LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hatsi ifadesini içeren 56 kelime bulundu...

akıl-suz / akıl-sûz

  • Akla ters, aklı rahatsız eden.

aram-suz / arâm-sûz

  • Huzuru bozan, rahatsızlık veren. (Farsça)

arman

  • Hasret, özleyiş, özleme. (Farsça)
  • Nedâmet, pişman olma. (Farsça)
  • Eseflenme, teessüf. (Farsça)
  • Sıkıntı, rahatsızlık, zahmet. (Farsça)

bi-huzur / bî-huzur

  • Rahatsız, huzursuz, tedirgin. (Farsça)

bikarar / bîkarar

  • Kararsız.
  • Rahatsız.
  • Kararsız, rahatsız.

birahat / bîrahat

  • Rahatsız.

hadise-i bedeniye / hâdise-i bedeniye

  • Bedende var olan bir rahatsızlık.

hadşe-aver

  • Rahatsızlık veren, insanı sıkıntıya koyan. (Farsça)

haste

  • (Çoğulu: Hastegân) Rahatsız, hasta. (Farsça)

haste-gan / haste-gân

  • (Tekili: Haste) Hastalar, rahatsızlar, marizlar. (Farsça)

haste-gi / haste-gî

  • Rahatsızlık, hastalık, maraz, illet. (Farsça)

haya / hayâ

  • Utanma, âr, nâmus. Çirkin şeylerden sıkılma veya edebe uymayan bir şeyin meydana gelmesinden dolayı kalbde meydana gelen rahatsızlık.

ibcam

  • Huzur ve rahatını bozma. Rahatsız etme.

iğneli fıçı

  • Mc: Eziyetli ve usandırıcı iş. İnsana eziyet veren ve rahatsız eden yer.

irtihaş

  • Rahatsız olma, huzuru kaçma. Sıkıntı ve ıztırâb içinde bulunma.

işhas

  • Gitme zamanı gelip çatma.
  • Tedirgin ve rahatsız etme.

iz'ac / iz'âc

  • Rahatsız etmek. Bunaltmak.
  • Yerinden koparıp ayırmak.
  • İz'âc etmek: Rahatsız etmek.

iz'aç / iz'âç

  • Rahatsız etme, can sıkma, baş ağrıtma.

iz'acat / iz'âcât

  • Rahatsız etmeler.

izac / izâc

  • Taciz etme, rahatsız etme.

ma'sumiyet

  • Ma'sumluk, kabahatsizlik, suçsuzluk.

maarız

  • (Tekili: Muarraz) Bir sözü söyleyip başka bir şey murad etme ve cem' olmak, toplamak itibariyle ma'razlar, ta'rizler, adem-i tasrihler, sarahatsizlikler.

mu'ziyat

  • (Ezâ. dan) İnsanı rahatsız eden küçük şeyler. Hayvancıklar.

muacciz / مُعَجِّزْ

  • Sıkıcı. Bıktırıcı. Usandırıcı. Taciz edici. Rahatsız eden. Yapışkan. Sırnaşık.
  • Rahatsız eden.
  • Sıkıntı verici, rahatsız edici.
  • Rahatsız edici.

mübtela / mübtelâ

  • Dertli. Hasta. Başı sıkıntılı. Rahatsız. Belâlı. Düşkün. Tutkun. Tutulmuş.

mülaet

  • (Çoğulu: Mulâ) Midedeki rahatsızlıktan dolayı husule gelen zükkâm hastalığı.
  • Hazret-i Peygamber'in (A.S.M.), Hz. Abbas'ı ve dört erkek evlâd-ı mübarekelerini örttüğü perde.
  • Büyük ihram.

münharif-ül mizac

  • Rahatsız, keyifsiz.

musadda'

  • (Sad'. dan) Başı ağrıtılmış, rahatsız edilmiş.

musaddi'

  • Tasdi' eden. Baş ağrıtan. Rahatsız eden.

musallat

  • Rahatsız eden. Tasallut eden. Sataşan.

mutazaccır

  • Sıkıntılı. İçi sıkılan. Rahatsız.

müz'ic

  • İz'ac edici. Usandıran, rahatsız eden, bunaltan.
  • Rahatsızlık, sıkıntı veren.

müz'iç

  • Rahatsız edici.

müzic / müzîc

  • Taciz eden, rahatsız eden.

muztaribane

  • Rahatsız olarak, ıztırab ve sıkıntı çekerek. (Farsça)

na-mizac

  • Keyifsiz, rahatsız, hasta. (Farsça)

na-mizaci / na-mizacî

  • Keyifsizlik, rahatsızlık, hastalık. (Farsça)

nefs-i levvame

  • Kötülüğü işledikten sonra fenâlığını hatırlayarak insanı rahatsız eden pişmanlık hâli ve vicdan rahatsızlığı.
  • İnsanın, kendine ait kötülük ve günahını görüp fenalığını bilen ve hayra meyleden iradesi.

rencur

  • İncinmiş. Sıkıntılı, rahatsız, dertli, hasta. (Farsça)

rencuri / rencurî

  • Dertlilik, rahatsızlık, hastalık. İncinmiş olma. (Farsça)

sığar-ı nefs

  • Nefsin küçüklüğü; kendi küçüklüğünden duyulan rahatsızlık.

sıklet / ثقلت

  • Ağırlık. (Arapça)
  • Sıkıntı. (Arapça)
  • Sıklet vermek: Ağırlık vermek, rahatsız etmek, sıkıntı vermek. (Arapça)

suda'

  • Baş ağrısı.
  • Rahatsız etme, sıkıntı verme, sıkma.

ta'ciz / ta'cîz / تَعْج۪يزْ

  • (Acz. den) Huzursuz kılmak, rahatsız etmek, sıkıntı vermek, canını sıkmak.
  • Eğlendirmek.
  • Âciz etmek.
  • Kadının ihtiyarlayıp âcizleşmesi.
  • Rahatsız etme, çâresiz bırakma.
  • Rahatsız etme, çâresiz bırakma.

ta'cizat / ta'cizât

  • (Tekili: Ta'ciz) Tacizler. Rahatsız etmeler, sıkıntı vermeler.

taciz / tâciz / تعجيز

  • Rahatsız etme, âciz hâle getirme.
  • Rahatsız etme. (Arapça)
  • Taciz etmek: Rahatsız etmek. (Arapça)

taciz eden / tâciz eden

  • Rahatsız eden.

taciz etme / tâciz etme

  • Rahatsız etme, sıkıntı verme.

taciz etmek / tâciz etmek

  • Rahatsız etmek.

tasallut

  • Musallat olmak. Birini rahatsız etmek. Tebelleş olmak. Tahakkümane hareket etmek.

tasdi / tasdî

  • Rahatsız etme, baş ağrıtma.
  • Sıkma, rahatsız etme.

tasdi' / tasdî' / تصدیع / تَصْد۪يعْ

  • Rahatsız etmek. Sıkmak. Baş ağrıtmak.
  • Yarmak.
  • Perâkende etmek, dağıtmak.
  • Baş ağrıtma, rahatsız etme. (Arapça)
  • Tasdî' etmek: Baş ağrıtmak, rahatsız etmek. (Arapça)
  • Baş ağrıtma, rahatsız etme.

tedirgin

  • Huzursuz, rahatsız.

tenzih / tenzîh

  • Suç ve noksanlıktan uzak saymak.
  • Kabahatsiz olduğu anlaşılmak ve onu ifade etmek.

tepide

  • Rahatsız, sıkıntıda. (Farsça)

vicdansuz / vicdânsûz

  • Vicdanı rahatsız eden.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR