LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te KAPLAMA ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

adem-i tahayyüz

  • Boşlukta yer kaplamamak. Mekândan münezzeh oluş. Yer ile bağlı olmamak. Hacmi olmayış.

bast

  • Genişlemek, açmak, yaymak.
  • Bir şeye el uzatmak.
  • Sevindirmek.
  • Bir mecliste haya sebebiyle olan sıkılmanın gitmesiyle açılmak.
  • Özür kabul etmek.
  • Kaplamak.
  • Tas: Allahın cemâl tecellisiyle kalbin sükûn ve huzur içinde ferahlaması. (Mukabili: "Kabz"

gark etme

  • Kaplama, sarma, içine balıp boğma.

havk

  • Ev süpürmek.
  • İhâta etmek, kaplamak.

hayk

  • Kaplamak.

hıdk

  • Kesmek.
  • İhâta etmek, kaplamak, içine almak.

idliham

  • Galip olmak.
  • İhâta edip kaplamak.

iflilak

  • Yer yüzünü bulut kaplamak.

ıhlivlak

  • Eskimek.
  • Bulutun gökyüzünü kaplaması.

istiab / istiâb

  • İçine almak.
  • Kaplamak. Toplamak. Tamam etmek.
  • Tutulmak. Zapteylemek.
  • İçine alma, kaplama.
  • İçine alma, kaplama.
  • İçine alma, kaplama.

istiap

  • İçine alma, kaplama.

istiğrak

  • Bir şeyi baştan aşağı kaplamak. Tasavvuf erbabının vecde gelip kendinden geçmesi.
  • İstiğrak lâmı: Bir cinsin bütün bireylerini içine alan belirtme edatı, lâm-ı tarif, diğer adıyla harfi tarif.

istila / istilâ / istîlâ / اِسْت۪يلَا

  • (Vely. den) Kaplamak, yayılmak.
  • Ele geçirmek. İşgal etmek.
  • Meydanın sonuna erişmek.
  • Basmak. Galebe etmek.
  • Kaplama.
  • Kaplama, ele geçirme.

iştimal

  • İçine almak, kaplamak. Çevirmek, ihata etmek. Şâmil olmak.

istitaf

  • Kaplama, ihtiva etme.

istiva / istivâ

  • Müsavî olma, denk olma.
  • Düz olma, düzlük.
  • Kaplama, örtme.
  • Ortada ve tam bir derecede bulunma.

itbak

  • (Itbak) Kaplamak. Kapamak. Kapaklamak.
  • İttifak etmek.
  • Tecvidde: Harf okunduğunda, dilin üst damağa kapanması. (Bu halde okunan harfler sad, dât, tı, zı harfleridir.

izhab

  • Gönderme.
  • Giydirme veya giydirilme.
  • Altun kaplama.

kafes

  • Tel, ince demir veya ağaç çubuklarından yapılan ve içine kuş ve saire konulan şey.
  • Dışardan içerisi görünmesin diye, ince tahta çubuklarından yapılıp harem pencerelerine takılan siper,
  • Ahşap bir binanın kaplama ve sıvası olmaksızın direklerden ibaret taslağı.

mufazzaz

  • Gümüş kaplamalı, gümüşlü.

pay-endaz

  • Ayak atan, ayak atmış. (Farsça)
  • Büyük kişilerin geçecek olduğu yerlere serilen halı gibi şeyler. (Farsça)
  • Duvar ve möbleleri kaplamada kullanılan bir cins kumaş. (Farsça)

şegaf

  • Yürek kabı. Yüreği çevreleyen nâzik deri.
  • Sağ tarafta iyeği kemiği altında olan bir hastalık.
  • Bir nesneyi çevirip kaplamak.

şümul

  • Kaplamak. İhtivâ etmek. İçine almak.
  • Hükmü altına almak.

şümul-u kudret

  • Kudretin herşeyi kaplaması.

şümul-ü tasarrufat

  • Tasarrufların her şeyi kaplaması.

ta'sib

  • İhata edip kaplamak, içine almak.
  • Bir kimsenin başına taç koymak.
  • Açlıktan dolayı karnını bağlamak.

tabut-i sekine / tâbût-i sekîne

  • İsrâiloğullarının, içinde mukaddes emânetleri sakladıkları ve Mûsâ aleyhisselâmdan beri nakledilerek gelen altın kaplamalı sandık.

tafziz

  • Gümüş kaplama, gümüşleme.

tedmin

  • Yığıp toplamak.
  • İhâta edip kaplamak.
  • Lâzım olmak, icab etmek.

tekellül

  • Götürü gelmek.
  • İhâta etmek, kaplamak, içine almak.

temekkün

  • Mekân tutma, yer kaplama.

teşmil

  • Şâmil kılmak. İhata eylemek. Kaplamak. İhrama bürünmek ve sür'atle yürümek.
  • Genelleştirme, kaplama.

teşmil etmek

  • İçine almak, kaplamak.

usube

  • İhâta etmek, kaplamak, içine almak.

vahidiyet / vâhidiyet

  • Allah'ın birliği ve birliğin her tarafı kaplaması.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın