LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te KUY kelimesini içeren 66 kelime bulundu...

abar / âbâr / آبار

  • Kuyular. (Arapça)

acb

  • Kuyruk sokumu. "Us'us" denilen küçük kemik. Her şeyin kuyruk dibi ve nihâyeti. Fâtiha-i hilkat olan küçük kemik.Acb-üz zeneb diye Hadis-i Şerifte ismi geçen ve insanın kuyruk sokumundaki en küçük kemik.
  • Kuyruk sokumundaki küçük kemik.

acbü'z-zeneb

  • Kuyruk sokumundan bulunan ve insanın tekrar yaratılışında çekirdek görevini görecek olan hücre; bir tür genetik şifre.

acür

  • Kuyruk.

ahter-i dünbale-dar / ahter-i dünbâle-dar

  • Kuyruklu yıldız.

ahter-i dünbaledar / ahter-i dünbâledâr / اختر دنباله دار

  • Kuyruklu yıldız.

akid / âkid

  • Kuyunun çevresi, etrafı.

akva'

  • Kuyruğu beyaz, gövdesi siyah olan dişi koyun.

be'r

  • Kuyu kazmak.

begnek

  • Kuyruğu kesik hayvan. (Farsça)

bevd

  • Kuyu.

bi'r / بئر

  • Kuyu.
  • Kuyu. (Arapça)

bir / bîr

  • Kuyu.

çah / çâh

  • Kuyu, çukur.
  • Kuyu, çukur.

çah-ı bün / çâh-ı bün

  • Kuyu dibi.

cahar

  • Kuyunun içinin geniş olması.

cebe'

  • Kuyu içinden çıkan toprak ki, etrafına öbek öbek dökerler.

çeh

  • Kuyu, çukur. (Farsça)

cehuf / cehûf

  • Kuyudan suyu alıp yukarı çekmeye mahsus kova.

cimam

  • Kuyu içinde suyun toplanması ve çoğalması.

düm / دم

  • Kuyruk. (Farsça)
  • Kuyruk. (Farsça)

düm-büride

  • Kuyruğu kesik. (Farsça)

dünb

  • Kuyruk. (Farsça)

dünbal

  • Kuyruk. (Farsça)

durus

  • Kuyu örülen taş.

ehleb

  • Kuyruğu kıllı olan at.

ekzeb / اكذب

  • Kuyruklu yalan. (Arapça)

eş'al

  • Kuyruğu beyaz olan at.

ezyal

  • Kuyruklar.

gevheri / gevherî

  • Kuyumcu, cevherci. (Farsça)

hafir-i bi'r / hâfir-i bi'r

  • Kuyu kazan.

harbele

  • Kuyulardan su çekmeğe mahsus dolap. Bostan dolabı. (Farsça)

himlac

  • Kuyumcular körüğü.

i'mak-ı bi'r

  • Kuyunun derinleştirilmesi.

ibtiar

  • Kuyu kazma.

ik'ar-ı abar / ik'ar-ı âbâr

  • Kuyuların derinleştirilmesi.

izbe

  • Kuytu. Loş. Pis ve nemli yer.
  • Kuytu, pis yer.
  • Kuytu.

kalib / kalîb

  • Kuyu, çok eski zamandan kalmış kuyu.

katare

  • Kuyudan veya başka bir yerden damlayan su.

kun / kûn

  • Kuyruk sokumu bölgesi. Arka, mak'ad, kıç.

kure / kûre / كوره

  • Kuyumcu ocağı. (Farsça)

lıkf

  • Kuyu ve havuz kenarları.

menhus

  • Kuyruğunun yanları uyuz olan deve.

mesa'

  • Kuyumcu eşyası.

meth

  • Kuyudan su çekmek ve sulamak.

mevh

  • Kuyunun suyu çok olmak.

meyh

  • Kuyunun suyunun çok olması.

nebise

  • Kuyu toprağı. Irmak toprağı.

necise

  • Kuyudan çıkardıkları toprak.

nesire

  • Kuyu toprağı.

refenn

  • Kuyruğu uzun olan at.

retv

  • Kuyudan kova çekmek.

şa'la'

  • Kuyruğu beyaz olan davar.

sabga'

  • Kuyruğunun ucu beyaz olan koyun.

sala'

  • Kuyruğun sağı veya solu.

sarraf / sarrâf

  • Kuyumcu.

savvag

  • Kuyumcu.

sıyagat

  • Kuyumculuk.

teh-i çah / teh-i çâh

  • Kuyunun dibi.

tezennüb

  • Kuyruk sallandırmak.

ukve

  • Kuyruk dibi.

us'us

  • Kuyruk sokumu.

uzeyza'

  • Kuyruk kemiği.

zeneb / ذنب

  • Kuyruk.
  • Kuyruk.
  • Kuyruk. (Arapça)

zerger / زرگر

  • Kuyumcu. (Farsça)

zergeri / zergerî

  • Kuyumculuk. (Farsça)