LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kadeh ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

ab-gine

  • Billur. (Fransızca)
  • Ayna. (Fransızca)
  • Kılınç. (Fransızca)
  • Göz yaşı. (Fransızca)
  • Şişe, sürahi, kadeh. (Fransızca)

ab-keş

  • Delikli kevgir. (Farsça)
  • Su çeken, sucu, saka. (Farsça)
  • Kadeh sunucu. (Farsça)

abgine / âbgîne / آبگينه

  • Kristal. (Farsça)
  • Kadeh. (Farsça)
  • Sürahi. (Farsça)
  • Ayna. (Farsça)
  • Gözyaşı. (Farsça)

abher / عبهر

  • Nergis. (Arapça)
  • Zerrinkadeh çiçeği. (Arapça)
  • Yasemin. (Arapça)

akdah / akdâh / اقداح

  • Kadehler. (Arapça)

asa

  • Genişlik. Zuhur, meydana çıkma. Büyük kadeh.

asef

  • (Asf) Büyük kadeh.
  • Bir şeyi almak.
  • Yoldan çıkmak. Zulüm eylemek. Körü körüne gitmek.
  • Birisini istihdâm eylemek. Irgatlık etmek, tarlada işçilik etmek.
  • Ölüm. (Kamus'tan alınmıştır.)

asf

  • Büyük kadeh.
  • Zulüm ve zorla bir şeyi almak.

atad

  • İşe yarayan âletlerin takımı.
  • Büyük kadeh.
  • Hazırlık.

bade / bâde

  • Şarap, içki. Kadeh. (İçkinin her çeşiti haramdır, büyük günahtır. İnsan sağlığına zararları ilmî bir gerçektir. Aile, cemiyet hayatı ve ahlâk için de yıkıcıdır. İçkiden ve içenlerden uzak durmak gerekir.) (Farsça)

baliğ / bâliğ

  • Boynuzdan yapılan kadeh. (Farsça)

cam / câm / جام

  • Kadeh. (Farsça)
  • Şişe. (Farsça)
  • Cam. (Farsça)

cam-ı gevheri / cam-ı gevherî

  • Billur kadeh.

cam-ı memlu / cam-ı memlû

  • Dolu kadeh.

cam-ı tehi / cam-ı tehî

  • Boş kadeh.

cam-ı zerrin

  • Altın kadeh. (Farsça)
  • Tas: Allah âşıkının kalbi. (Farsça)
  • Bir kasaba adı. (Farsça)
  • Bir şarab adı. (Farsça)

ekvab

  • Küpler, kadehler. Sırçalar.

ekvaz

  • (Tekili: Kûz) Kâseler, bardaklar, kadehller.

gareb

  • Gümüş kadeh.
  • Kavak ağacı.
  • Havuzla kuyu arasına dökülen su.
  • Bir nevi koyun hastalığı.

gumre

  • Kadınların yüzlerine örttükleri kırmızı bez.
  • Küçük kadeh.

hecm

  • Hamle etmek. Saldırmak.
  • Büyük kadeh.

kaddah

  • Kadeh yapan. Kadeh yapıcı.
  • Zemmeden. Gıybet eden. Hicveden, yeren.

kadeh / قدح

  • Bardak. (Arapça)
  • İçki kadehi. (Arapça)

karv

  • Ağaç kadeh.
  • Köpek yalağı.
  • Hurma ağacının kökü.
  • Uzun havuz.
  • Hayanın derisi inip büyümek.
  • Kast.
  • Etraflıca araştırmak, tetebbu.
  • Bir kimsenin mesleğine girmek, onun yoluna süluk etmek.

kasat / kâsat

  • (Tekili: Ke's) Kadehler, ke'sler.

ke's / كأس

  • Çanak.
  • Kadeh. Dolu kadeh.
  • Çanak. (Arapça)
  • Kadeh. (Arapça)

ke'sen dihak

  • (Kulpsuz) dolu kadehler.

kelacu

  • Kadeh. (Farsça)

kudeyh

  • Küçük kadeh, kadehcik.

küus

  • (Tekili: Ke's) Kaplar, çanaklar, çömlekler.
  • kadehler. Bardaklar.

kuz

  • Bardak, kadeh.
  • Tas, çanak.

lak

  • Hakir, zelil, aşağı. (Farsça)
  • Tahta kadeh. (Farsça)

lehcem

  • Geniş yol.
  • Büyük kadeh.

medmec

  • Kadeh.

mencub

  • Dibâgat olunmuş deri.
  • Geniş kadeh.

muk'abe

  • Kadeh gibi çukur göbek.

nacud

  • Büyük kadeh. (Farsça)

peymane / peymâne / پيمانه

  • Büyük kadeh. (Farsça)
  • Ölçek, kile. (Farsça)
  • Şarap bardağı. (Farsça)
  • Kadeh.
  • Kadeh. (Farsça)

peymane-şikest

  • Kadehi kırık. (Farsça)

piyale / piyâle / پياله

  • Kadeh. Şarap bardağı. (Farsça)
  • Kadeh. (Farsça)
  • Şarap kadehi. (Farsça)

ratl / رطل

  • Hemen hemen bir litrelik sıvı ölçeği. (Arapça)
  • Kadeh. (Arapça)

refd

  • Atâ etmek, hediye vermek.
  • Yardım etmek.
  • Büyük kadeh.

sagar / sâgar / ساغر

  • İçki bardağı. Kadeh. (Farsça)
  • Kadeh, içki kadehi. (Arapça)

şah

  • Ağaç dalı. Budak. (Farsça)
  • Boynuz. Karın. (Farsça)
  • Su arkı. (Farsça)
  • Alın. (Farsça)
  • Kadeh. (Farsça)

saki / sâkî

  • (Saky. dan) Sulayan, içecek su veren, sucu.
  • Kadeh sunan. İçki sunan.
  • Sulayan, içecek su veren, kadeh sunan.

seru

  • Boynuz. (Farsça)
  • şarap kadehi. (Farsça)

us

  • (Çoğulu: İsâs) Büyük kadeh.