Notice: Undefined offset: 3 in /home/luggat/public_html/index.php on line 528

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hor kelimesini içeren 44 kelime bulundu...

berail

  • Horozun, güvercinin ve diğer kuşların boynunda çarpık bitmiş olan yelek.

bezze

  • Hor ve hakir olmak.

büreyde bin el-husayb el-eslemi / büreyde bin el-husayb el-eslemî

  • Horasan diyarında en son hicri 62 veya 63 yılında vefat eden sahabedir. (R.A.). Müslümanların ilk sancaktarıdır. 177 Hadis-i Şerif nakletmiştir. 14 tanesi Buharî ve Müslim'de mezkûrdur.

cüble

  • Hörgüç.

da'at

  • Horluk, zelillik.

dani'

  • Hor, zelil.

den'

  • Horluk, zelillik.

deni'

  • Hor, zelil.

deryaniye

  • Hörgücü ikiden fazla olan sığır nevi.

dik

  • Horoz.

dünu'

  • Horluk, hakirlik.

earr

  • Hörgücü küçük deve.

ebu süleyman

  • Horoz.

enb

  • Horlamak, tahkir etmek. Ayıplamak.

gatit

  • Horlamak.

hakr

  • Hor görmek.

har

  • Hor, hakir, âdi. Aşağı. (Dinsiz, imansız ve din düşmanı ahlaksızların ve sefihlerin vasıfları.) (Farsça)

hizy

  • Horluk, hakirlik. Züll. Sırrı fâş olmuş, rüsvay olmuş kimse.

huc-i hurus

  • Horoz ibiği.

hun

  • Hor ve zelil olmak.

hunu'

  • Horluk, zelillik, alçaklık.

hurus

  • Horoz. (Farsça)

ibik

  • Horozun başındaki kırmızımsı bir renkte uzanmış et parçası.

ihtikar

  • Hor ve hakir görmek. Hakarete katlanmak.

imtihan

  • Hor ve zelil kılmak.

istihane

  • Hor ve hakir görme.

istihkar / istihkâr

  • Hor görme.

kebb

  • Hor ve zelil etmek, yüzü üstüne bırakmak, helâk etmek.

kıvra'

  • Horozların birbiriyle döğüşmesi.

kuhan / kûhân / كوهان

  • Hörgüç. (Farsça)

leki'

  • Hor ve hakir kimse.

müdhar

  • Hor ve hakir görülmüş. İdhâr olunmuş.

müdhir

  • Hor ve hakir gören. İdhar eden.

muhin / mûhin

  • Hor ve hakir eden.

müstehiff

  • Hor ve hakir görüp aşağı ve bayağı sayarak alay edip eğlenen.

recca'

  • Hörgücü büyük dişi deve.

sadh

  • Horozun ötmesi.

sudah

  • Horozun ötmesi.

suka'

  • Horoz sesi, horoz ötüşü.

tahkir etmek / tahkîr etmek

  • Hor görmek, kötülemek, aşağılamak, birine veya bir şeye söz ve hareketle hakâret etmek, saygı ve hürmet gösterilmesi, üstün tutulması lâzım olan şeyleri aşağı tutmak, saygısızlık etmek.

te'bis

  • Horlama. Hakaret.

tesnim

  • Hörgüçleyerek yukarı yükseltmek, terfi etmek mânasına masdar olup, yükseklik mânasıyla Cennet çeşmelerinden bir çeşmenin ismidir. İbn-i Abbas'tan rivayet edildiğine göre Cennet meşrubatının en yükseğidir.

tuhut

  • Hor ve hakir kimse.

zelil / zelîl / ذَل۪يلْ

  • Hor, hakir, alçak. Aşağı tutulan.
  • Hor, hakir, alçak.
  • Hor, alçak.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR