Notice: Undefined offset: 1 in /home/luggat/public_html/index.php on line 528

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Kırık ifadesini içeren 59 kelime bulundu...

a'deb

  • Erkeklerden arkadaşı ve yardımcısı olmayan.
  • Bir boynuzu kırık hayvan.

aksad

  • Kırık şey.

arzu-şikesten

  • Arzunun olamaması, yerine gelmemesi. Hayâl kırıklığı, inkisar-ı hayâl. (Farsça)

azar-ı dil / azâr-ı dil

  • Gönül kırıklığı.

azürde-dil

  • Kalbi kırık. Müteessir.

bal-şikeste

  • Kanadı kırık. (Farsça)

cabir / câbir

  • Cebredici, zorla yaptıran.
  • Galib gelen.
  • Şefkatsiz, merhametsiz.
  • Tekebbür ve taazzüm eden.
  • Aziz ve kavi olan.
  • Tıb: Kırıkçı, çıkıkçı.
  • Cebir ilminin ilk kurucusu olan müslüman âlimi.

cebir

  • Zabtetmek. Zor. Kuvvet.
  • Bir şeyi ıslah ve tamir etmek, düzeltmek.
  • Bâtıl bir fırka.
  • Mat: Harflerle yapılan hesab.
  • Tıb: Fevkalâde ameliyat, kırık kemiği sarıp bütünlemek. Kırık veya çıkık uzva sarılan tahtalar.

cebire / cebîre

  • Çıkık veya kırık olan bir uzva sarılan tahtalar.
  • Kırık ve çıkığın iki yanına bağlanan tahtalar.

dil-şikeste

  • Kalbi kırık, gönlü kırılmış olan. (Farsça)

dilazürde / dilâzürde / دل آزرده

  • Kalbi kırık. (Farsça)

dilşikeste / دل شكسته

  • Kalbi kırık. (Farsça)

efavik

  • (Tekili: Fuvâk) Hıçkırıklar.

esrem

  • Kırık dişli, dişleri kırılmış veya dökülmüş olan kişi.

fuak

  • Can çekişme.
  • Midenin çekilip toplanması.
  • Hıçkırık.

füvak

  • (Çoğulu: Efâvık) Hıçkırık.

hatırazürde / hâtırâzürde / خاطر آزرده

  • Kalbi kırık. (Arapça - Farsça)

hatt-ı münkesir

  • Geo: Kırık çizgi.

heyz

  • Kırık kemik sarılıp ovulduktan sonra tekrar kırmak.

hurd

  • Küçük. Ufak. İnce. (Farsça)
  • Kırık. (Farsça)
  • Ehemmiyetsiz, önemsiz. (Farsça)

hurde-haş / hurde-hâş

  • Param parça, kırık dökük. (Farsça)

hurdevat

  • Kırık dökük, eski püskü şeyler, öteberi. Hırdavat. (Farsça)

hüsran / خسران

  • Zarar. (Arapça)
  • Hayal kırıklığı. (Arapça)

inhiraf

  • Doğru yoldan sapma.
  • Dönme.
  • Bozulma. Değişme.
  • Kırıklık.
  • Tecvidde: Harf okunduğu zaman o harfde, dil ucuna veya dil arkasına doğru bir meyli bulunmasına denir. İnhirâf sıfatının harfleri Lâm ve Ra harfleridir. Bunlara Münharif denir.

inkisar / inkisâr

  • Kırıklık, kırılma. Allahü teâlânın huzûrunda kalbin kırık olması.

inkisar-ı hayal / inkisâr-ı hayâl / اِنْكِسَارِ خَيَالْ

  • Hayal kırıklığı.
  • Hayal kırıklığı.

iskerek

  • Hıçkırık. (Farsça)

işkeste

  • Kırık, bitik. Kırılmış. (Farsça)

kabbe / kâbbe

  • Hüzünden ve gamdan dolayı, hali kötü ve kalbi kırık olmak.

kısme

  • Kırık parçası.
  • Misvak parçası.

lahm

  • Et. Her şeyin içi ve üzeri.
  • Bir işi sağlam kılmak.
  • Kırık şeyi kuyumcunun yapıştırması. Lehimlemek.
  • Bir yerde ilişip kalmak.

meeka

  • Ağlamaktan ârız olan hıçkırık.
  • Gayretlenmek, gayrete gelmek.

meksur / مكسور

  • Kırık. (Arapça)

mihkadem / mîhkadem

  • Ayağı kırık. (Farsça)

munfasım

  • Kırılan, kırılmış olan, kırık. Eksilen.

münkesir / منكسر

  • (Kesir. den) İnkisar eden, kırılan, kırılmış, kırık. Gücenmiş.
  • Kırık. (Arapça)
  • Münkesir olmak: Kırılmak. (Arapça)

münkesiren

  • Kırgınlıkla.
  • Kırık olarak. Münkesir tarzda.

mürg-i bal-şikeste / mürg-i bâl-şikeste

  • Kırık kanatlı kuş.

na-ümidi / na-ümidî

  • Ümit kırıklığı, ümitsizlik, me'yusiyet. (Farsça)

nevmidi / nevmidî / nevmîdi

  • Ümidsizlik, cesaret kırıklığı.
  • Ümitsizlik, cesaret kırıklığı.

peymane-şikest

  • Kadehi kırık. (Farsça)

sebeb-i haybet

  • Hayal kırıklığı sebebi.

şehik / şehîk

  • Hıçkırıkla içini çekme.
  • Nefesi dışarı çıkarma. Soluk alma.
  • Nefesi dışarı çıkararak eşeğin anırması.
  • Hıçkırıkla karışık iç çekme.

şehka

  • Hıçkırık. Keskin çığlık.

şenc

  • Hıçkırık tutmak.

serşikeste

  • Ucu kırılmış olan. Başı kırık. (Farsça)

şikest / شكست

  • Kırık. (Farsça)
  • Yenilgi. (Farsça)
  • Kırma. (Farsça)
  • Kırılma. (Farsça)
  • Şikest bulmak: Kırılmak. (Farsça)
  • Şikest olmak: Kırılmak. (Farsça)

şikeste / شكسته

  • Kırılış, yeniliş, mağlub olmuş. Kırık. Tâlik yazının bir çeşidi. (Farsça)
  • Kırık. (Farsça)
  • Yenik, mağlup. (Farsça)

şikestebal / şikestebâl / شكسته بال

  • Kanadı kırık, kırık kanatlı. (Farsça)
  • Mc: Kederli, üzgün. (Farsça)
  • Kanadı kırık. (Farsça)
  • Çaresiz, üzgün. (Farsça)

şikestebeste / شكسته بسته

  • Kırık dökük. (Farsça)

şikestedil

  • Gönlü kırık, mahzun, kederli, hüzünlü. (Farsça)

şikestegi / şikestegî

  • Kırıklık. (Farsça)

şikestepa / şikestepâ

  • Ayağı kırık. (Farsça)

tecbir

  • (Cebr. den) Çıkık veya kırık olan kemiği sarıp iyi etme.

terkib-i mezci / terkib-i mezcî

  • İki veya daha fazla kelimeden meydana gelen ve bir isme delâlet eden isim. " Baalbek, Kırıkkale, Tahtakurusu" kelimelerinde olduğu gibi.

termim

  • (Çoğulu: Termimât) Onarma, tamir etme.
  • Kırık kemikleri iyi etme.

vasmet

  • Kırıklık, güçsüzlük, halsizlik.
  • Ayıp, eksiklik.

veşize

  • (Çoğulu: Veşâyız) Kırık kemik parçası.

zefir

  • Çok şiddetli ses.
  • Hıçkırıkla nefes vermek. Göğüs geçirmek.
  • Ağlatmak.
  • İnlemek.
  • Ateş gürültüsü.
  • Eşek anırtısının evveli.
  • Belâ.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR