LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hur kelimesini içeren 147 kelime bulundu...

adem-i hürmet

  • Hürmetsizlik etme, saygısız olma.

ahrar / ahrâr

  • Hürriyetçiler (II. Meşrûtiyet devrinde bir partinin ismi).
  • Hürler, esir ve köle olmayanlar.
  • Hürriyetçiler.

ahrarane

  • Hürriyetçilere yakışır tarzda. Serbestçe. Hür olana yakışır surette. (İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyyeti intac eder. Mün.) (Farsça)

ahrarlar

  • Hürriyetçiler, Demokrat Parti mensupları.

arz-ı hürmet

  • Hürmetini bildirme. Saygısını gösterme.
  • Hürmet etme, saygı sunma.

arz-ı tazim / arz-ı tâzim

  • Hürmet ve övgüyü arzetme, sunma.

asi / âsî

  • Hurma salkımı.

asr-ı hürriyet

  • Hürriyet asrı.

azade / âzâde

  • Hür, serbest, kendi başına.

azade-gi / azade-gî

  • Hürlük, âzâdelik, serbestlik. (Farsça)

azatlık

  • Hürriyet, özgürlük.

bahv

  • Hurmanın yaş olanı.

bidayet-i hürriyet

  • Hürriyet'in başlangıcı; Meşrutiyet'in ilk yılları.

bitlab

  • Hurma çiçeğinin tomurcuğu. (Farsça)

bürdi / bürdî

  • Hurmanın iyisi.

cemiyet-i ahrar / cemiyet-i ahrâr

  • Hürriyetçiler cemiyeti, cemaati.

cesis

  • Hurma ağacının yeni çıkan budağı. (Fesîl-ün-nahl derler).

cevhan

  • Hurma kuruttukları yer.

cidad

  • Hurma kesecek vakit.

ciz / cîz

  • Hurma ağacının kökü.

ciz'-un nahl

  • Hurma ağacının kökü, kütüğü.

cizal

  • Hurma toplama.

cizirman

  • Hurma yaprağının aslı; yâni dibi ki, yaprağı dökülünce ağaçta kalır.

cümmar

  • Hurma yağı denilen beyaz bir maddedir ve hurma ağacının başından çıkar ve araplar onu yerler.

cümse

  • Hurma koruğu.

cümzan

  • Hurma nevilerinden bir hurma.

cuur

  • Hurmanın gayet yaramazı, iyi olmayanı.

dari'

  • Hurma dikeni. Acı ve dikenli bir ağaç.

dekken

  • Hurdahaş olmak, yerle bir olma, ufalanmak, parça, parça olmak.

derece-i hürmet

  • Hürmet ve saygıya lâyık mertebe, derece.

didar-ı hürriyet

  • Hürriyetin güzel yüzü.

dülu'

  • Huruç etmek, çıkmak.

duşab

  • Hurma ve üzüm pekmezi. Pekmez. (Farsça)

ebu-l avn

  • Hurma.

ehl-i hürriyet

  • Hürriyet yanlıları, Meşrutiyet sistemini savunanlar.

fas'

  • Hurmanın kabuğunu soymak.

fazih / fazîh

  • Hurma koruğundan yapılan şarap.

fikr-i hürriyet

  • Hürriyet, özgürlük fikri.

habul

  • Hurma ağacına çıkarken kullanılan urgan.

hadire / hadîre

  • Hurması gök iken dökülen hurma ağacı.

hakikat-i hurma

  • Hurma gerçeği, çeşidi.

haremeyn

  • Hürmete ve saygıya lâyık iki belde. Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevverenin ikisine verilen ad. Mekke-i mükerremede Kâbe-i muazzama, Medîne-i münevverede sevgili Peygamberimizin sallallahü aleyhi ve sellem mübârek kabr-i şerîfi bulunduğu için her ikisine saygı ve hürmet duyulması gereken yer mânâ

hasebe

  • Hurması çok olan hurma ağacı.

haşv

  • Hurmanın kötüsü.

haşyet

  • Hürmetle karışık korku.

hatare

  • Hürmetli ve izzetli olmak.

hayat-ı hürriyet

  • Hür hayat, özgür yaşam.

hayse

  • Hurmayı yağla ve keşle karıştırmak.

hazine-i hürriyet

  • Hürriyetler, özgürlükler hazinesi.

heybet

  • Hürmetle beraber koruk hissini veren hal. Sakınıp korkulacak hal. Azamet.
  • Hürmetle beraber korku veren hâl.
  • Hürmetle karışık korku uyandıran hâl.

hiss-i hürriyet

  • Hürriyet hissi, özgürlük duygusu.

hudud-u hürriyet

  • Hürriyetin sınırı.

hukuk-u hürriyet

  • Hürriyet hakları.

humse

  • Hürmet.

hur / hûr / حور

  • Huri. (Arapça)

hurafat / hurâfât / خرافات

  • Hurafeler.
  • Hurafeler, batıl inançlar. (Arapça)

hurafe-vari / hurafe-varî / hurâfe-vâri

  • Hurafeye benzer. Hurafe gibi uydurulmuş. (Farsça)
  • Hurafeye benzer, hurafe gibi.

hurafeperver / خرافه پرور

  • Hurafelere inanan. (Arapça - Farsça)

hurafeperverlik

  • Hurafelere inanış. (Arapça - Farsça - Türkçe)

hurafetkarane / hurâfetkârâne

  • Hurafeli gibi.

hurafevari / hurafevâri / hurâfevârî

  • Hurafeye benzer, hurafe gibi.
  • Hurafe gibi.

huri / hûri / حوری

  • Huri, cennet kızı. (Arapça)

huriye

  • Huri gibi.

hürmeten

  • Hürmet olsun diye; hürmet, saygı ve ikram maksadıyla.

hürmetkar / hürmetkâr

  • Hürmet eden, saygılı. (Farsça)

hürmetkarane / hürmetkârâne

  • Hürmet edercesine.
  • Hürmet ederek.

hurpeyker

  • Huri yüzlü. (Farsça)

hürr

  • Hür, serbest.

hürre

  • Hür kadın. Câriye olmayan kadın.

hürriyet / حُرِّيَتْ

  • Hürlük, serbestlik.
  • Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyup, herkesin hakkını gözetmek.
  • Maddî ve mânevî her türlü şeyin sevgisinden gönlünü kurtararak yalnız Allahü teâlâya kul olmak.
  • Hürlük.
  • Hür olma, özgürlük.

hürriyet-şiken

  • Hürriyet kısıtlayıcı.
  • Hürriyeti bozan, hürriyeti kıran.

hürriyetperver

  • Hürriyetçi.
  • Hürriyetsever.

hürriyetperverlik

  • Hürriyetçilik.

hürriyetşiken

  • Hürriyet kırıcı.

husa

  • Hurma yaprağı.

huşe-i hurma

  • Hurma salkımı.

huzur / حُضُورْ

  • Hürmete lâyık zâtın önünde hazır bulunma.

i'zaz

  • Hürmet etmek. Ağırlamak. İkram etmek. Aziz kılmak. Galip gelmek.

ihtifal

  • Hürmet ve saygı için büyük cemaat ile yapılan merasim. Cenaze alayı.

ihtiram / ihtirâm / اِحْتِرَامْ

  • Hürmet olunmak, tazim olunmak, hürmet, saygı.
  • Hürmet etme.
  • Hürmet etme.

ihtiramen

  • Hürmet ederek, saygı göstererek.

ikram / ikrâm

  • Hürmet ve saygı gösterme veya yiyecek, içecek, hediye yâhut başka bir şey sunma.

ilan-ı hürriyet / ilân-ı hürriyet

  • Hürriyetin ilânı.

iptida-yı hürriyet

  • Hürriyetin başlangıcı; II.Meşrutiyetin ilânıyla başlayan dönem.

irade-i ihtiyariye

  • Hür tercih, hür seçim.

iş'ar-ı fazılane / iş'âr-ı fâzılâne

  • Hürmet ifadesi olarak "yüce şahsiyetinizin işaret etmesi" anlamında bir ifade.

ıstıram

  • Hürmet etme, saygı gösterme.

istirdad-ı hürriyet

  • Hürriyeti geri alma, getirme.

kafur

  • Hurma çiçeğinin kılıfı.

kalif / kalîf

  • Hurma kabuğu.

keser

  • Hurma çiçeği.

küseyre

  • Hurma koruğu.

lezzet-i hürriyet

  • Hür olmanın verdiği lezzet.

lif

  • Hurma çöpü.

makam-ı hürmet

  • Hürmet ve saygı makamı.

makam-ı ihtiram

  • Hürmet makamı.

mec'

  • Hurmayı sütle ıslatıp yemek.

melhem

  • Hurma ağacı çok olan yer.

memluk / memlûk

  • Hür olmayan insan. İslâm hukûkunda harbde esir alınıp, İslâm memleketine getirilen kimse, köle.

menba-ı hurafat

  • Hurafelerin kaynağı.

mildes

  • Hurma çekirdeğini dövdükleri büyük taş.

muhterem / محترم / مُحْتَرَمْ

  • Hürmete lâyık, saygıdeğer.
  • Hürmet görmüş. İhtiram olunmuş. Kıymetli ve şerefli kimse.
  • Hürmet edilen, saygın.
  • Hürmet sahibi.
  • Hürmet edilen.

muhtereme

  • Hürmete lâyık, saygıdeğer anlamında, hanımlar için kullanılan ifade.

mükerrem

  • Hürmet ve tâzim edilen. İkram olunmuş. Muhterem. Kerim olan. (İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan batıl eline gelir, Hak zannederek koynunda saklar. Hakikatı kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor. Mek.)

müsul

  • Hürmet ve saygıdan dolayı ayakta durma.

nahl / نخل

  • Hurma ağacı. (Arapça)

nahle

  • Hurma ağacı.

nahlistan / نخلستان

  • Hurmalık. (Arapça - Farsça)

nahliye

  • Hurmalar.

naki'

  • Hurma veya kuru üzüm soğuk suda bırakılıp şekeri suya çıktıktan sonra süzülerek elde edilen sıvı.

nebiyy-i muhterem

  • Hürmete ve saygıya lâyık olan nebi, peygamber.

nebiz

  • Hurma veya kuru üzümü soğuk suda bırakıp, şekeri suya geçince, kaynayıncaya kadar ısıtıldıktan sonra soğuyunca süzülerek elde edilen sıvı.

neds

  • Huruç etmek, çıkmak.

neyyir-i hürriyet

  • Hürriyetin ışığı, aydınlığı.

nibz

  • Hurma ağacının dış kabuğu.

riayetkar / riayetkâr

  • Hürmetkâr, itaatkâr. Sevgi ve saygı gösteren. (Farsça)

rutab

  • Hurma.

sada-yı hürriyet ve adalet / sadâ-yı hürriyet ve adalet

  • Hürriyet ve adaletin sesi.

şahadetname-i hürriyet / şahadetnâme-i hürriyet

  • Hürriyet diploması; özgürlüğü hak etme belgesi.

seker

  • Hurmadan elde edilen içki, bir nevi şarap.
  • Hurma şarabı.

şerit

  • Hurma yaprağından yapılan urgan.

sevda-yı hürriyet / sevdâ-yı hürriyet

  • Hürriyet sevdası, özgürlük aşkı.

sülae

  • Hurma yaprağının, başında olan dikeni.

sultan-ı hürriyet

  • Hürriyet sultanı.

şümruh

  • Hurma budağı.

ta'zim / ta'zîm

  • Hürmet. Riayet. İkramda bulunmak. Bir zât hakkında büyük sayıldığına delâlet edecek surette güzel muâmelede ve hürmet ifade eden tavırda bulunmak.
  • Hürmet ve saygı gösterme, üstün tutma.

ta'zimen

  • Hürmet ve ikram ederek.

tahdid-i hürriyet

  • Hürriyetin sınırlanması.

tahiyye-i ikram

  • Hürmetle, saygıyla selâmlama.

takdim-i ihtiramat / takdim-i ihtiramât

  • Hürmetlerini sunma.

tamir

  • Hurması olan kişi.

tarih-i hayat-ı hürriyet

  • Hürriyet hayatının tarihi, tarihi geçmişi.

taşrah

  • Hurma ağacı.

tazimkarane / tâzimkârâne

  • Hürmette bulunarak.

tekrim

  • Hürmet ve tazim göstermek ve görmek. Saygı göstermek, lütuf ve kerem icrasında bulunmak.

tekrimen

  • Hürmet göstererek, tazim ederek.

temmar

  • Hurmacı. Hurma satan.

temr / تمر

  • Hurma.
  • Hurma. (Arapça)

temri

  • Hurmayı seven.

tesis-i hürriyet

  • Hürriyetin kurulması.

teşkih

  • Hurma koruğu renklenmeye başlamak.

tevkit

  • Hurmanın kararmaya başlaması.

uskul

  • Hurma salkımı.

zari'

  • Hurma ağacının dikeni.

zat / zât

  • Hürmete lâyık kimse, kendi, asıl, öz.

zat-ı muhterem / zât-ı muhterem

  • Hürmete lâyık, saygıdeğer kişi.

zerrat-ı hürriyat / zerrât-ı hürriyât

  • Hürriyetlerinin, özgürlüklerinin zerreleri.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR