LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Heybet ifadesini içeren 59 kelime bulundu...

befş

  • Azamet, büyüklük, heybet, debdebe. (Farsça)

bevç

  • Azamet, büyüklük, heybet. Gösteriş, ihtişam.
  • Zinet, süs, debdebe.

celal / celâl

  • Haşmet, görkem, heybet.

celalet / celâlet

  • Görkem, heybet.

celil-i mutlak / celîl-i mutlak

  • Sonsuz derecede haşmet, heybet ve görkem sahibi Allah.

celil-i zülcemal / celîl-i zülcemâl

  • Sınırsız güzelliğiyle beraber, sonsuz yücelik ve heybet sahibi olan Allah.

cemil-i zülcelal / cemîl-i zülcelâl

  • Heybeti ve yüceliği sınırsız, güzelliği sonsuz olan Allah.

cesim / cesîm

  • Büyük, heybetli.

cezalet

  • Rekâketsiz ifade.
  • Güzellik.
  • Müdebbirlik, akıllılık.
  • Azim, büyük.
  • Edb: Kelimeler, ince veya sert söylenişlerine göre; elfâz-ı cezle veya elfâz-ı rakika diye ikiye ayrılır. Elfâz-ı cezle: Söylenişte tatlılığı bulunan veya heybet, ululuk, çarpışma, korkutma, yıld

deman

  • Heyecanlı. Hiddetli, hiddete kapılmış. (Farsça)
  • Vakit, zaman. An. (Farsça)
  • Bağırıp çağırma, feryat, figân. (Farsça)
  • Heybetli, güçlü, kuvvetli, azametli, cesim. (Farsça)
  • Kükremiş. (Farsça)

derece-i celalet / derece-i celâlet

  • Görkem, heybet derecesi.

derece-i haşmet

  • Heybet ve görkemin derecesi.

devlet-i cesime / devlet-i cesîme

  • Büyük ve heybetli devlet.

ehyeb

  • Daha heybetli, daha büyük.

emr-i celil / emr-i celîl

  • Sonsuz derecede haşmet, heybet ve görkem sahibi Allah'ın emri.

haib

  • (Heybet. den) Kokan, Utanan. Utangaç.

haşmet

  • (Hışmet) Kendisine tabi olanlardan dolayı, "haşem" den olan, büyüklük ve heybet. Tantana-i azamet. Hürmetten gelen çekinme.
  • Hiddet, kızgınlık.
  • Alçak gönüllülük.

haşmet-i hilkat

  • Yaratılışın görkem ve heybeti.

haşmet-i saltanat-ı uluhiyet / haşmet-i saltanat-ı ulûhiyet

  • Allah'ın saltanatının heybet ve görkemi.

haşmetkarane / haşmetkârâne

  • Heybetli, görkemli bir şekilde.

haşmetli

  • Görkemli, heybetli.

heybet-i rububiyet

  • Allah'ın rububiyetinin heybeti.

heybetnüma / heybetnümâ

  • Heybetli.

heyub

  • Azametli, heybetli, gösterişli.

hişmet

  • Hürmet. Heybet ve utanmak, istihyâ. Bozulup kalmak.
  • Gadap ve şiddet. Hiddet.

huşu'

  • Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.

ihtişam

  • Haşmetlilik, heybetlilik.

ihtişamlı

  • Haşmetli, heybetli.

ism-i celil / ism-i celîl

  • Haşmet, heybet ve görkem sahibinin ismi.

izhar-ı haşmet

  • İhtişamın, heybetin açığa vurulması.

kelan

  • İri, cüsseli, büyük. Heybetli. (Farsça)
  • Geniş, enli. (Farsça)
  • Baş. (Farsça)

kemal-i haşmet / kemâl-i haşmet

  • Mükemmel bir büyüklük ve heybet.

kemal-i ihtişam / kemâl-i ihtişam

  • Mükemmel heybet, haşmetlilik.

kemal-i mehabet / kemâl-i mehabet

  • Büyük bir heybet, haşmet ve azamet.

kudret-i zülcelal / kudret-i zülcelâl

  • Sonsuz haşmet ve heybet sahibi Allah'ın sonsuz kudreti.

kuhnümun

  • Heybetli, azametli. Dağ gibi görünen. (Farsça)

mabud-u zülcelal / mâbud-u zülcelâl / mâbûd-u zülcelâl

  • Sonsuz haşmet ve heybet sahibi ve herşeyin kendisine ibadet ettiği Allah.
  • Sonsuz haşmet ve heybet sahibi ve herşeyin kendisine ibadet ettiği Allah.

mehab

  • Dehşetli ve heybetli yer.

mehabet / mehâbet / مهابت

  • Heybet.
  • Hürmetle karışık korku.
  • İhtiram. Azamet. Büyüklük.
  • Heybet, büyüklük.
  • Heybetlilik. (Arapça)

mehib / mehîb / مهيب

  • Heybetli, azametli.
  • İnsanın kendisinden korktuğu. Heybetli, azametli, korkunç kimse.
  • Arslan, esed, gazanfer.
  • Heybetli. (Arapça)

mehub

  • Heybetli. Azametli. Korkunç.
  • Arslan.

mühevvil

  • Korkunç. Heybetli. Azîm, çok büyük.

müheyyib

  • Korku veren. Heybetli.

mühib / mühîb / مُه۪يبْ

  • Heybetli.
  • Heybetli. Korkunç. Azametli.
  • Tehlikeli.
  • Heybetli.
  • Heybetli.

müteheyyib

  • Heybetlenen. Heybetli. Korku ve hürmet hissini veren.

rabb-i zülcelal / rabb-i zülcelâl

  • Sonsuz heybet ve yücelik sahibi olmakla beraber herşeyin Rabbi olan Allah.

rabb-i zülcelal-i ve'l-ikram / rabb-i zülcelâl-i ve'l-ikram

  • Sonsuz heybet ve yücelik sahibi olmakla birlikte çok ikramda bulunan ve herşeyin Rabbi olan Allah.

receb

  • Azametli, heybetli. Ta'zim etmek.
  • Cennet'te bir nehir ismi.
  • Mübarek üç ayların birincisi ve Kamerî aylardan yedincisi.
  • Erkek ismi.

rezzak-ı zülcelal / rezzâk-ı zülcelâl

  • Sonsuz haşmet, yücelik ve heybet sahibi olan ve bütün canlıların rızıklarını veren Allah.

salib

  • (Çoğulu: Sulub-Salbân) Haç.
  • Şiddetli, şedit.
  • Heybetli.

şevket / شَوْكَتْ

  • Kudret ve kuvvetten doğma haşmet. Padişaha mahsus heybet ve saltanat.
  • Diken. Diken batmak.
  • Heybet, böyüklük.
  • Kudret ve kuvvetten doğan büyüklük, heybet.

şevketlu / şevketlû

  • Tar: Padişahlar hakkında kullanılmış bir tâbir olup, azamet ve heybet sahibi mânalarına gelir.

teheyyüb

  • (Heybet. den) Korkma. Korkutma.

tehyib

  • (Çoğulu: Tehyibât) Heybetli gösterme, heybetli gösterilme.

tevhid-i celal / tevhid-i celâl

  • Kâinatta var olan heybet, haşmet, görkem gibi her türlü celâlî hâlin bir olan Allah'a ait olduğunu kabul etme ve heybet ve haşmet hususunda hiçbirşeyi Ona ortak koşmama.

tevhid-i celali / tevhid-i celâli

  • Allah'ın haşmet ve heybetiyle tek ve bir olması ve hiçbir şekilde ve keyfiyette ortağının bulunmaması.

tezahürat-ı cemaliye ve celaliye / tezahürât-ı cemâliye ve celâliye

  • Allah'ın sonsuz güzelliğiyle birlikte heybet ve haşmetinin yansımaları.

ünvan-ı haşmet / ünvân-ı haşmet

  • Görkem ve heybetli oluşu ifade eden isim.

vakar

  • Ağırbaşlılık. Halim ve heybetli oluş. Nâmusu muhafazayı mucib haslet. Temkinlilik. Azamet ve izzet.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın