LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük'te Hikmet-i ifadesini içeren 102 kelime bulundu...

adalet ve hikmet-i ilahiye / adalet ve hikmet-i ilâhiye

  • Allah'ın adaleti ve hikmeti.

desatir-i hikmet-i sübhaniye / desâtir-i hikmet-i sübhâniye

  • Her türlü kusur ve noksandan yüce olan Allah'ın hikmet düsturları, prensipleri.

felsefe ve hikmet-i insaniye

  • İnsanların geliştirdikleri fikir, felsefe ve ilim.

harika-i hikmet-i rabbaniye / harika-i hikmet-i rabbâniye

  • Rab olan Allah'ın hikmet harikası.

hikmet-i alem / hikmet-i âlem

  • Âlemin hikmeti, herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması.

hikmet-i aliye / hikmet-i âliye

  • Yüce gaye.

hikmet-i aliye-i beşeriyet / hikmet-i âliye-i beşeriyet

  • İnsanlığın yüksek hikmeti, gayesi.

hikmet-i aliye-i kainat / hikmet-i âliye-i kâinat

  • Evren ile ilgili yüksek bilgi.

hikmet-i ameli / hikmet-i amelî

  • İslâm ahlâkı.

hikmet-i ameliye

  • Pratik bilgi.

hikmet-i amme / hikmet-i âmme / حِكْمَتِ عَامَّه

  • Her şeyin alakâlı olduğu İlâhî gaye. Her şeyi kanun ve nizamına itaat ettiren umumi faydalar. Yaratılıştaki, kâinattaki umumi ve ilâhi gaye.
  • Herşeyi kuşatan hikmet.
  • Yaratılıştaki asıl maksat ve faydanın umûmîliği.

hikmet-i amme-i kainat / hikmet-i âmme-i kâinat

  • Bütün kâinatta geçerli olan hikmet.

hikmet-i atika

  • (Batlamyus'un) Dünya merkezli kâinat anlayışını kabul eden eski bilim ve felsefe.
  • Eski hikmet.

hikmet-i avrupaiye

  • Avrupa düşüncesi, Batı felsefesi.

hikmet-i azime / hikmet-i azîme

  • Büyük hikmet.

hikmet-i bahire / hikmet-i bâhire

  • Ap açık hikmet; bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olmanın ap açık oluşu.

hikmet-i basire / hikmet-i basîre

  • Her şeyi gören hikmet; herşeyi belli bir gayeye göre yerli yerinde yapan Allah'ın hikmeti.

hikmet-i bedayi'

  • Güzel sanat bilgisi. Güzel san'at sevme (estetik). (Farsça)

hikmet-i beşer / حِكْمَتِ بَشَرْ

  • İnsanın bilgi ve felsefesi.
  • Beşerî fen ve ilimler.

hikmet-i beşeriye

  • İnsanların bilgisi.

hikmet-i cedide

  • Yeni fen ve felsefe.

hikmet-i cüz-ü ihtiyariye

  • İnsanın elindeki seçim gücünün hikmeti.

hikmet-i dakika / حِكْمَتِ دَق۪يقَه

  • Dakik hikmet; ince ve derin olan İlâhî sebep, gaye.
  • İnce hikmet.

hikmet-i derc

  • Konma, yerleştirilme gayesi, esprisi.

hikmet-i diniye

  • Dinin hikmeti, sırrı.

hikmet-i ebediye

  • Allah'ın sonsuz hikmeti; herşeyi belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratması.

hikmet-i ecnebiye / حِكْمَتِ اَجْنَبِيَه

  • Batı felsefesi.
  • (İslâma) yabancı felsefe.

hikmet-i efgan

  • Ağlayıp sızlamanın hikmeti. Feryadın, inleyişin gizli sebebi. (Farsça)

hikmet-i esasiye

  • Temel hikmet.

hikmet-i ezeliye / hikmet-i ezelîye

  • Allah'ın ezelî hikmeti, herşeyi yerli yerinde ve bir gaye ve faydaya yönelik yapması.

hikmet-i felsefe

  • Felsefenin hikmeti.

hikmet-i felsefe-i insan

  • İnsan aklının ürünü olan felsefe hikmeti, ilmi.

hikmet-i felsefiye

  • Felsefî görüş, bilgi.

hikmet-i fenniye

  • Fen ve felsefe ilmi.

hikmet-i hakiki / hikmet-i hakikî

  • Felsefenin karşısında Kur'ân'ın koyduğu gerçek hikmet.

hikmet-i hakikiye

  • Gerçek hikmet.

hikmet-i halık / hikmet-i hâlık

  • Yaratıcının hikmeti.

hikmet-i hayatiye

  • Hayatta olmasındaki hikmet.

hikmet-i hilkat / حِكْمَتِ خِلْقَتْ

  • Yaratılış hikmeti ve gayesi.
  • Yaratılıştaki ilâhî maksad ve incelik.

hikmet-i hükumet / hikmet-i hükûmet / حِكْمَتِ حُكُومَتْ

  • Hükûmetin gözettiği fayda.
  • Hükûmetin icrâatındaki asıl maksad.

hikmet-i ihtilaf / hikmet-i ihtilâf

  • Anlaşmazlığın sebebi.

hikmet-i ilahi / hikmet-i ilâhî

  • Allah'ın herşeyi belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratması.

hikmet-i ilahiye / hikmet-i ilâhiye / حِكْمَتِ اِلٰهِيَه

  • Allah'ın her şeyi belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratması.
  • Allah'ın hikmeti. Mahlûkatın yaratılışında Allah'ın gayeleri.
  • Allah'ın yarattığı mahlukatta gözettiği asıl maksad ve fayda.

hikmet-i ilahiyye / hikmet-i ilâhiyye

  • Allah'ın hikmeti, yalnız O'nun bileceği iş.

hikmet-i iman

  • İman etmenin ardındaki hikmet, gaye.

hikmet-i imaniye

  • İmana dayalı hikmet ilmi.

hikmet-i imhal / hikmet-i imhâl

  • Zaman tanımanın sebebi.

hikmet-i insaniye

  • İnsanların ortaya koyduğu ilim.

hikmet-i intizam

  • Kâinatta var olan düzenin bir gaye ve faydaya yönelik olarak, mânâlı ve tam yerli yerinde olması.

hikmet-i ipham

  • Bir şeyi gizlemenin hikmeti.

hikmet-i irşad

  • Olması gereken keyfiyette doğru yolu gösterme ve yaşatmanın gayesi.

hikmet-i islamiye / hikmet-i islâmiye

  • İslâmî hikmet, ilim ve bilgi.

hikmet-i kainat / hikmet-i kâinat

  • Kâinatın yaratılmasındaki hikmet; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması.

hikmet-i kudsiye

  • Mukaddes, kusursuz ve eksiksiz hikmet.

hikmet-i kudsiye-i kur'aniye / hikmet-i kudsiye-i kur'âniye

  • Kur'ân'ın kutsal hikmeti, onun hikmet ilmi.

hikmet-i kur'an / hikmet-i kur'ân

  • Kur'ân'ın hikmeti.

hikmet-i kur'aniye / hikmet-i kur'ânîye

  • Kur'an'a mahsus hikmet.
  • Kur'ânî hikmet.

hikmet-i kur'aniye ve imaniye / hikmet-i kur'âniye ve imaniye

  • Kur'ân ve imandan gelen ilim, hikmet.

hikmet-i madde

  • İşin hikmeti.

hikmet-i mirac

  • Miracın hikmeti, gayesi ve anlamı.

hikmet-i mutlaka

  • Sınırsız hikmet; yaratılıştaki gaye, herşeyin yerli yerinde ve anlamlı oluşu.

hikmet-i muzahrefe

  • Görünüşte güzel ve süslü, gerçekte içi boş ve çürük felsefe.

hikmet-i nakkaşe

  • Nakış yapan bir hikmet, nakış ustası olan bir hikmet.

hikmet-i nazari / hikmet-i nazarî

  • Fen bilgileri.

hikmet-i nur-u irfan

  • Hikmetli, nurlu bilgi.

hikmet-i nüzul

  • İniş gayesi, hikmeti.

hikmet-i rabbani / hikmet-i rabbânî

  • Kâinatın Rabbi olan Allah tarafından herşeyin belirli gayelere yönelik olarak anlamlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması.

hikmet-i rabbaniye / hikmet-i rabbâniye

  • Allah'ın her şeyi terbiye ederek, muhtaç olduğu şeyleri verip bir fayda ve gayeye yönelik olarak, anlamlı ve yerli yerinde yaratması.

hikmet-i risalet

  • Peygamberliğin hikmeti.

hikmet-i rububiyet

  • Rububiyetin hikmeti.

hikmet-i samedaniye / hikmet-i samedâniye

  • Herşey Ona muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah'ın kâinatta gözettiği gaye ve fayda.
  • Samed olan Allah'ın hikmeti.

hikmet-i şamil / hikmet-i şâmil

  • Kapsamlı, kuşatıcı hikmet.

hikmet-i şamile / hikmet-i şâmile

  • Kapsamlı, kuşatıcı hikmet.

hikmet-i san'at-ı rabbaniye

  • Bütün varlıkları yaratılış gayelerine göre terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah'ın san'atındaki hikmet, gaye, fayda, sır.

hikmet-i şer'iye

  • Şeriatin hikmeti, maksat ve gayesi.

hikmet-i şeriat ve islamiyet / hikmet-i şeriat ve islâmiyet

  • Şeriat ve İslâmiyet bilgisi, ilmi.

hikmet-i sermedi

  • Allah'ın sonsuz hikmeti.

hikmet-i tabiiye

  • Tabiatı konu alan fen ilmi.
  • Fizik bilgisi.

hikmet-i tahsis

  • Ait kılınmasının, özellikle seçilmesinin hikmeti, gayesi.

hikmet-i tahsisi

  • Ait kılınmasının hikmeti, gayesi.

hikmet-i tamme / hikmet-i tâmme

  • Tam ve mükemmel hikmet; eksiksiz ve yerli yerinde iş.

hikmet-i tamme-i sübhaniye / hikmet-i tamme-i sübhâniye

  • Her türlü kusur ve noksandan münezzeh olan Allah'ın tam ve mükemmel hikmeti.

hikmet-i tecrübiye

  • Tecrübeye dayanan hikmet ve ilim.

hikmet-i teklif

  • İnsanlara dünya hayatında bazı sorumlulukların yüklenmesinin hikmeti, imtihan gayesi.

hikmet-i tekrar

  • Tekrarın hikmeti, sebebi.

hikmet-i teşri

  • Kanun yapma hikmeti. Allah'ın emir ve yasaklarında gözetilen Rabbanî incelikler.

hikmet-i teşri'

  • (Hikmet-i teşriiye) Şeriata dayanan kanun yapma ilmi. Şer'î ve Rabbanî kanunların hikmeti.

hikmet-i teşri'iye

  • Yasamadaki hikmet, kanun koymadaki gaye, fayda.

hikmet-i teşriiye

  • Şeriata ait ve Rabbânî kanunların hikmeti.

hikmet-i ulviye

  • Yüce hikmet.

hikmet-i vasia / hikmet-i vâsia

  • Geniş ve büyük hikmet, sebep ve gaye.

hikmet-i vazı' / hikmet-i vâzı'

  • Konulma gaye ve maksadı.

hikmet-i vücud

  • Bir şeyin var olmasının hikmet ve amacı.

hikmet-i yunaniye

  • Yunan felsefesi.

kitab-ı hikmet-i samedaniye / kitab-ı hikmet-i samedâniye

  • Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan ancak herşey Kendisine muhtaç olan Allah'ın hikmetlerle dolu kitabı, İlâhî amaç ve hikmetleri gösteren kitap.

kudret ve hikmet-i ilahiye / kudret ve hikmet-i ilâhiye

  • Cenab-ı Allah'ın kudret ve hikmeti.

nizam-ı hikmet-i ilahiye / nizam-ı hikmet-i ilâhiye

  • Cenâb-ı Hakkın hikmetle bu âleme yerleştirdiği düzen.

remz-i hikmet-i kainat / remz-i hikmet-i kâinat / remz-i hikmet-i kâinât / رَمْزِ حِكْمَتِ كَائِنَاتْ

  • Kâinattaki hikmetin ince işareti.
  • Kâinatın yaratılışındaki gayenin ince işareti.

sırr-ı hikmet-i ezeliye

  • Allah'ın herşeyi bir gaye ve faydaya yönelik olarak yapmasındaki sır.

sırr-ı hikmet-i hilkat

  • Yaratılış gayesinin sırrı.

sırr-ı hikmet-i ilahiye / sırr-ı hikmet-i ilâhiye

  • Allah'ın koyduğu hikmet, yarar, sebep ve faydanın sırrı, esprisi.

sırr-ı hikmet-i kainat / sırr-ı hikmet-i kâinat

  • Kâinatın maksat, fayda ve san'atının sırrı, esprisi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın