LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hamur ifadesini içeren 39 kelime bulundu...

abkame

  • Anadolunun bazı doğu illerinde ve Bağdat'da yapılan, turşu veya salataya benzer bir çeşit yiyecek maddesi. (Farsça)
  • Ekşi hamurdan pişirilerek sirkeye konulan ve turşu olarak kullanılan bir gıda maddesi. (Farsça)

acin

  • Yoğurma, hamur tutma.

acini / acinî

  • Hamur gibi yoğurulmuş, macun kıvamında.

aciniyet

  • Mâcun halinde olma. Hamur gibi yoğurulmuş olma.

ca'cere

  • (Çoğulu: Ceâcir) Hamurdan çeşitli şekiller yapıp, pekmez içinde pişirip yerler.

dagiga / dagîga

  • Sıvı hamur.

davita

  • Havuzun dibinde olan balçık.
  • Çöküklük.
  • Suyu çok olduğundan elde durmayan sıvı hamur.

fatir / fatîr

  • Tâze şey.
  • Mayalanmış hamur.

fetir / fetîr

  • Taze nesne.
  • Cıvık hamur.
  • Acele anlaşılan.

firezdek

  • (Çoğulu: Ferâzık) Hamur yuvarlağı, hamur parçası.

hamir / hamîr / حمير

  • Hamur.
  • Hamur. (Arapça)

hamir-gar / hamîr-gâr

  • Hamurcu, hamur yoğurucu. (Farsça)

hamir-i maye / hamîr-i mâye

  • Mayanın hamuru.

hamire / hamîre

  • Hamur içine katılan maya.

haşefe

  • (Çoğulu: Haşef-Haşefât) Sünnet mevziine varana kadar olan zeker başı.
  • Yaşlanmış kuru kadın.
  • Kuru hamur.
  • Yumuşak taş.

hurma

  • Bir sıcak iklim meyvesi. (Farsça)
  • Hurma şeklinde yapılan hamur tatlısı. (Farsça)

igraz

  • Doldurmak.
  • Taze hamurdan ekmek yapıp misafire yedirme.

irhaf

  • Hamuru gevşek ve sulu tutma.

kar / kâr

  • (Kelimeye bir ek olup, isimleri sıfat yapar) Eden, edici, yapan mânâlarına gelir ve li, lı, cı, ci gibi eklerin de karşılığıdır. İtaat-kâr, hilekâr, isyan-kâr, hamur-kâr, kanaatkâr...gibi. (Farsça)

ma'cun / مَعْجُونْ

  • Hamur kıvamında şey.

maacin / maacîn

  • (Tekili: Ma'cun) Macunlar. Hamur kıvamındaki yoğurulmuş şeyler.

macun

  • Hamur kıvamındaki ilâç.
  • Hamur gibi yoğurulmuş şey.

madde-i aciniye / madde-i acîniye

  • Hamur gibi yoğurulmuş cisim.
  • Yoğrulmuş hamur, macun.

magma

  • yun. Jeo: Yanardağlardan çıkan hamur kıvamındaki yoğun madde.

mell

  • Küsmek, darılmak.
  • Yorgunluk.
  • Kakma, dürtmek.
  • Mahzun olmak, kederli olmak.
  • Hamuru külün içinde pişirmek.

merze

  • Hamur parçası.

müteaccin

  • Hamurlaşan. Hamur haline gelen.

nave

  • Hamur teknesi. (Farsça)

nergisi / nergisî

  • Nergis biçiminde kesilip yapılan bir çeşit hamur işi. (Farsça)

rahf

  • Kaymak.
  • Elde durmaz derecede sıvı olan hamur.

rebike

  • Hurmayı yağla ve keş ile karıştırıp hamur ederek yapılan bir yemek.
  • Öğünmüş keşi, un ve yağ ile karıştırıp yapılan yemek.
  • Bulamaç aşı.

ta'cin

  • (Acn. dan) Hamur yapma, yoğurma, hamur hâline getirme.

taaccün

  • (Acn. dan) Hamurlaşma, hamur hâline gelme, mâcun gibi olma.

tah

  • Hamur.

tahh

  • Ekşi hamur.
  • Susam posası.

tuhuha

  • Hamurun ekşimesi.

verh

  • Hamurun kendini koyuverip sülpülmesi.

veriha

  • Çok sıvı hamur.

vezin

  • Hamur yapılmış ebucehil karpuzu.
  • Asil.
  • Sabit.