LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hilekâr ifadesini içeren 53 kelime bulundu...

ahda'

  • Boyun damarlarından bir damar.
  • Hilekâr, aldatıcı, kandırıcı.

allak

  • Sözünde durmaz.
  • Hilekâr, kendisine güvenilmesi doğru olmayan.

canbaz

  • (Çoğulu: Canbazan) Can ile oynayan, canını tehlikeye koyan, canbaz.
  • Hayvan alış-verişi ile uğraşan kimse.
  • Aldatan, hilekâr, hile yapan.
  • Eskiden atlı fedai asker.

çep-endaz

  • Hileci,hilekâr, hile yapan kişi. (Farsça)

cerbeze

  • Aldatıcı sözlerle kurnazlık etme. Fazla sözlerle aldatıcılık. Haklı ve haksız sözlerle hakikatı gizleme.
  • Beceriklilik, fetânet ile temyiz ve cesaret-i mutedile ve kuvvet-i idareden ibâret olan sıfat-ı zihniye. (Bu kelime, Arabçada: Hilekârlık, kurnazlık gibi aşağılayıcı bir mânâda ku

dega

  • Hile, habislik, dolandırıcılık. (Farsça)
  • Hilekâr, dolandırıcı, habis. (Farsça)
  • Kalp para, bozuk akçe. (Farsça)

dek-baz

  • Hileci, hilekâr, oyuncu, aldatıcı. (Farsça)

desisekarane / desisekârâne

  • Hilekârcasına. Desise ve hile edene yakışır surette. (Farsça)

efarit

  • (Tekili: İfrit) İfrit gibi, ifrite benzer adamlar. Hilekârlar, kurnazlar, cüretliler.
  • Pek hain cinler.
  • Şeytanlar, iblisler.

gabin

  • Aldatıcı, hilekâr, alışverişte hile eden.

gendümnüma

  • Yüze gülüp aldatan. Hilekâr. (Farsça)

habb

  • Aldatıcı, kurnaz, hileci, hilekâr.
  • Denizin kabarması, denizde dalga olması.

habis / habîs

  • (Hubs. dan) Fesadcı. Hilekâr. Alçak tabiatlı. Kötü. Pis.

hadaa

  • (Tekili: Hâdı') Hileciler, hilekârlar, aldatıcılar, dalavereciler.

hadda'

  • (Hud'a. dan) Aldatıcı, hilekâr, dalavereci.

halba

  • Ahmak. Şaşkın.
  • Aldatıcı, hilekâr, sahtekâr.

halib

  • (Çoğulu: Halebe) Aldatıcı, hilekâr, sahtekâr. (Müennesi: Hâlibe'dir.)

haspuş

  • Hilekâr, hileci, iki yüzlü, mürai. (Farsça)

hattar

  • (Hatur) Gaddar.
  • Hud'akâr. Hilekâr.

hayyal

  • Dalavereci, hileci, hilekâr.

hilebaz / hîlebaz / حيله باز

  • Hilekâr, aldatıcı.
  • Hilekâr, düzenbaz. (Arapça - Farsça)

hilekarane / hilekârane

  • Hilekârcasına, hile yapanlar gibi. (Farsça)

hilekari / hilekârî

  • Hilekârlık. (Farsça)

hillevf

  • Kocamış, ihtiyarlamış.
  • Yalancı, hilekâr.

hinoğlu

  • Zamanın adamı, açıkgöz, hilekâr kimse. İblis, şeytan, zamane, cin fikirli.

hoşkalem

  • Kâtip. İyi yazı yazan. (Farsça)
  • Hilekâr, hileci. (Farsça)

hubb

  • Hilekâr, dolandırıcı, aldatıcı, kurnaz.

hud'akar / hud'akâr

  • Oyuncu, düzenbaz, hilekâr. (Farsça)

hud'akari / hud'akârî

  • Düzenbazlık, hilekârlık, oyunculuk. (Farsça)

iğtişaşçı

  • Karışıklık çıkaran, hilekâr.

ıtrif

  • Habis, hilekâr, kötü, pis.

kahbe

  • Namussuz kadın. Fâhişe.
  • Mc: Hilekâr, kalleş ve sözünde durmaz adam.

kallab

  • (Kalb. den) Düzenbaz, hilekâr.
  • Kalpazan. Sahte para basan kimse.

kar / kâr

  • (Kelimeye bir ek olup, isimleri sıfat yapar) Eden, edici, yapan mânâlarına gelir ve li, lı, cı, ci gibi eklerin de karşılığıdır. İtaat-kâr, hilekâr, isyan-kâr, hamur-kâr, kanaatkâr...gibi. (Farsça)

kastar / kâstar

  • Yalancı, hilekâr. (Farsça)

mekkar / mekkâr

  • Hilekâr. Düzenbaz. Çok aldatıcı. Mekir yapan.

mekkari / mekkârî

  • Mekkârlık, hile, düzen. Hilekârlık.

mihval

  • Çok hilekâr. Hileci. Dolandırıcı.

muhili / muhîlî

  • Hilekârlık. Sahtekârlık. Hile.

muhtal

  • (Hile. den) Hilekâr, dalavereci, hileci.

muhtedi'

  • Hilekâr. Dolandırıcı.

muhtelib

  • Hilekâr, aldatıcı, hile yapan, dalavereci.

mumahele

  • Hile etmek.
  • Oyunla aldatmak. Hilekârlık.

mutaffif

  • Alış verişde hilekârlık eden. Fazla alıp noksan mal veren.

pelus

  • Hilekâr. Hile yapan. (Farsça)

reng-aver

  • Dalavereci, hilekâr. (Farsça)

rubah

  • (Rubeh) Tilki. (Farsça)
  • Mc: Kurnaz, hilekâr. (Farsça)

sahtekar / sahtekâr

  • Sahte iş yapan, hilekâr. Kalpazan. (Farsça)

sahtekari / sahtekârî

  • Hilekârlık, sahtekârlık. (Farsça)

şeytanet / شيطنت

  • Şeytanlık. Aldatıcılık. Kurnazlık, hilekârlık.
  • Şeytanlık, hilekârlık. (Arapça)

sihr

  • (Sihir) Büyü, gözbağıcılık, büyücülük, hilekârlık.
  • Aldatmak.
  • Haktan uzaklaşmak. Bâtıl şeyi hak diye göstermek.
  • Lâtif ve dakik olan şey. Büyü kadar te'siri olan şey.
  • Şiir ve güzel söz söyleme gibi, insanı meftun eden hüner.

tarrar

  • Yankesici, hilekâr.

zerk-füruş

  • Hileci, hilekâr. İkiyüzlü, müraî. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR