LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kaşık ifadesini içeren 18 kelime bulundu...

ane / âne

  • Bir aşiretin bütünlüğü veya işleri veya şerefi.
  • Dişi ve yabani eşek.
  • Yabani eşek sürüsü.
  • Cedi (keçi) burcundan bir kısım yıldızlar.
  • Kasık kılı.
  • Apış arası, kasık.

çengi

  • Zil ve kaşık vurarak oynayan dansöz ve rakkase ki, ekseriyetle çingene kızlarındandır.

fatk

  • Kırma, ayırma, yarma, çatlatma.
  • "Kasık yarığı" denilen bir hastalık.
  • Elbisenin dikişlerini sökmek.

fetk

  • Şak etme. Ayırma. Yarma. Yarılma.
  • Tıb: Dikilmiş bir şeyi söküp ayırmak.
  • Kasık yarığı, kasık zarının yarılması ile barsakların torba içine dolmasından ibaret sakatlık. Fıtık hastalığı.
  • Şafak sökmesi. Fecir ağarması.
  • Parçalanıp birbirine düşmüş cemaat.

hasele

  • Tıb: Karnın göbek ile kasık arasındaki kısmı.

hasle

  • Göbekle kasık arası.

isb

  • Kasık tüyü.

lü'ka

  • Kaşıkla alınan şey.

magabin

  • (Tekili: Magben) Kasıklar, uyluk kemikleri.

magben

  • (Çoğulu: Magabin) Uyluk kemiği. Kasık.

melaik

  • (Tekili: Mil'aka) Tahta kaşıklar.

mil'aka

  • (Çoğulu: Melâik) Tahta kaşık.

mil'aka-tıraş

  • Tahta kaşık yapan. (Farsça)

mül'aka

  • Bir kaşık dolusu miktar.

müreyta

  • Göğüsle kasık arası.

şıkşaka

  • (Çoğulu: Şekâşık) Devenin ağzında olan dağarcığı. (Ağzından çıkarıp kükretir.)
  • Zayıf, yaşlı kimse.
  • Uzun ince çubuk.
  • Ağzın çevresi.

sünnet

  • Göbekle kasık arası.
  • Atın bileğinin ardındaki uzunca kıllar.

ukad

  • (Tekili: Ukde) Düğümler, bezler, şişlikler. Boyun, koltuk altı ve kasıkta bulunan guddeler.