LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te KAT kelimesini içeren 154 kelime bulundu...

akıle / âkıle

  • Kâtilin, öldürme işindeki yardımcıları, bunlar yoksa öldürmede kendisine yardım eden kabîlesi (köylüleri, şehirlileri) ve akrabâsı.

alendat

  • Katı, sağlam nesne.

aşenzer

  • Katı, sağlam nesne.

ass

  • Katı ve sağlam olmak, berk olmak.

ayhem

  • Katı, sağlam nesne.

az'af-ı muzaaf / az'af-ı muzâaf

  • Kat, kat, pekçok.

bagl

  • Katır, ester.

belensem

  • Katran.

berahin-i katıa / berâhin-i katıa

  • Kat'î burhanlar; güçlü ve sarsılmaz kesin deliller.

bey'-i bat / bey'-i bât

  • Kat'i satış.

biliştirak / biliştirâk / بالاشتراک

  • Katılarak. (Arapça)

cani / cânî

  • Kàtil, cinayet işleyen.

caselik

  • Katolik. Başpiskopos, başpapaz, büyük papaz, patrik.

cemadat

  • Katı cisimler, cansızlar.

cezmi / cezmî

  • Kat'î niyet ve karara ait. Cezm.

cümud

  • Katılık, sertlik.

cumudet

  • Katılık, sertlik.

dahil etme

  • Katma.

dahl

  • Katkı.

daric

  • Katı, şedid, şiddetli.

debir / دبير

  • Katip. (Farsça)

deyku'

  • Katı, şedid.

dıbatr

  • Katı nesne.

dirhevs

  • Katı, şiddetli nesne, şedid.

diyet

  • Kâtilin (adam öldürenin) vereceği para cezâsı.

dücale

  • Katran.

ebu-l muhtal

  • Katır, bağal.

emzer

  • Katı gönüllü, katı kalbli kimse.

ester / استر

  • Katır.
  • Katır.
  • Katır. (Farsça)

esus

  • Katı, sağlam, muhkem nesne.

garikun

  • Katran köpüğü.

halis / hâlis / خالص / خَالِصْ

  • Katışıksız, saf, som. (Arapça)
  • Katıksız.

harami

  • Katı-üt tarik, yol kesen. Haydut.

harmühre / خرمهره

  • Katır boncuğu. (Farsça)

hasim / hâsim

  • Kat'eden, hasmeden, kesip atan.

haşin / haşîn

  • Katı, sert, kırıcı, kaba.

hasus

  • Katı, şedid, şiddetli.

hazl

  • Kat'etmek, kesmek.

hazy

  • Kat'etmek, kesmek.

henk

  • Katı yağmur.

himaze

  • Katılık, şiddet.

hisse-i iştirak

  • Katılma payı.

hüccet-i katıa

  • Kat'i delil. Bir şeyin doğruluğunu şeksiz, şüphesiz isbata vesile olan. (Farsça)

idam

  • Katık. Ekmekle beraber yenen şey.

ıhtirak

  • Kat'etmek, kesmek.

ilhak / ilhâk / اِلْحَاقْ

  • Katma, ekleme.
  • Katma.

iltihak / التحاق / iltihâk / اِلْتِحَاقْ

  • Katılma.
  • Katılma.
  • Katılma. (Arapça)
  • İltihak etmek: Katılmak. (Arapça)
  • Katılma.

iltihak eden

  • Katılan.

iltihak etme

  • Katılma.

iltihak etmek

  • Katılmak.

iltihaken

  • Katılarak.

inzimam / inzimâm / اِنْضِمَامْ

  • Katılma, ilave olunma.

irtiha'

  • Katılma, karışma.

ism-i camid

  • Katı, donuk isim.

iştirak eden

  • Katılan, ortak olan.

iştirak etmek

  • Katılmak.

iştirak ettirme

  • Katma, karıştırma.

izafe

  • Katma, ilâve etme, bağlama.

kafar

  • Katıksız ekmek.

kahkar

  • Katı, sert, sağlam taş.

kalih / kâlih

  • Katı, şiddetli, şedid.

kamatır

  • Katı, sağlam.

kardinal

  • Katolik mezhebinde en büyük pâye. (Fransızca)

kasavet / kasâvet / قَسَاوَتْ

  • Katılık.
  • Katılık.

kasb

  • Kat'etmek, kesmek.

kasi / kasî / kâsî

  • Katı.
  • Katı, hissiz.

kasiyye / kasîyye

  • Katılık.

kasvet

  • Katılık, sertlik, kalbden hayır (iyilik) ve yumuşaklığın çıkması.

kasvetli

  • Katı; sıkıntılı.

kat-ender-kat

  • Kat kat.

katmer

  • Kat kat oluş.

katmerli

  • Kat kat.

kavad

  • Katili maktul yerine kısas etmek.

kazab

  • Katılık, şiddet.

kelh

  • Katı yüzlülük.

kesif / kesîf

  • Katı, yoğun, mat.

kir / kîr

  • Katran, zift.

kitabet / kitâbet

  • Kâtiblik, yazıcılık, yazı yazma ilmi.
  • Güzel yazı ve güzel ifâde için lâzım olan yazı yazma usûl ve kâideleri.
  • Kölenin belirli bir ücreti ödemek veya bildirilen şartları yerine getirmek karşılığında âzâd edileceğine (serbest bırakılacağına) dâir sâhibi ile yaptığı akid, sözleşme.

kıyr / قير

  • Katran, zift. (Arapça)

kızm

  • Katı, şiddetli, şedit.

küluh

  • Katı yüzlülük.

küttab / küttâb / كتاب

  • Kâtipler.
  • Kâtipler, yazıcılar. (Arapça)

leded

  • Katı husumet, şiddetli düşmanlık.

ma'zuz

  • Katı, şiddetli, şedid.

magşuş

  • Katışık. Karışık. Saf olmayan.

mahazz

  • Kat'edecek, kesecek yer.

mahbuk

  • Katı, şiddetli, şedid.

mahz / محض

  • Katıksız.

maktul / maktûl

  • Kâtil tarafından öldürülen.

maktur

  • Katranlı. Katran sürülmüş.

makule / makûle / مقوله

  • Kategori. (Arapça)

me'zuniyet-i kat'iye

  • Kat'i mezuniyet, kesin izin.

merdümküş

  • Katil. Adam öldüren. İnsan katleden. (Farsça)

mezc

  • Katma. Karıştırma.
  • Katma, karıştırma.

mezcetmek

  • Katmak. Karıştırmak.

mezci / mezcî

  • Katıp karıştırmakla alâkalı. Mezce dair.

milezz

  • Katı, şiddetli, şedid.

mücmere

  • Katı ve sağlam.

müdkı'

  • Katı, şiddetli, şedid.

mühavat

  • Katı yürümek.

muhazreb

  • Katı bükülmüş ip.

mülhak

  • Katılmış.

müsenna / müsennâ

  • Kat kat.

mütesallib

  • Katılaşmış.

muzaaf / muzâaf / مُضَاعَفْ

  • Katmerli, kat kat.
  • Kat kat.

muzaaf aşk

  • Kat kat, şiddetli aşk.

muzaaf ihtiyaç

  • Kat kat, şiddetli ihtiyaç.

muzaaf iştiyak

  • Kat kat, şiddetli özlem.

muzaaf meyil

  • Kat kat, şiddetli eğilim.

muzaf

  • Katılmış, bağlanmış, bağlı.

namık

  • Kâtib, yazıcı.

necaset-i kalile

  • Katı şeylerden ise miskalden; sıvı ise el ayası sahasından geniş olan necaset, namaza mânidir. Bu miktardan fazlası necaset-i galizadır.

nezd

  • Kat, huzur, göre, fikrince.

papa

  • Katolik mezhebine mensûb hıristiyanların en yüksek rûhânî (dînî) lideri.

sabbur

  • Katı, şiddetli, şedid.

saf / sâf

  • Katkısız, duru, temiz, bön.

safi / صافي

  • Katıksız.

sahtdil

  • Katı yürekli. (Farsça)

salabet / salâbet

  • Katılık, sağlamlık, merdane tavır.

salahdem

  • Katı, şiddetli, şedid.

sam'ar

  • Katı şiddetli, şedid.

şemirr

  • Katı, şiddetli, şedid.

şeraze

  • Katı kurumak.

şerbin

  • Katran ağacı.

serendi / serendî

  • Katı, şiddetli, şedid. (Müe: Serendât)

seyhek

  • Katı yel. Şiddetli rüzgâr.

şeyzem

  • Katı ve uzun.

şizaf

  • Katılık, sertlik.

sühunet

  • Katılık, peklik.

sulb

  • Katı, taş gibi olan, sülâle, zürriyet, bel.

ta

  • Kat. Kıvrım. Büklüm. Misil, mânend. Nihayet. Gayet. Kadar, beri, dek. (mânalarına gelir) Meselâ : (Farsça)

taassub-u baride

  • Katı, soğuk taassup.

tabaka

  • Kat, katman.

tadauf

  • Kat kat olmak.

tağliz / tağlîz

  • Katılaştırma, kalınlaştırma, sertleştirme.

tahammül eden

  • Katlanan, yüklenen.

tahammül etme

  • Katlanma, yüklenme, dayanma.

tasallub / tasallûb

  • Katılaşma.
  • Katılaşma, sertleşme.

tasallüb / تَصَلُّبْ

  • Katılaşma, sertleşme.
  • Katılaşma, sertleşme.

telahuk / telâhuk

  • Katılma, eklenme.

temim

  • Katı, şiddetli, şedid.

tenevvüb

  • Katran ağacı.

tennub

  • Katran ağacı.

tesallüb

  • Katılaşma.

teşrik etmek

  • Katmak, ortak etmek.

tezauf / tezâuf

  • Katlanma; artma.
  • Kat kat oluş.

tuy

  • Katmer, kat. (Farsça)

ulü-l azm

  • Kat'i azim sahibi, ciddiyet, sabır, sebat sahibi büyük zâtlar, hususan peygamberler (Aleyhimüsselâm). Başta Hz. Muhammed (A.S.M.), İsa, Musa, İbrahim, Nuh (A.S.).

utun

  • Katı şey. Şiddetli.

uzafire

  • Katı. şiddetli, şedid.

yakık

  • Katı nesne.

yed-i haşin / yed-i haşîn

  • Katı el.

yerer

  • Katı ve sert nesne.

zaruret-i kat'i / zaruret-i kat'î

  • Kat'î zorunluluk, kesin ihtiyaç.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR