LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kabul etmek ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

addetmek

  • Saymak, kabul etmek.

ahd-i atik

  • Eski ahd. Hıristiyanlarca Mûsâ aleyhisselâma inen kitab. Bu ismi ilk olarak hıristiyanlar kullanmışlardır. Hıristiyanların Kitab-ı mukaddes denilen kitabları Ahd-i Atîk ile Ahd-i Cedîd'den meydana geldiğinden onlar da Ahd-i Atîk'i kutsal kabul etmekt edirler. Yahûdîler, Ahd-i Atîk yerine Tanah demek

ahz / اخذ

  • Alma. (Arapça)
  • Ahz ü kabul etmek: Alıp kabul etmek. (Arapça)

ahz u kabul

  • Alıp kabul etmek.

bast

  • Genişlemek, açmak, yaymak.
  • Bir şeye el uzatmak.
  • Sevindirmek.
  • Bir mecliste haya sebebiyle olan sıkılmanın gitmesiyle açılmak.
  • Özür kabul etmek.
  • Kaplamak.
  • Tas: Allahın cemâl tecellisiyle kalbin sükûn ve huzur içinde ferahlaması. (Mukabili: "Kabz"

bia-biyat / bîa-biyat

  • Birinin hakimiyetini kabul etmek, emirlerine uyacağına söz vermek.

biat

  • Bağlılığını, itimadını bildirmek. Birisinin hakemliğini veya hükümdarlığını kabul etmek. El tutarak bağlılığını alenen izhar etmek. Bağlılığını tazelemek.
  • Rey vermek.

bilkabul

  • Kabul etmekle.

engüşt haiden

  • Yok farzetmek, bir an için olmadığını kabul etmek. (Farsça)
  • Mahvetmek. (Farsça)
  • Parmakla göstermek. (Farsça)

esas tutmak

  • Temel almak, temel kabul etmek.

hürriyet-i vicdan

  • Amme hukuku ile ferdî hukuka tecavüz etmemek şartıyla herhangi bir kimsenin her hangi bir fikir veya dini kabul etmekte veya kabul etmemekte serbest olması. Ancak, İslâmiyeti kabul etmiş olan bir kimse, İslâmın esaslarını kısmen de olsa, inkâr ve reddetmekte serbest değildir; İslâm hukukunda mürted

hüsn-ü kabul

  • İyi karşılamak. Güzellikle kabul etmek.

hüsn-ü telakki

  • (Hüsn-i telakki) İyi anlayış. İyi kabul ediş. Güzel telâkki etmek. Anlayış gösterip iyi niyetle kabul etmek.

i'tiraf

  • (İtiraf) Kabahatini saklamamak. Suçunu söylemeği kabul etmek. Gizleyip söylemek istemediği şeyi açıklamak.

icabet

  • Kabul olmak. Kabul etmek.
  • Râzı olma, rızâ gösterme, muvafakat etme.

icabet etmek / icâbet etmek

  • Kabûl etmek.
  • Allahü teâlânın duâları kabûl buyurması.

igtişaş

  • Karışıklık. Kargaşalık. Karmakarışık olmak.
  • Birisinin fena telkinini kabul etmek.

ikbal

  • Bir şeye yönelmek. Teveccüh etmek. Reddetmeyip kabul etmek. Bir şeyi birinin önüne götürmek. Baht açıklığı. Talih. Refah.
  • İstemek.

ikrar etmek

  • Kabul etmek, doğrulamak.

is'af

  • Birisinin arzusunu, istediğini kabul etmek ve yerine getirmek.

istima'

  • (Sem'. den) Dinlemek. Kulak vermek. Dinleyip kabul etmek. İşitmek.

itikad etmek

  • İnanmak, iman edip kabul etmek.

itiraf

  • Kabahatını saklamamak, suçunu söylemeyi kabul etmek, açıklamak.

ittihaz

  • Edinmek. Kabullenmek. "Öyle" diye bakmak. Kabul etmek.

kabul-i adem

  • Kalben ademi kabul etmektir. Hakkı inkâr etmek, hatalı bir hüküm ve itikattır. Hak mesleği kabul etmeyip indi ve şahsi görüşünü ileri sürerek başka bir yolda gitmektir, bir iltizamdır. İmânın zıddına şahsi görüşüne tâbi olmak, bâtılı kabul etmektir.

kabul-u teslim

  • Teslimiyet ile kabul etmek.

kabulde ıztırabı

  • Kabul etmekte zorlanması, sıkıntı çekmesi.

kefalet

  • Kefillik. Bir kimse kendine âid bir işi yapamadığı veya borcunu ödeyemediği takdirde, yerine onun işini göreceğini kabul etmek.
  • Birine kefil olmak. İşini üzerine almak.

kına

  • Râzı olmak, kabul etmek.

mazz

  • Gönlün gamdan ve tasadan yanması.
  • İkrar etmek, kabul etmek, açıktan söylemek.

mütevekkil

  • Kendi yapamıyacağı işde aczini bilip başka birisini vekil kabul etmek.
  • Tevekkül eden.
  • Allah'a (C.C.) güvenen ve işlerini O'na güvenerek tanzim eden.

nazar

  • Göz atmak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek.
  • Gözdeğmesi.
  • İltifat.
  • İtibar.

nur-u tevhid

  • Allah'ın birliğini kabul etmekle elde edilen nur.

şirk

  • En büyük günah olan Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.

ta'dad / ta'dâd / تعداد

  • Sayma. (Arapça)
  • Sayım. (Arapça)
  • Sayı. (Arapça)
  • Ta'dâd etmek: (Arapça)
  • Saymak. (Arapça)
  • Değerlendirmek, kabul etmek. (Arapça)

takali

  • Birbirini düşman kabul etmek.

tasdik / tasdîk

  • Doğruluğunu kabul etmek. Bir kararın nizama, şeriata, kanuna uygun olduğunu kabul edip imzalamak.
  • Kabûl etmek, inanmak, doğrulamak.

tazammun

  • İhtiva etmek. İçine almak. İçinde başka şeyleri havi olmak. Muhit olmak.
  • Tazmini kabul etmek. Kefil olmak.
  • Man: Lâfzın, mevzuu olduğu mânanın cüz'üne delâlet etmesi.

tekabbül

  • Kabul etmek.

tekabül / تقابل

  • Karşılama. (Arapça)
  • Tekabül etmek: Karşılamak. (Arapça)

tekeyyüf

  • Bir keyfiyet kabul etmek. Eksiltmek veya noksan etmek. Keyfiyetlenmek.
  • Keyiflenmek.

telakki

  • Karşılamak. Almak. Kabul etmek.
  • Şahsi anlayış ve görüş.

telakki etmek / telâkki etmek

  • Kabul etmek, saymak.

telakki-i bi-l-kabul

  • Kabul ile karşılamak, kabul etmek.

temasül

  • Benzeyiş. Benzeme. Birbirine benzemek. Birbirine müsavi ve müşabih olmak.
  • Hasta sıhhate, iyi olmağa yaklaşmak.
  • Mat: Kesirsiz taksim kabul etmek, kesirsiz bölünebilmek.

tevhid-i kıble

  • Sadece bir yere müteveccih olmak. Bir kıbleden başka kıble kabul etmemek.
  • Mc: Sadece bir üstad kabul etmek.

vücut rengi vermek

  • Olmayan bir şeyi var kabul etmek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR