilm-i hadis istılâhında kullanılan tâbirdir.

intiaş

  • Yorgunluktan sonra canlılık hissetme. Canlılık.
  • Hastalıktan sonra iyileşip kalkma.
  • Geçinme.
  • (Yıkılan adam) doğrulup kalkma.

intiaz

  • Kuvvetlenme, kıvama gelme.
  • Kalkma.

ıntıfa

  • Sönme. Yanarken sönme. Ortadan kalkma.

intihaz

  • Ayaklanmak. Depreniş. Kalkmak.
  • Yola veya sefere çıkmak. Şüru eylemek.

irtifa'

  • Yükseklik.
  • Yukarı kalkmak. Kaldırmak. Terakki.

isti'la

  • (Ulüv. den) Yükselmek. Üste çıkmak. Yüce olmak. Terfi' eylemek. Galib olmak.
  • Gr: Bir şeyin bir şey üzerine çıkması.
  • Tecvidde: Harf okunduğu zaman dilin, üst damağa kalkmasına denir.

istinas

  • Alışmak. Ünsiyetli olmak. Vahşiliğin gitmesi. Ürkekliğin kalkması.

kamet / kâmet

  • Kalkmak, ayakta durmak; farz namazlardan önce okunması sünnet olan ve ezana benzeyen sözler.

kıyam / kıyâm / قيام / قِيَامْ

  • Kalkma, ayakta durma, ayağa kalkma.
  • Namazın ayakta kılınan kısmı.
  • Bir işe kalkışma.
  • Karşı koyma, ayaklanma.
  • Ayakta durmak. Ayağa kalkmak.
  • Ayaklanmak. İsyan.
  • Ölümden sonra tekrar dirilmek.
  • Bir işe başlamak, devam etmek.
  • Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma.
  • Canlanmak.
  • Kıyâmet günü (mânâsına da gelir).
  • Namazın iftitah tekbiri
  • Kalkma. (Arapça)
  • Ayaklanma. (Arapça)
  • Ayağa kalkma.

kıyam etme

  • Ayağa kalkma.

kıyam etmek

  • Namazda ayağa kalkmak.

kufuf

  • Kişinin korkudan tüyü ürperip kalkmak.

levh-i mahv ve isbat

  • Bir tabirdir. Levh: Görünen ve ibret verici bir vaziyeti ifade eder. Mahv ise; o vaziyetin birden ortadan kalkması, mahvolmasını ifade eder. Gökyüzü bulutlarla kaplı, şimşek çakar, yağmur yağar bir levha halinde iken birden hava açılır, hiç bir şey yokmuş gibi, eski manzarayı mahvolmuş hâlde görürüz

lühusa

  • Yeni doğurmuş kadın. Henüz yataktan kalkmamış kadın. Bu hâl 9 ilâ 40 gün kadar devam eder.

mahv

  • Harab olma. Yıkılma. Ortadan kalkma. Çökme. Bozulma.
  • Tas: Beşeri noksanlıklardan kurtuluş hâli.

mevt-i zekat / mevt-i zekât / مَوْتِ زَكَاتْ

  • Zekâtın ölmesi, ortadan kalkması.

müsavere

  • Kalkmak.
  • Sıçramak.

naşie

  • Delil. Zuhur.
  • Gündüz veya gecenin evvelki saati.
  • Uykudan sonra kalkmak hali ve uyanık olduğumuz hal.

nehz

  • Ayağa kalkmak, deprenip kalkmak, hareket.

nevş

  • Bir şeyi el uzatıp almak ve istemek.
  • Yürümek.
  • Sür'atle deprenip kalkmak.
  • Alıp yemek.

nisbet-i ref'

  • Ortadan kalkma oranı.

nühud

  • (Nühuz) Kalkmak, kıyam etmek, yerinden yükselmek.
  • Şiddetle muharebe etmek.

nühuz

  • Hareket etme, deprenip kalkma.

ref'-i imtiyaz

  • İmtiyazın, sınıflamanın kalkması. Aynı hakka sahip herkese aynı muâmele yapılması.

sameyan

  • Sıçramak.
  • Kalkmak.
  • Yürekli, cesaretli, kahraman, bahadır kişi.

sebeb-i ref-i bereket

  • Bereketin ortadan kalkmasının sebebi.

selb

  • Zorla alma, kapma, soyma.
  • Nefy ve inkâr etme.
  • Kaldırma, giderme, izale.
  • Man: İki şey arasında nisbet-i vücudiyenin kalkması.

severan

  • Tozun, dumanın kalkması.

tafr

  • Yukarı sıçramak. Kalkmak.

talak

  • (At) sıçramak ve kalkmak.

temcid / temcîd

  • Allah'ın büyüklüğünü bildirmek. Ta'zim ve senâ etmek. Ramazan'da sahura kalkmak.

tereffu'

  • Yükseğe çıkmak. Yukarı kalkmak.
  • Fazlalaşmak.

tereffuat / tereffuât

  • (Tekili: Tereffu') Yukarı kalkmalar, yükselmeler.

tesahhur

  • Seher vaktinde kalkmak.
  • Sahur yemek.

tetellu'

  • Kalkmak için boynunu uzatmak.

teyakkuz

  • Uyanık olma.
  • Uykudan kalkma.
  • Göz açıklığı.

tufuh

  • Kap ağız ağıza dolma.
  • Yukarı kalkma.
  • Çabuk geçme.

üns tutmak

  • Alışmak, birlikte düşüp kalkmak.

ünsiyet

  • Alışkanlık, dostluk. Birlikte düşüp kalkmak. Ahbablık.

ünsiyyet

  • Alışkanlık, sokulganlık, düşüp kalkma.

zail / zâil / زائل

  • Yok olan, yok olucu. (Arapça)
  • Zâil olmak: Yok olmak, ortadan kalkmak. (Arapça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın