LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te KARINCA ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

akifan

  • Uzun ayaklı karınca.
  • Araptan bir kabile adı.

ales

  • Bir cins buğday ki bir kabuk içinde iki tane olur.
  • Buğday arasında biten çavdar ve mercimek.
  • Büyük kene.
  • Bir nevi karınca.
  • Katı, sağlam nesne.

cesle

  • Kara karınca.

cürsume

  • (Cürsâm) Kök, asıl, temel. Bir tohumun özü. İlk hücrelik.
  • Gırtlak kapağı.
  • Karınca yuvası.

deylem

  • Karıncaların ve kenelerin toplandığı yer.
  • Belâ.
  • Zahmet.
  • Düşman.
  • Türaç kuşunun erkeği.
  • Cemaat.
  • Bir kabile adıdır ve ehline "Deylemî" derler.

dü'bub

  • Zayıf nesne.
  • Çirkin huylu, kısa boylu kimse.
  • Kolay yol.
  • Uzun at.
  • Karınca nevinden bir nev.
  • Hububattan bir cins.

ebbaz

  • Kaçma, ürkme.
  • Sıçrayıp atlayan karınca.

fazir

  • Kırmızı, büyük karınca.
  • Geniş, bol nesne.

haşerat

  • Küçük böcekler; Karınca, akrep, yılan gibi hayvancıklar.
  • Değersiz ve zararlı adamlar.

hükl

  • Karınca gibi sesi işitilmeyen hayvan.

kars

  • İki parmağıyla çimdiklemek.
  • Karıncanın ısırması.

kurduh

  • Maymun.
  • Küçük karınca.

kuş'am

  • (Çoğulu: Kaşâım) Yaşlı ihtiyar, koca kimse.
  • Belâ.
  • Arslan.
  • Sırtlan.
  • Örümcek.
  • Karınca yuvası.

mazin

  • Karınca yumurtası.
  • Bir kabilenin adı.

menmul

  • (Neml. den) Üzerine karınca üşüşmüş olan şey.

muk

  • Göz pınarı.
  • Akılsızlık.
  • Kanatlı karınca.
  • Mest üzerine giyilen çizme.

mur / mûr / مور

  • Karınca. Neml. (Farsça)
  • Karınca. (Farsça)

muran

  • (Tekili: Mur) Karıncalar.

murane

  • Karıncavâri, karınca gibi. (Farsça)

murçe

  • Küçük karınca. (Farsça)

mütenemmil

  • Karınca gibi kaynaşan.

neml / نمل

  • Karınca.
  • Karınca.
  • Karınca.
  • Karınca. (Arapça)

nemle

  • Bir tek karınca.
  • Vücutta olan karıncalanma.

neyseb

  • Karıncaların birbirine bitişerek yol almaları.

nimal

  • (Tekili: Neml) Karıncalar.

şevşeb

  • Karınca.

tasrah

  • Karınca.
  • Bit.

tays

  • Çok adet.
  • Yer yüzünde olan toprak ve süprüntü.
  • Nesli çok olan karınca ve sinek.

tenemmül

  • (Neml. den) Karınca gibi kaynama.
  • Vücudun bir tarafı, bir organı uyuşup karıncalanma.

ucruf

  • (Çoğulu: Acârif) Uzun ayaklı karınca.

ukaykan

  • Karınca.

zakzak

  • Yeynicek, hafif.
  • Bir karınca cinsi.

zerr

  • Zerre, en küçük parça.
  • Karınca yumurtası.
  • Ayırmak.

zerre

  • (Çoğulu: Zerrat) Pek ufak parça.
  • Atom.
  • Çok küçük karınca.
  • Güneş ışığında görünen ufacık tozlar.
  • Küçük boylu adam.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın