LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hus kelimesini içeren 93 kelime bulundu...

adavet

  • Husumet, düşmanlık. Kin. buğz. Garaz.

ale'l-husus / ale'l-husûs

  • Hususiyetle, özellikle.

ale-l-husus

  • Hususiyle, hepsinden önce olarak. Bâhusus.

alettahsis

  • Hususi olarak, bilhassa, hele, en çok.

avaz-ı hususi / âvâz-ı hususî / آوَازِ خُصُوصِي

  • Hususi ses, sadâ.

bahusus

  • Hususiyle. En çok. Hele.

bari

  • Hususu ile. Hele. Hiç olmazsa. Bir def'a. (Farsça)

bezm-i hass / bezm-i hâss

  • Hususi meclis.

bil-hassa

  • Hususi olarak, mahsus, özellikle.

cüz'i / cüz'î / جُزْؤ۪ي

  • Husussî, pek az.

cüz'iyat / cüz'iyât / جُزْئِيَاتْ

  • Hususî şeyler.

cüz'iyet / جُزْئِيَتْ

  • Hususîlik.

da'd

  • Husumet, düşmanlık.

daire-i harim / daire-i harîm

  • Hususî, özel daire.

dedektif

  • Hususi araştırma yapan, tâkib ve tarassudda bulunan polis. (Fransızca)

efrad-ı mahsusa / efrâd-ı mahsûsa / اَفْرَادِ مَخْصُوصَه

  • Hususî ferdler.

emani-i mahsusa

  • Hususi arzular, özel maksatlar.

emr-i has / emr-i hâs

  • Hususi emir. Belli bir şahsa verilen emir. Özel ve belli bir iş.

fıtri / fıtrî / فِطْر۪ي

  • Hususî yaratılış îcâbı.

hal-i haşiane / hal-i hâşiâne

  • Huşu içinde, Allah'tan korkmayı ve alçakgönüllülüğü gösteren hal.

halat / hâlât / حَالَاتْ

  • Hususî hâller.

halet / hâlet / حَالَتْ

  • Hususî hâl.

has / خاص / hâs / خَاصْ

  • Hususi.
  • Hususî, seçkin.

hasais / hasâis

  • Hususiyetler, özellikler.

haşi / hâşî

  • Huşûlu.

haşiin / haşiîn

  • Huşu' içinde olanlar.

hasıl / hâsıl

  • Husûle gelen, peyda olan, çıkan, üreyen.

hasseten

  • Hususi olarak, özellikle. Yalnız, ayrıca.

hatem-i mahsus / hâtem-i mahsus

  • Hususi mühür. Bir kimseye âit damga, mühür.

hatme-i mahsusa

  • Hususi hatme. Kur'andan veya hadisten alınan muayyen duaları okuyup bitirmek.

hayat-ı hususiyye

  • Hususi hayat, özel hayat. Şahsa ait hayat.

hazret-i hüseyin

  • Hüseyin (r.a.).

hüseyin

  • Hüseyin (r.a.).

husul-yafte / husul-yâfte

  • Husule gelmiş, meydana çıkmış, hâsıl olmuş. (Farsça)

hususan

  • Hususca, özellikle.

hususat / hususât / husûsat / خصوصات

  • Hususlar, konular.
  • Hususlar, konular. (Arapça)

hususiyat / hususiyât

  • Hususi olan şeyler. Hususiyyetler.
  • Hususî özellikler, nitelikler.

hüşyari / hüşyarî

  • Hüşyarlık, akıllılık. (Farsça)

hz. hüseyin

  • Hüseyin (r.a.).

ıhbat

  • Huşu ve tevazu' etmek, alçak gönüllülük yapmak.

ihbat

  • Huşu ve tevazu etmek.

ihtar-ı mahsus

  • Hususî ikaz.

ıhtisam

  • Husumet etmek, düşmanlık yapmak.

ihtiyac-ı fıtri / ihtiyâc-ı fıtrî / اِحْتِيَاجِ فِطْر۪ي

  • Hususî yaratılış îcâbı olan ihtiyaç.

imam-ı hüseyin hazretleri

  • Hüseyin (r.a.).

inayet-i hassa / inâyet-i hâssa / عِنَايَتِ خَاصَّه

  • Hususî yardım.

kalem-i hüsrevi / kalem-i hüsrevî

  • Hüsrev'in kalemi.

kisra

  • Husrevden muarreb veya galat olan bu isim Sa'sâniler sülâlesinden olan Eski İran padişahlarına ve bilhassa Nevşirvan'den sonrakilere verilmiş olup, Rum imparatorlarına Kayser, Çin hükümdarlarına Fağfur ve Hakan denildiği gibi, bunlara da Kisra denilirdi.

komite / قُومِيتَه

  • Hususî bir iş için kurulan topluluk.

lasiyyema / lâsiyyemâ

  • Hususan, özellikle.

lidad

  • Husumet etme. Dâvacı olma.

lisan-ı mahsus / lisân-ı mahsûs / لِسَانِ مَخْصُوصْ

  • Hususî dil.

maden-i hasaret / maden-i hasâret

  • Hüsrana uğrama kaynağı.

mahsuf

  • Husufa uğramış. Gölgelenmiş. Perdelenmiş.

mahsus / mahsûs / مَخْصُوصْ

  • Hususî.

mahsusat / mahsûsât

  • Hususiyetler, birşeye özel, has özellikler.
  • Hususî şeyler, özellikler.

mekatib-i hususiye / mekâtib-i hususiye

  • Hususi mektebler. Özel okullar.

melace

  • Husumeti uzatmak, düşmanlığı çoğaltmak.

mizan-ı mahsus / mîzân-ı mahsûs / م۪يزَانِ مَخْصُوصْ

  • Hususî ölçü.

mübaşeret-i cüz'iye / mübâşeret-i cüz'iye / مُبَاشَرَتِ جُزْئِيَه

  • Hususî temas etme.

mücadea

  • Husumet etmek, düşman olmak.

müessesat-ı hususiye / müessesât-ı hususiye

  • Hususi daireler ve müesseseler.

muhassıl

  • Husule getiren. Hâsıl eden. Meydana getiren.

muhassıs

  • Hususileştiren, ayıran.

muhassısa

  • Hususileştirici.

mükaşeha / mükâşeha

  • Husumet etmek, düşmanlık yapmak.

mukteza-yı fıtri / muktezâ-yı fıtrî / مُقْتَضَايِ فِطْر۪ي

  • Hususî yaratılışın gereği.

münhasıran / مُنْحَصِرًا

  • Hususi olarak, sadece, yalnız olarak, özellikle.
  • Hususî olarak.

müttesim

  • Hususi bir nişânı veyâ âlameti olan.

müvellide

  • Husule getiren, tevlid eden. Doğurtan. Ebe.

nakra

  • Hususi dâvet, özel dâvet.

nevafil-i hususiye / nevâfil-i hususiye

  • Hususi nafile ibadetler.

sebeb-i hasaret / sebeb-i hasâret

  • Hüsrana uğrama sebebi.

şesen

  • Huşunet, haşinlik.

sevk-i fıtri / sevk-i fıtrî / سَوْقِ فِطْر۪ي

  • Husûsi yaratılış îcâbı olan sevk.

sıfat-ı hassa / sıfât-ı hâssa

  • Hususi sıfatlar, şahsa ait sıfatlar.

sikke-i fıtrat / سِكَّۀِ فِطْرَتْ

  • Hususî yaratılış mührü.

sıtat

  • Husumet, düşmanlık.

suret-i mahsusa / sûret-i mahsusa

  • Hususi, özel şekilde.

tahacc

  • Husumet etmek, düşmanlık yapmak, kin tutmak.

tahassus / تَخَصُّصْ

  • Hususîleşme.
  • Hususîleşme.

tahasüm

  • Husumet edişmek, düşmanlık yapmak.

tahsis / tahsîs / تَخْص۪يصْ

  • Hususî kılma.

tahsis etmek

  • Husûsi kılmak, ait kılmak.

taife / tâife / طَائِفَه

  • Hususi bir sınıf meydana getiren insanlar. Kavim, kabile. Takım.
  • Hususî topluluk.

tecadu'

  • Husumet etmek, düşmanlık etmek.

tecelli-i hassa / tecellî-i hâssa

  • Hususî tecellî, Cenâb-ı Hakkın seçkin kullarına veya dilediği mahlukuna karşı hususî yardımının görünmesi.

teşaküs

  • Husumet edişmek, düşmanlık yapmak.

vadi-i hüsran / vâdi-i hüsran

  • Hüsran, kaybediş vadisi.

veçh-i ihtisas

  • Hususi ve özel olarak, bizzat yönelme.

vech-i ihtisas / وَجْهِ اِخْتِصَاصْ

  • Hususî olarak bakma yönü.

vech-i tahsis / vech-i tahsîs / وَجْهِ تَخْص۪يصْ

  • Hususi kılma yönü.

yılmaz

  • Hüsnü Bayram'ın kardeşi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın