LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te KÖŞK ifadesini içeren 50 kelime bulundu...

ahu-pay

  • Ceylan ayaklı. Çevik, atik. (Farsça)
  • Altı köşeli, nakışlı ev ve köşk. (Farsça)

akar

  • Köşk, yüksek bina.
  • Bâbil vilayetinde bir yer adı.
  • Dehşetli olmak. Yaralamak. Boğazlamak.
  • Korku ve dehşetten kişinin ayakları titreyip dövüşememesi.

atam

  • (Tekili: Utum) Yüksek binalar, köşkler, hisarlar.

behv

  • Çardak. (Farsça)
  • Köşk. (Farsça)
  • Sofa. Salon. (Farsça)
  • Cumba. (Farsça)

bervar

  • Sayfiye. (Farsça)
  • Havadar köşk, mesken. (Farsça)
  • Evin küçük, arka kapısı. (Farsça)

beykem

  • Oda, salon, sofa. (Farsça)
  • Kasr, köşk. (Farsça)

beyt-i mamur

  • Kâbe'nin tam üzerinde yedinci kat gökte bulunan ve melekler tarafından tavaf edilen bir köşk.

büruc

  • (Tekili: Burc) Burç, aslında âşikar şey mânasına gelir. Her bakanın gözüne çarpacak şeklide zâhir olan yüksek köşk mânasına da kullanılmıştır.
  • Bunlara teşbihen veya zuhur mânâsıyla semâdaki bir kısım yıldızlara veya bazı yıldızların toplanmasından meydana gelen şekillere ve farazi su

cevsak

  • Kasr, köşk, konak.

cevse

  • Köşk, kasr, konak.

dariyye

  • Divan şairlerinin, dünyevi makamca büyük olanların yaptırdıkları köşk ve konaklara dair yazdıkları manzume. (Farsça)

devlethane

  • Ev, köşk, konak. (Farsça)

evavin

  • (Tekili: İyvan) Büyük salonlar, sofalar, holler. Kasırlar, köşkler.

eyvan / eyvân

  • Köşk, saray.
  • Köşk. Büyük salon. Büyük sofa. Divanhâne. (Farsça)
  • Köşk, saray.

ferbal

  • Çardak. Etrafı pencerelerle kaplı yazlık köşk. (Farsça)

gülbün

  • Gül yetişen yer, gül köşkü. (Farsça)

guref

  • (Tekili: Gurfe) Köşkler, kasırlar, çardaklar.

gurfe

  • Yüksek, âli bina.
  • Yüksek derece.
  • Cennet köşkleri.

gurfe-i aliye / gurfe-i âliye

  • Yüksek çardak. Yüksek köşk.
  • Balkon, cumba.

hane-i ayine / hane-i âyine

  • Her yanı birbirinin aynı olan oda, salon veya köşk.

havernak

  • Irak'ta bulunan Numân-ı Ekber denen biri tarafından binâ edilmiş olan bir köşk.

ishakiyye köşkü

  • Sadrazam İshak Paşa tarafından Sultan İkinci Bayezid için, Topkapı surları dahilinde yaptırılmış olan köşkün adıdır. Bânisinin ismine nisbetle bu adı almıştır.

kah / kâh / كاخ

  • Köşk, kasır. (Farsça)
  • Tek oda. Bir gözlü oda. (Farsça)
  • Yüksek binâ. (Farsça)
  • Köşk, kasır. (Farsça)

kameriyye

  • Çardak. Bahçelerde, mehtaplı gecelerde oturmak üzere yapılıp, etrâfı sarmaşık v.s. çiçeklerle örtülü bulunan yer. Küçük köşk.

kasır / قصر / قَصِرْ

  • Saray, köşk.
  • Köşk. (Arapça)
  • Köşk.

kasr / قصر

  • Köşk. Yüksek ve ferah bina. Taştan veya kârgir küçük saray.
  • Köşk, saray.
  • Kısa kesme, kısaltma, kısma.
  • Azaltma, kesme, eksiklik.
  • Köşk, saray,
  • Tahsis.
  • Kıraatte uzatmadan okumak.
  • Kasır, köşk. (Arapça)

kasr-ı ali / kasr-ı âlî

  • Yüce, yüksek köşk.

kasr-ı cennet

  • Cennet köşkü.

kasr-ı ilahi / kasr-ı ilâhî

  • İlâhî köşk, saray.

kasr-ı müşeyyed

  • Sağlam yapılmış büyük köşk, saray.

kuşk / kûşk / كوشك

  • Köşk. (Farsça)

kusur-i cinan

  • Cennet'teki köşkler.

kusur-u aliye / kusûr-u âliye

  • Yüksek saraylar, köşkler.

kusur-u müzeyyene / kusûr-u müzeyyene

  • Süslenmiş saraylar, köşkler.

maksara

  • (Çoğulu: Mekâsır-Mekâsir) Köşk, kasr.

malikane

  • Büyük ve gösterişli köşk. (Farsça)
  • Tar: Bir kimseye, gelirinden hayatı boyunca istifade etmek; fakat satamamak ve miras bırakamamak şartıyla verilen beylik arazi. (Farsça)

mecadil

  • (Tekili: Micdel) Köşkler, kasırlar.

meşarib

  • Meşrebler. Mizaclar. Tabiatlar. Huylar.
  • Fehimler. Anlayışlar. Ahlâklar.
  • Su içecek şeyler. Maşrabalar.
  • Köşkler.

micdel

  • (Çoğulu: Mecâdil) Köşk, kasır, kâşâne.

muazzam

  • Büyük, iri, cesim, mükerrem, mübeccel, koskoca.

sarh

  • (Çoğulu: Suruh) Büyük köşk, yüksek yapı.

şeddad

  • Kâfir.
  • Çok eskiden Yemen'de Âd Kavminin hükümdarı Allah'a isyan ederek Cennet'e benzetmek iddiasiyle İrem bağını yaptırmış, bu bağdaki köşke girmeden kavmi ile yani taraftarlariyle birlikte gazaba uğramış, çarpılmış, yerin dibine geçmiştir.

sedir

  • Köşk.
  • Nehir.
  • Karyola.
  • Odanın baş köşesine konulan döşenmiş kerevet.

sinimmar

  • Ay, kamer.
  • Gece uyumayan erkek.
  • Harami.
  • Tar: Rum milletinden bir üstâdın adıdır. Numan bin Münzir için Hira'da bir köşk yapmıştı. Bunun bir eşini daha kimseye yapmasın diye Numan bin Münzir o köşkün üstünden attırıp öldürdü. (Ahter-i Kebir'den)

sisa

  • (Çoğulu: Sıyas-Sıyasâ) Köşk.
  • Kale.
  • Sığınacak yer.
  • Çulha mekiği.
  • Horoz mahmuzu.
  • Sığır boynuzu.

sıyas

  • (Tekili: Sıysa) Kaleler, kal'alar.
  • Köşkler.
  • Sığınacak yerler.

sıysa

  • (Çoğulu: Sıyâs) Kale. Kal'a.
  • Sığınacak yer.
  • Köşk.

suruh

  • (Tekili: Sarh) Köşkler, yüksek binalar.

utum

  • Taş duvar. Taş yapı.
  • Köşk, kasr.

vücud-u kasr

  • Köşkün, sarayın varlığı.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR