LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te KIRMA ifadesini içeren 122 kelime bulundu...

acc

  • Yüksek sesle haykırma,
  • Gürültü çıkarma. Deveyi döğme.

ala-rağm-i enf-il ye's / alâ-rağm-i enf-il ye's

  • Ye'sin burnunu kırmak maksadiyle ve ona tahkir ile.

alabanda

  • İtl. Gemilerde dümeni tam sancağa veya iskeleye kırma, yahut geminin bir tarafındaki toplara ateş etme kumandası.
  • Mc:Şiddetle kınama ve azarlama.

asr

  • (Çoğulu: Evâsır) Kırmak.
  • Hapsetmek.

azariş

  • İncitme, kalb kırma. (Farsça)

balyoz

  • Vaktiyle Avrupa devletlerinin büyükelçi ve büyük konsoloslarıyla, general ve amiral gibi kişilerine verilen bir ünvandır. (Fransızca)
  • (Yunancadan) Kazık çakmak, büyük taşları kırmak için kullanılan uzun saplı, iri ve ağır çekiç. (Fransızca)

bang

  • Ses, sadâ, haykırma, bir ağızdan alkış. (Farsça)

barut

  • yun. Güherçile ile kükürt ve kömürden mürekkeb, alev alıcı bir maddedir ki, toz halinde olup, umumiyetle ateşli silahlarda ve taş kırmak gibi işlerde kullanılır.
  • Mc: Çabuk kızan, şiddet ve hiddete kapılan.

bevc

  • Berk, şimşek.
  • Yorulma.
  • Bağırma, haykırma.

bülend-avaz / bülend-âvâz

  • Haykırma, yüksek ses. (Farsça)

ceşş

  • Dövmek.
  • Kırmak.
  • Vurmak, darp.
  • Bir nesneyi pâk etmek, temizlemek.

cinas-ı tamm

  • Edb: Lâfızda, harekelerde ve harflerde eksiklik ve ziyâdelik bulunmayan cinâs. Kır (kırmaktan emir), kır (çöl); yaz (yazmaktan emir), yaz (mevsim).

dakm

  • Kırmak, kesr.

dehak

  • Kırmak, kesmek.
  • Acı çektirmek, azap etmek.

efgan

  • Izdırap ile haykırma, feryat ile inleme.

erş

  • Fesat, niza, ihtilaf, rüşvet.
  • Fışkırmak.
  • Tırmalamak.
  • Fık: Yaralanan veya kesilen bir uzuvdan dolayı verilmesi lâzım gelen diyet.

ezir

  • Haykırma, bağırma. (Farsça)

faks

  • Kırmak, kesr.

fatk

  • Kırma, ayırma, yarma, çatlatma.
  • "Kasık yarığı" denilen bir hastalık.
  • Elbisenin dikişlerini sökmek.

fazz

  • Kırmak. Dağıtmak.
  • Fethetmek, açmak.

fekk

  • Açmak. Ayırmak.
  • Kırmak.
  • Kaldırmak.
  • Kesmek.
  • El ve bilek, yerinden burkulup çıkmak.
  • Rehin verilen şeyi kurtarıp çıkarmak.
  • Köle azadetmek.
  • Pir-i fâni olmak.

feryad u fizar / feryad u fîzar

  • Yüksek sesle bağırıp haykırmak, yardım istemek.

feşk

  • Kırmak.

fett

  • Kırmak, kesr.

feveran / feverân / فوران / فَوَرَانْ

  • Çıkma, fışkırma.
  • Maddi ve manevi kaynayıp fışkırmak.
  • Köpürmek.
  • Coşmak.
  • Kokunun etrafa yayılması.
  • Depreşmek.
  • Şiddet.
  • Fışkırma, hızla çıkma.
  • Fışkırma. (Arapça)
  • Kaynama. (Arapça)
  • Feverân etmek: Fışkırmak. (Arapça)
  • Kaynayıp fışkırma.

feveran-ı ab / feverân-ı âb

  • Suyun fışkırması.

feveran-ı dem / feverân-ı dem

  • Kan fışkırması.

fevh

  • Yaradan kan fışkırması.
  • Bolluk, genişlik.
  • Güzel kokunun yayılması.
  • Kaynamak.

fevr

  • Hemen. Birdenbire. Acele. Sür'at.
  • Bir adamın geldiği semt ve cihet.
  • Suyun kaynayıp fışkırması.

fistan

  • Kadınların bellerinden aşağı giydikleri geniş ve uzun elbise. Ayrıca Arnavutlarla Rumların, dizlerine kadar giydikleri kırmalı elbiseye de bu ad verilir.
  • Direklerin güverte ıskaçalarını sudan muhafaza için üzerine kalın bırandadan çevrilen kılıf.

füfs

  • Kırman dağlarında bulunan bir taife.

gamgama

  • Haykırma. Muharebe edenlerin bağırtısı.
  • Kalb dinlendiğinde işitilen ses.
  • Sözü, belirsiz söylemek.
  • Kalbin bulunduğu yer.
  • Haykırma.

gazf

  • Kulağın sarkık olması.
  • Kırmak.
  • Geceleyin karanlık olmak.

gazn

  • Hapsetmek.
  • Kırmak.

hatm

  • Kırmak, ufalamak.

hazm-ı nefs

  • Tahammül etmek. Nefsini kırmak. Meydana gelen kendi ile alâkalı gördüğü bir kusuru kendi üzerine almak. Sabreylemek. Sindirmek. (Farsça)
  • Nefsini kırma, sabredip sindirme.

hedk

  • Kırmak.

hedm

  • Yıkmak, harab etmek. Parçalamak, mahvetmek.
  • Birisine vurup belini kırmak. (Râgibâ, düşmanın aldanma tevazularına.Seyl, divârın ayağın öperek hedmeyler.)(Râgıp Paşa)

hems

  • Gizli ses. Çok gizli. Sesi gizlemek.
  • Ağzı açmadan lokma çiğnemek.
  • Fütursuz olarak geceleyin yola gitmek.
  • Peçe.
  • Sıkmak.
  • Kırmak.

hesm

  • Kırmak.
  • Kesmek.

heşm

  • Kırmak veya kesmek.

hesr

  • İki kat edip eğmek.
  • Kırmak.

hess

  • Dövmek.
  • Kırmak, ufalamak.

hetm

  • Ön dişleri kökünden kırmak.

hett

  • Yırtmak.
  • İkiye büküp kırmak.
  • Dökmek.

hevs

  • Bir şeyi vurarak kırmak.
  • İfsad etmek.
  • Dolaşmak.
  • Davarı yavaşça ileri sürmek.

heyz

  • Kırık kemik sarılıp ovulduktan sonra tekrar kırmak.

hez'

  • Kırmak.

hezm

  • Seğirtmek.
  • Taze olmak.
  • Kırmak.

hişam

  • Kırmak.
  • Kesmek.

hornito

  • İsp. Küçük fırın.
  • Jeo: Genellikle patlamalar neticesinde meydana gelen, lâv fışkırmalarının volkan selleri yüzeyinde meydana getirdiği kabarcık.

iclab

  • Cem'etmek, toplamak.
  • Yoldaşlık etmek.
  • Ardından çağırmak.
  • "Gitsin" diye haykırmak.

ictira'

  • (Cür'a. dan) Suyu soluk almadan birden içme.
  • Ağacı bir tutuşta kırma.

ıdcar

  • Gönül kırmak. Iztırab vermek. Darıltmak.

iftidah

  • (Fadâhat. den) Kırma, kırıp ufalama.
  • Maskara olma, rezil olma.

iksam

  • Çok miktarda mal alıp biriktirme.
  • Kökünü kırma. Hepsini silip süpürme.

ilham

  • Söverek ve hakaret ederek onur kırma.

indifa

  • Def olma.
  • Meydana çıkma. Yerden fışkırma.
  • Söze girişme.
  • Geri çekilme.
  • Başlama.
  • Teveccüh eyleme.
  • Yer yer baş gösterme.

inkaz

  • Kırma ve bozma.
  • Tuhaf sesler çıkarma. Küçük bir hayvanın veya böceğin kendine mahsus ses çıkarması.
  • Vücuttaki oynak yerlerden çıkan ses.

inşihab

  • Fışkırma.

inşihab-ı dem

  • Kanın fışkırması.

irgam

  • Aşağılatma. Hor, hakir kılma.
  • Burunu kırma.
  • Yere sürtme.
  • Galip olma.
  • Kahretme.

ıstıbab

  • Dökülme.
  • Damardan kan fışkırması.

kabkaba

  • Haykırma, kükreme. (Deve ve arslan hakkında kullanılan bir tâbirdir.)

kam'

  • Kahretmek. Zelil etmek.
  • Zabtetmek. Ezmek. Kırmak.
  • Hasta etmek.
  • Başına vurmak.
  • Bir sese kulak verip dinlemek.
  • Ağzı dar olan bir şeyin içine huni ile akıcı maddeyi koymak.
  • Huni.

kasf

  • Kırmak.
  • Oyun, eğlence.
  • Devenin diş gıcırdatması.

kesm

  • Doldurmak.
  • Ağzına alıp kırmak.

kesr

  • Kırmak. Parçalamak. Parçalara ayırmak.
  • Mat: Bir bütünün parçalarından her biri.
  • Kırma.

kesr-i hatır / kesr-i hâtır

  • Hatır kırma.

kesr-i nefis

  • Nefsi kırma, nefsi düşürme.

kezm

  • Bir şeyi ağzına alıp ön dişiyle kırmak.
  • Burnun kısa ve yüksek olması.
  • Parmakları kısacık olmak.
  • Atın dudaklarının kaba ve kısa olması.

la'laa

  • Kırmak.

lesm

  • Ağzını örtmek.
  • Öpmek.
  • Kırmak.

ma'maa

  • (Çoğulu: Meâmi) Acele etmek.
  • Ateşten çıkan ses.
  • Bahâdırların cenk içindeki haykırmaları.

müşayaa

  • Biriyle dostluk etme.
  • Birine uyma, tâbi olma.
  • Çağırmak.
  • Haykırmak.

na'r

  • Çağırmak.
  • Haykırmak.
  • Burun içinden çıkan ses.
  • Gitmek.
  • Firar, kaçmak.
  • Galeyan.

na're / نعره

  • Nâra. Yüksek sesle uzun uzun bağırma. Çağırma. Haykırma.
  • Burun içinden çıkan ses.
  • Nara, haykırma. (Arapça)

nakz

  • Bozmak. Çözmek. Kırmak.
  • Bir sözleşmeyi yok saymak.
  • Kalın bir şeridi çözüp dağıtmak.
  • Parmaklarda veya âzâda oynak yerler.
  • Kiriş.
  • Palan. Deri.
  • Bozmak, çözmek, kırmak, bir sözleşmeyi yok saymak.

nara / nâra

  • Yüksek sesle bağırma, haykırma.

neba

  • Kaynak olma, fışkırma.

nebaan

  • Yerden çıkma, fışkırma.

nebean

  • Kaynayıp yerden çıkmak. Pınar suyunun çıkışı. Fışkırmak.

nebean-ı rahmet / nebeân-ı rahmet

  • Rahmetin fışkırması, kaynaması.

nehz

  • Vurmak. Dövmek.
  • Haykırmak.

nida'

  • Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
  • Gr: ünlem (!)

nügak

  • Çobanın koyuna çağırıp haykırması.

nuhat

  • Hıçkırma.

periz

  • Haykırma, bağırma. Feryâd. (Farsça)
  • Su kenarlarında yetişen yeşil saz, ot. (Farsça)

rağmen ala-enfihi / rağmen alâ-enfihi

  • Tahkir maksadıyla, birinin kibrini, burnunu kırmak için.

rencide etmek

  • İncitmek, kırmak.

renin

  • Bağırma, haykırma.
  • İnleme, inilti.

retm

  • Kırmak.

rism

  • Kırmak.
  • Bulaştırmak.

riyazet

  • Nefsi kırma, dünya lezzetlerinden uzaklaşmaya çalışma.
  • Nefsi kırma. Fani şeylerden nefsini çekerek kanaat içinde yaşamak.
  • Bir hastalıktan dolayı veya nefsini terbiye maksadıyla çok yemek ve içmeyi terkederek faydalı fikirlerle, ibadet ve ilimle meşgul olmak. Az gıda ile yaşamak.
  • İdman.

şa'b

  • Ayrılmak. Dağılmak.
  • Islah etmek, düzeltmek.
  • Helâk etmek.
  • Kırmak.

sahk

  • Döğüp yumuşatma. Döğme, döğülme.
  • Kırma, kırılma.
  • Sürtme.

sahn

  • Kırma. Kesr.

sakar

  • (Çoğulu: Sükur-Sakâr-Sıkâre-Sukure-Eskur) Çakır kuşu.
  • Çok ekşimiş süt ve pekmez.
  • Bir şeyi kırmak.

şakk

  • Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama.
  • Yırtma. Kırma.

şakk-ı asa / şakk-ı asâ

  • Değneği kırmak. (Farsça)
  • Mc: İhtilâfa sebeb olmak, topluluktan ayrılmak. (Farsça)

şakku'l-asa / şakku'l-âsâ

  • Değneği kırmak; mecâz.

şedh

  • Baş yarmak.
  • Kırmak.
  • Atın yüzünde beyazlığın çok olması.

serm

  • Birinin dişlerini kırma.

şezat

  • Budak kırmak.
  • At sineği.
  • Bir gemi cinsi.
  • Tuz.
  • Kuvvet ve şiddet bakiyyesi.
  • Ağaç ismi.

şikest / شكست

  • Kırma, kırılma. (Farsça)
  • Kıran. (Farsça)
  • Yenilme, mağlubiyet. (Farsça)
  • Kırık. (Farsça)
  • Yenilgi. (Farsça)
  • Kırma. (Farsça)
  • Kırılma. (Farsça)
  • Şikest bulmak: Kırılmak. (Farsça)
  • Şikest olmak: Kırılmak. (Farsça)

tahattüm

  • Kırmak.

tahh

  • Kırmak.

taksif

  • Çok kırmak.

tavsim

  • Azalardan bir uzva zahmet vermek.
  • Kırmak.
  • Tenbellik.

tedeffuk

  • Suyun fışkırması. Atılmak.
  • Dökülmek.

tehezzüm

  • Eliyle bir nesneyi kırmak.

tehşim

  • Zaaf vermek.
  • Kırmak.

tehzi'

  • Kırmak.

teksir

  • (Kesr. den) Çok kırma. Parçalama.

terzil

  • Rezil etme. İtibarını kırma.

tesrid

  • Davar boğazlandığında daha soğumadan bir yerini kesmek veya kırmak.

vaks

  • Boynu vurup kırmak.

vats

  • Kazmak.
  • Kırmak.
  • Ayakla yere vurmak.
  • Somak denilen ot.

vehs

  • Kırma.
  • Ayak altında çiğneme, basma, ezme.

veht

  • (Çoğulu: Vihât) Vurmak.
  • Kırmak.

veşz

  • Kırmak.
  • Dar etmek, darlaştırmak.

vitas

  • Kazmak.
  • Kırmak.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR