LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Haris ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

ahras

  • (Tekili: Hâris) Bekçiler, muhafızlar, koruyucular.

azmend

  • Haris, açgözlü, tamahkâr, cimri. (Farsça)

beşale

  • Harislik, hırslı olma.

beşel

  • Hırslı kişi. Haris kimse.

cüsu'

  • Tamahkârlık, pintilik, harislik, cimrilik.

dagb

  • Harislik, hırslı oluş.
  • Ovmak.

dıhrıs

  • (Çoğulu: Dehâris) Terzilerin kullandığı tiriz denen cisim.

fegam

  • Haris olmak.

felces

  • Haris kimse.
  • Baldırı ve mak'adı zayıf olan kadın.

fihris

  • (Fihrist) Bir dükkânda veya bir kitabın içerisinde ne bulunduğunu sıra ile gösteren liste. (Kataloğ)
  • (Çoğulu: Fehâris) Her nesnenin aslı.
  • Kanun.

haca

  • Haris olmak.
  • Akıllı.

halike

  • Çok hırslı, haris olan nefis.

halis

  • Bahadır ve haris kimse.

hares

  • (Tekili: Haris) Bekçiler, muhafızlar.

harıs

  • Hırslı olan, haris.

harisa / hârisa

  • (Bak: HARÎSA)

harisane / harîsane

  • Hırslıcasına. Çok haris olarak. Hırslılara mahsus bir tavırla. (Farsça)

helak

  • Yıkılma, bitme, mahvolma.
  • Harislik ve pek düşkünlük.
  • Azab. Korku, havf.
  • Fakr.

hurras

  • (Tekili: Hâris) Muhafızlar, bekçiler, nöbetçiler.

ila'

  • Çok istekli ve tâlib kılma, haris etme.

kelif

  • Haris kimse.

la'v

  • Ahlâkı yaramaz kişi.
  • Haris adam.

lehc

  • Haris olmak.

magrem

  • Bir şeye çok düşkün, haris kimse. Tutkun. Aşık.
  • Borçlu.
  • Zarar, ziyan.
  • Cürüm, cinayet.

menzut

  • Haris kimse.

mihras

  • (Çoğulu: Mehâris) Dibek taşı.

mute harbi

  • Mute, Şam'a bağlı, Kudüs'e iki konak mesafede bir yerdi. Mute harbi müslümanlarla Rumlar arasında vuku bulan muharebelerin başlangıcıdır. Sebebi de Peygamber'in elçisinin öldürülmesidir. Resul-ü Ekrem Busrâ emiri Şürahbil bin Amr'e, ashâbından Hâris bin Umeyr ile bir mektub göndererek İslâma dâvet e

nehem

  • (Nehim - Menhum) Aç gözlü oluş. şikemperver olmak. Doymak bilmemek. Bir şeye çok düşkün, şehvetli, haris.

nehmet

  • Himmet, maksat, yüksek himmet. Harislik. şehvet.

şerhan

  • Çok tamahkâr, ziyade hırs sâhibi, açgözlü, haris.

teceşşu'

  • Haris olmak, hırslı olmak.

tehellu'

  • Haris olmak, hırslı olmak.

telehcüm

  • Haris olmak, hırslı olmak.

tımah

  • (Tumah - Matmuh) Bir şeye göz dikerek bakmak. Haris olmak. Hırsla onu istemek.

üsame bin zeyd

  • Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın azadlısı olan Zeyd bin Harise'nin oğludur. Meşhur sahabedendir. 128 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. 75 yaşında iken 54 yılında vefat etmiştir. (R.A.)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın