LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hayy ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

ahya / ahyâ

  • (Tekili: Hayy) Diri olanlar. Hay olanlar. Canlılar.

ameh

  • Basiretsizlik. Tahayyür, tereddüt. Doğru ciheti bilmemek.

bühtan

  • İftira. Birisine yalandan bir şey isnad etme. Birisini suçlu gösterme.
  • Dalgınlık.
  • Medhûş ve mütehayyir olma.

cisim

  • (Cism) Varlığı bilinen, hayyiz olan, mekânı, ciheti, uzunluğu, genişliği ve derinliği olan şey.

dalle / dâlle

  • (Bak. MUHAYYİRE)

el-hayyü

  • (Bak. HAYY)

esma-ı sitte

  • Allah'ın altı büyük ismi; Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddüs.

esma-i sitte / esmâ-i sitte

  • Allah'ın altı ismi; Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddüs.

esma-i sitte-i meşhure / esmâ-i sitte-i meşhure

  • İsm-i Âzam olarak bilinen Cenab-ı Hakkın meşhur altı ismi; Ferd, Hayy, Kayyûm, Adl, Hakem ve Kuddûs isimleri.

ev

  • Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir.

haik

  • (Çoğulu: Hayyak) Çulha.

haim

  • (Hâyim) Hayrette kalan. Mütehayyir. Sersem.

hair

  • Hayrette kalmış, mütehayyir. Şaşırmış, taaccüb etmiş.

hayır

  • Hayrette kalan, mütehayyir. Şaşıran.
  • Birikmiş su.

hayir

  • Mütehayyir kimse.
  • Toplanmış su.

hayyat

  • (Tekili: Hayye) Yılanlar.

hayyatin / hayyatîn

  • (Tekili: Hayyat) Terziler, dikiciler.

hayye

  • (Çoğulu: Hayyât) Yılan.

hıyar

  • Hayırlılar.
  • (Çoğulu: Hıyârât) Huk: Bir işi yapıp yapmamada serbestlik. Genel olarak bir anlaşmadan vaz geçme. Hususi bir sözleşmenin fesh veya tasdiki. Muhayyerlik. Kendisinde böyle muhayyerlik bulunan kimse, yaptığı bir akdi diğer tarafın rızasına hâcet kalmaksızın bozabilir.
  • Bir işi yapıp yapmamakta serbestlik, İslâm hukukunda alış-veriş hususunda muhayyerlik.
  • Hayırlılar, iyiler.

hıyar-ı ayb

  • Bir şeyde mevcud olan bir kusurun akitten sonra meydana çıkmasından dolayı âkitlerden biri için sabit olan muhayyerliktir.

hıyar-ı rü'yet

  • Bir şey hakkında görülmeden yapılan bir akitten dolayı, âkitlerden biri için görüldüğü zaman sabit olan muhayyerliktir.

hıyar-ı şart

  • Âkitlerden birinin veya herbirinin akdi, muayyen bir müddet içinde fesh veya icazetle infaz edebilmek hususunda muhayyer olmasıdır.

hıyar-ı tağrir

  • Âkitlerden birinin diğer taraftan aldatılarak bir malı gabn-ı fâhiş ile satmasından veya satın almasından dolayı satış muamelesini fesh hususunda muhayyer olmasıdır.

hıyar-ı vasf

  • Bir akitte vücudu şart kılınan veya örfen meşhud bulunan mergub bir vasfın mevcud olmaması sebebiyle âkitlerden biri için sabit olan muhayyerliktir. (Sağılır diye satılan bir ineğin, sütten kesilmiş olması gibi.)

hıyarat

  • (Tekili: Hıyâr) İslâm hukukunda alışveriş meselelerine ait muhayyerlik hususları.

ikamet / ikâmet

  • Kâmet. Erkeklerin farz namaza başlamadan önce okuması sünnet olan ezâna benzer sözlerin ismi. Ezândan farkı fazla olarak "Hayyealelfelâh"dan sonra iki defâ "Namaz başladı" mânâsına olan "kad kâmet-issalâtü denir.
  • Oturmak, bir yerde kalmak.

ism-i a'zam

  • En büyük isim. Allahü teâlânın bütün sıfatlarını kendinde toplayan ism-i şerîfi. Hadîs-i şerîfte İsm-i A'zamın Bekara ve Âl-i İmrân sûrelerinde olduğu bildirilmiştir. Bâzı âlimler, İsm-i A'zamın "Allahu lâ ilâhe illâ huvel hayy-ul-kayyûm" bâzıları "Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimî

istigrab

  • Şaşırmak, garib bulmak, taaccüb etmek, tahayyür.

kuvve-i mutasarrıfa

  • Mütehayyile vasıtasıyla zihinde hazırlanan şeyleri tertib kuvveti.

mahyere

  • Muhayyerlik, beğenip seçmede serbestlik.

mebhut

  • Hayretle, şaşkın, mütehayyir. Sersem.

menatık-ı duşize-i tahayyül

  • Tahayyülün bâkir mıntıkaları.

merec

  • Kararsız ve mütehayyir olma.
  • Mecburi olma.

muhalefet-ün li-l havadis

  • Cenab-ı Hakk'ın ne zâtında ne sıfâtında (mevcud olsun, mevhum olsun, muhayyel olsun), hiç bir şeye hiç bir cihette benzememesi.

muhayyel

  • Tahayyül edilmiş. Hayâl olarak düşünülmüş. Zihinde tasarlanmış.

muhayyelat

  • (Tekili: Muhayyele) Hayâl edilmiş olan şeyler. Muhayyel olan şeyler.

muhayyil

  • Tahayyül eden. Hayal kuran. Zihinde olmayacak şeyleri düşünen.

muhayyir

  • İlmî şeyler arasında seçim yaparak beğenmeyi serbest eden. Muhayyer kılan.

mütehayyelat / mütehayyelât

  • (Tekili: Mütehayyel) Hayal edilen şeyler.

mütehayyirin

  • (Tekili: Mütehayyir) Şaşırmış olanlar. Şaşmış kimseler. Hayrette kalanlar.

mütehayyiz

  • Tahayyüz eden, yer tutan.
  • İtibarlı, mühim.

nassah

  • Terzi, hayyat.

proje

  • Tasarlanan ilk şekil. Tasarı. Mütehayyel. (Fransızca)

sergeşte

  • Sersem. Başı dönmüş. Avâre ve mütehayyir olan. Hayrette kalmış. (Farsça)

şiir

  • Güzel tertibli manzume. Tahayyül ve tasavvurları ve bâzı hakikatları hoşa gidecek şekilde ifâde eden ölçülü söz.
  • Man: Muhayyelâttan terekküb eden kıyas.

taaccüb

  • Şaşma, hayret etme. Tahayyür.
  • Şaşma, hayret etme, tahayyür.

tahayyül / تخيل

  • (Çoğulu: Tahayyülât) Hayale getirmek. Hayalde canlandırmak. Fikir kurmak.
  • Hayal etme. (Arapça)
  • Tahayyül etmek: Hayal etmek. (Arapça)

tahayyülat / tahayyülât

  • (Tekili: Tahayyül) Tahayyüller, hayale dalmalar, hayalde canlandırmalar.

tahayyür / تحير

  • Beğenip seçmek, muhayyer olmak.
  • Hayranlık. (Arapça)
  • Tahayyür etmek: Hayran kalmak, şaşakalmak. (Arapça)

tahayyürat / tahayyürât

  • (Tekili: Tahayyür) Hayrete düşüp şaşakalmalar. Hayran olmalar.

tehayyüz

  • (Bak: Tahayyüz)

tenakki

  • Muhayyer olmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın