LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te KONAK ifadesini içeren 57 kelime bulundu...

arazi-i mürfaka / arâzi-i mürfaka

  • Huk: Sokaklarda oturulacak yerler ve caddelerde boş bırakılan kısımlar. Yolculara ait terkedilmiş konak yerleri, kervansaraylar.

bedel-i nüzul / bedel-i nüzûl

  • Tar: Osmanlı İmparatorluğu devrinde askerlerin bir yere konaklamasında yapılacak olan masraflar için alınan vergi.

berhane / berhâne

  • Eskiyip harap olmuş konak. (Farsça)

bie

  • Yurt, konak.

cevsak

  • Kasr, köşk, konak.

cevse

  • Köşk, kasr, konak.

daire

  • Resmi hükümet makamlarından her biri.
  • Yazıhane.
  • Büyük bir idare adamının makamı.
  • Ev veya apartman katı.
  • Bir manevi te'sirin hükmü geçtiği mahal.
  • Sınır içi.
  • Büro, büyük ev, konak.
  • Çember, düz yuvarlak şekil.
  • Mat: Merkezden aynı u

dar / dâr

  • Yer, mekân, konak.

dariyye

  • Divan şairlerinin, dünyevi makamca büyük olanların yaptırdıkları köşk ve konaklara dair yazdıkları manzume. (Farsça)

devlethane

  • Ev, köşk, konak. (Farsça)

evvel-i menazil

  • İlk konaklanan yerler; kitabın ilk bölümlerinde yer alan başlıklar.

hadim / hâdim

  • (Hidmet. den) (Çoğulu: Huddâm) Hademe, hizmetçi, hizmet eden, işe yarayan.
  • İmân ve İslâmiye'te ve millete faydalı olmağa çalışan.
  • Erkekliği yok edilmiş olanlar. Bunlardan saraylarla büyük kişilerin konaklarında çalışanlara Hadim ağası denilirdi. Osmanlı İmparatorluğunda bunla

han

  • Konaklama yeri.

harem

  • Mekke-i mükerreme şehrinden biraz daha geniş olup, hudûdunu İbrâhim aleyhisselâmın diktiği taşların gösterdiği yer, alan. Bu sâha içine gayr-i müslimlerin girmesi yasak ve ihrâmlı iken bâzı işleri yapmak harâm olduğu için Harem denilmiştir.
  • Müslümanların evlerinde, saray, konak ve be

helva sohbetleri

  • Eskiden kış mevsiminin başlıca eğlencelerinden biriydi. Bu eğlenceler, her sınıf halk arasında rağbetteydi. Devlet erkânı, vükelâ, zengin konak sahibleri ve orta halli halk kendi imkânları ölçüsünde helva sohbetleri düzenler, eş ve ahbabına ziyafetler verirdi. Vükelânın düzenlediği sohbetler tantana

ibrikdar

  • Eskiden sarayda büyük devlet adamlarının konaklarında su döken ve leğen ibrik işlerine bakan kimse.

iftariyye

  • İftarlık. İftar için hususi olarak hazırlanmış nevale. Bunlar oruç bozulduktan sonra yemek yenmeden evvel yendiği için bu ad verilmiştir.
  • Osmanlı İmparatorluğu zamanında padişah sarayında, vüzera, eşraf ve âyân konaklarında, davetlilere iftardan sonra diş kirası namıyle verilen bahşi

ikindi divanı

  • Tanzimattan evvel sadrazamların kendi konaklarında yaptıkları divanlar. Bu divan ikindi namazından sonra toplandığı için bu adı almıştı. Bâb-ı Âlî teşkilâtının ilk şekli olarak Divan-ı Hümayun, muayyen günlerde toplandığı zaman, vezir-i azamlar da divanda bitirilemeyen veya arza lüzum görülmeyen işl (Türkçe)

irade / irâde

  • Allahü teâlânın sübûtî sıfatlarından. Allahü teâlânın dilemesi.
  • İstemek, seçmek, dilemek tercih etmek.
  • Tasavvuf yoluna yeni girenlerin başlangıç halleri. Allahü teâlânın rızâsına kavuşmaya azmedenler, karar verenler için ilk konak.

isperlos

  • Saray, konak, kâşâne. (Farsça)

kahya / kâhya

  • Büyük konaklarda ev işlerini idare eden kimselerle san'at ve ticaret sahiplerinin işlerine bakmak üzere hükümet tarafından seçilen kimselere eskiden verilen addır.

kalfa

  • Sarayla konaklardaki cariyeler hakkında kullanılan bir tâbir idi. Konaklarda bu tâbir, daha çok bunların eskileri ve yaşlıları hakında kullanılırdı. Gençlerine "kız" denilir ve adlarıyla çağrılırlardı.
  • Eski tarz mekteblerde öğretmen yardımcısı.
  • Bir san'atta usta ile çırak ara

kervansaray

  • Büyük yollarda kervanların konaklamaları için yapılmış büyük hanlar.
  • Büyük yollarda kervanların konaklamalarına mahsus büyük hanlar. (Selçuklular ve Osmanlılar devrinde hayır eseri olarak yaptırılmışlardı.)

kıra

  • Konaklık etmek.
  • İhsan etmek.

kirpas

  • Padişah veya vezir konaklarındaki divanhâne. (Farsça)

mahatt

  • Konak, menzil. Yolculuk esnâsında inilip durulacak yer.

makye

  • Duracak yer, konak yeri.

mehatt

  • Menzil, konak.

menazil / menâzil / منازل

  • (Tekili: Menzil) Menziller. İnecek yollar. Duralar. Konak yerleri.
  • Konaklar. (Arapça)
  • Aşamalar. (Arapça)

menhel

  • (Çoğulu: Menâhil) Hayvan sulanan yer.
  • Menzil, durak. Konaklanacak yer.

menzil / منزل / مَنْزِلْ

  • Yollardaki konak yeri.
  • Ev.
  • Bir günlük yol, konak.
  • Mesafe.
  • Konak. (Arapça)
  • Ev. (Arapça)
  • Bir günde gidilebilen yol. (Arapça)
  • Menzil alınmak: Yol alınmak. (Arapça)
  • Menzil almak: Yol almak. (Arapça)
  • Konak yeri.

menzil-i kamer / مَنْزِلِ قَمَرْ

  • Ayın konak yeri, yörüngesi.

menzilet

  • Derece, pâye, rütbe, mertebe. Yükseklik derecesi.
  • Konak yeri, inecek yer. Hane, ev.

menzilgah / menzilgâh / منزلگاه

  • Konak. Yer. Ev. Bir müddet durulan yer. (Farsça)
  • Konaklama yeri.
  • Konak yeri. (Arapça - Farsça)

menzilhane

  • Konak yeri. Hayvan değiştirilen yer. (Farsça)

merahil

  • (Tekili: Merhale) Menziller, merhaleler, konaklar, duraklar.

merahil-i baide / merahil-i baîde

  • Uzak konaklar. Uzak menziller.

merhale / مرحله

  • (Rihlet. den) Menzil. Konak.
  • İki konak arası mesafe.
  • Bir günlük yol.
  • Derece, kademe.
  • Menzil, konak. İki konak arası. Bir kimsenin bir günde yürüdüğü yol.
  • Aşama. (Arapça)
  • Konak, menzil. (Arapça)

misafirhane-i rahman / misafirhane-i rahmân

  • Allah'ın sonsuz rahmetiyle kulları için bir konak gibi hazırladığı dünya.

misafirhane-i rahmani / misafirhane-i rahmânî

  • Allah'ın sonsuz rahmetiyle kulları için bir konak gibi hazırladığı dünya.

misafirhane-i rahmaniye / misafirhane-i rahmâniye

  • Allah'ın sonsuz rahmetiyle kulları için bir konak gibi hazırladığı dünya.

müsafirhane / müsafirhâne

  • Yolcu konağı, han, otel. (Farsça)
  • Misafir olarak geçen resmi kimselerin konaklıyacağı yer. (Farsça)
  • Mc: Dünya. (Farsça)

mute harbi

  • Mute, Şam'a bağlı, Kudüs'e iki konak mesafede bir yerdi. Mute harbi müslümanlarla Rumlar arasında vuku bulan muharebelerin başlangıcıdır. Sebebi de Peygamber'in elçisinin öldürülmesidir. Resul-ü Ekrem Busrâ emiri Şürahbil bin Amr'e, ashâbından Hâris bin Umeyr ile bir mektub göndererek İslâma dâvet e

muzayefe

  • Ziyâfet vermek.
  • Birbirine konaklamak.

nazil / nâzil

  • (Nüzul. dan) Nüzul eden, inen, yukardan aşağıya inen, bir yere konan. Bir yerde konaklayan.
  • Yukarıdan aşağıya inen.
  • Bir yere konan, konaklayan.

nesi'

  • (Çoğulu: Ensâ) Yolcuların ve misafirlerin konakladıkları menzilde düşürdükleri esvap.
  • Unutkan.
  • Unutulan. Unutulmuş olmak.

nüzl

  • (Çoğulu: Enzâl) Konak yeri.
  • Misafir için hazırlanan yemek.

nüzul / نزول

  • İniş, inmek, aşağı inmek, konaklamak.
  • Nüzül, felç hastalığı.
  • Hacıların Mina'ya gelip konaklamaları.
  • Aşağı inme.
  • Konaklama. Kur'ân sûrelerinin inişi, vahyin gelişi.
  • İnme. (Arapça)
  • Felç. (Arapça)
  • Konaklama. (Arapça)

ordugah / ordugâh

  • Ordunun konakladığı yer. Açıkta konaklayan ordunun konaklama yeri. (Farsça)
  • Ordunun konakladığı yer.
  • Ordunun konaklama yeri.

ordugah-ı zemin / ordugâh-ı zemin

  • Ordunun barınıp konakladığı yer; dünya.

raid

  • Konaklanacak yeri görmek için önceden gönderilen kimse.
  • El değirmeni.

ribat / رباط

  • Bağ, bazı sinirler.
  • Sağlam yapı.
  • Han vesaire gibi konaklanacak yer.
  • (Çoğulu: Ribâtât) Han gibi konaklanacak yer. Tekke.
  • Bağ, ip.
  • Sağlam yapı.
  • Konak. (Arapça)
  • Han, kervansaray. (Arapça)
  • Tekke. (Arapça)

saray

  • (Seray) Büyük kimselerin veya padişahların oturduğu yüksek ve büyük bina. Büyük, muntazam ve tantanalı konak, ev. (Farsça)

seraçe

  • Küçük saray. Küçük konak. Saraycık. (Farsça)

seray

  • Büyük konak, kâşâne. (Farsça)
  • Saray. (Farsça)
  • Hükümet konağı. (Farsça)

sipenc

  • Konaklama yeri, misafirhane, otel. (Farsça)
  • Dünya. (Farsça)
  • Misafir. (Farsça)

takdir-i kamer

  • Aya nizam verilmesi; konaklar takdir edilmesi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın