LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hude ifadesini içeren 29 kelime bulundu...

akim / akîm

  • Neticesiz, sonu yok. Beyhude.
  • Yağmur getirmeyen rüzgar.
  • Çocuğu olmayan, kısır. Doğurmayan (kadın), doğurtmayan (erkek).
  • Beyhude, boş yere.
  • Kısır erkek veya kadın.

behlel

  • Abes, boş boşuna. Batıl, beyhude.

bi'at-ı rıdvan / bî'at-ı rıdvân

  • Hudeybiye'de Semûre ismindeki ağacın altında 400 Eshâb-ı kirâmın Peygamber efendimize, emirlerini kayıtsız şartsız yerine getireceklerine dâir verdikleri söz.

bi-hude / bî-hude

  • Boşuna, beyhude, boşu boşuna. (Farsça)

bihude / bîhude / بيهده

  • Boşuna, beyhude. (Farsça)

bızr

  • Beyhûde, boşu boşuna.

butul

  • Çürüklük, boşluk, beyhudelik.

cüfaen

  • Beyhude, boşuboşuna, faydasız yere.

ebatil

  • (Tekili: Ubtule) Beyhude, bâtıl, hurâfe, mantıksız, hakikatsız şeyler.

garr

  • Beyhude ve bâtıl şey.
  • Gafil adam.
  • Aldatan.
  • Kuyu kazan.

güzaf / güzâf / گزاف

  • Boş, bîhude. Lüzumsuz. (Farsça)
  • Saçma sapan, ipe sapa gelmez, boş, beyhude. (Farsça)

hadba'

  • (Çoğulu: Hudeb) Kalçaları sıyrılıp çıkan zayıf dişi deve.

hadin / hadîn

  • (Çoğulu: Hudenâ) Sâdık dost, vefadar arkadaş.

halid bin velid

  • Câhiliye devrinde Kureyş eşrafındandı. Hudeybiye muahedesinden sonra Müslüman oldu. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kendisine Seyfullah namını vermiştir. Çok kahraman bir gazi idi. Suriye, Filistin, Şam gibi yerler onun himmeti ile feth olunmuştur. 18 Hadis-i şerif nakletmiştir.Hicri 21 senesi

ham

  • Olmamış, pişmemiş, çiğ. (Farsça)
  • Nâfile, beyhude, boşuboşuna. (Farsça)
  • İşlenmemiş, üzerinde çalışılmamış. (Farsça)
  • Acemi kimse, tecrübesiz. Terbiye görmemiş kişi. (Farsça)

hatrib

  • Daima beyhude ve mânasız konuşan.

heba

  • İnce toz.
  • Boş. Beyhude. Nâfile. Faydasız. İsraf. Ziyan.
  • Aklı az olan.

hubut

  • Bâtıl olmak. Beyhude, işe yaramaz olmak.

hüdbe

  • (Çoğulu: Hüdeb) Hamle yapmak.

lafügüzaf

  • Beyhude, faydası olmayan söz. Boş laf, lakırtı. (Farsça)

na-hak

  • Haksız, beyhude, boş. (Farsça)

ruhud

  • Etli, besili, şişman, semiz. (Müe: Ruhude)

sabikun-ı evvelun / sâbikûn-ı evvelûn

  • Dinlerini muhâfaza için yurtlarından ayrılan, Resûlullah sallallahü aleyhi ve selleme son derece bağlılık gösteren muhâcirlerden, iki kıbleye karşı namaz kılmış olanlar veya Bedr gazvesinde (harbinde) bulunanlar veya Hudeybiye'de Bîat-ür-Rıdvân'da bu lunanlar veya hicretten evvel müslüman olanlar yâ

şecere-i rıdvan / şecere-i rıdvân

  • 628 (H.6) senesinde yapılan Hudeybiye andlaşmasından önce Medîneli müslümanların, altında Peygamber efendimize ve İslâm dînine bağlı kalacakları husûsunda bağlılık yemîni ettikleri ağaç.

şehid

  • Şâhid olan.
  • Meşhude. Allah (C.C.) yolunda canını feda eden müslüman. Hak için hayatını feda ederek ölen. Allah'ın rızasına eren. (Naklinde ve gaslinde Rahmet melekleri hazır oldukları için yahut kıyamette ümem-i sâlife hakkında istişhad olunan zevattan olduğu için yahut vefat etmeyip

sulh-u hudeybiye

  • Hudeybiye Barışı.

tatvilat / tatvilât

  • (Tekili: Tatvil) Boş, beyhude ve fazla sözler.

zalf

  • Men'etmek. Nefsini bir işe rağbet ve teveccühten men etmek.
  • Mübah şey.
  • Bâtıl.
  • Şiddet.
  • Beyhude.

zehuk

  • (Zehak) Boş, beyhude. Bâtıl. Zâil, yok olan.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın