LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kalay ifadesini içeren 18 kelime bulundu...

arziz

  • Kurşun, kalay. (Farsça)

erziz / erzîz / ارزیز

  • Kalay. (Farsça)
  • Kalay. (Farsça)

ıhfak

  • Gazâda ganimet malından pay almamak.
  • Avcıların av yakalayamaması.

ispidkar / ispidkâr

  • Kalaycı. (Farsça)

kal'

  • Bir şeyi kökünden çekip koparmak.
  • Kendisinden iyi kalay çıkan maden.
  • Azletmek. Bir tarafa ayırmak.

kalus

  • (Çoğulu: Kulus-Kalâyıs) Ayakları uzun genç deve.
  • Yüksek.
  • Murdarlıklar akan çay. Kirli ırmak.

kemend

  • Eskiden idam için boyna geçirilen yağlı kayış. (Farsça)
  • Uzakta bulunan herhangi bir nesneyi yakalayıp çekmek için üzerine atılan ucu ilmekli uzunca ip. (Farsça)
  • Geyik ve benzeri hayvanların yuları. (Farsça)
  • Güzelin saçı. (Farsça)

mahigir

  • Balık tutan. Balık yakalayan. Balık avlayan. (Farsça)

mahz

  • Yoğurdu çalkalayıp yağını almak.

murassas

  • Lehimlenmiş.
  • Kurşun veya kalayla kaplanmış.

pa-dam

  • (Ayaktan yakalayan) Kuş tuzağı. (Farsça)

rasas

  • Kurşun, kalay, lehim.

rasas-ı müzab

  • Eritilmiş kalay.

rasasi / rasasî

  • Kalaycı.
  • Kurşun renginde olan.

rassas

  • Kalaycı.

semire

  • Kaymağı çalkalayıp bir yere toplamadan evvel üstünde görünen yağ parçaları.

sunbur

  • (Çoğulu: Sanâbir) Demirden veya kalaydan olan ibriğin emziği.
  • Havuzun çevresine yapılan lüle ve oluk.

sürb / سرب

  • Kurşun, kalay. Kurşun ve kalay karışımı. (Farsça)
  • Kurşun. (Farsça)
  • Kalay. (Farsça)