LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Hac kelimesini içeren 67 kelime bulundu...

adem-i tahayyüz

  • Hacimsiz, yer ile bağlı olmamak.

arafat

  • Hacda arefe günü vakfeye durulan dağın ismi.

arz-ı iftikar

  • Hacatını arzetme, ihtiyaçlarını meydana koyma.

bayramiyye

  • Hacı Bayram-ı Veli tarafından 14. yüzyılın sonlarında Ankara'da kurulan bir tarikattır.

bektaşi / bektaşî / bektâşî

  • Hacı Bektaş-ı Veli tarikatına mensub olan kimse.
  • Hacı Bektaş-ı Veli tarikatına mensub olan kimse.

bektaşilik / bektâşîlik

  • Hacı Bektaşı velînin kurduğu tarikat.

çelipa / çelîpâ / چليپا

  • Haç. (Farsça)

cemre

  • Hacıların şeytan taşlarken attıkları taşlar veya bu taşların atıldığı yer. Çoğulu cimâr ve cemerât'tır. Minâ'da birbirlerine birer ok atımı mesâfede bulunan üç taş yığını vardır. Bunlardan birincisine Cemre-i ûlâ (birinci cemre), ikincisine Cemre-i vustâ (orta cemre) ve üçüncüsüne Cemre-i Akabe adı

cibt ve tagut

  • Haç ve put. Allah'tan başka canlı cansız mabut edinilmiş şeyler.

dürşe

  • Hâcet, ihtiyaç.

ehl-i salib / ehl-i salîb / اهل صليب

  • Haçlılar, hıristiyanlar.
  • Haç sâhipleri. Târihte papalığın teşvikiyle müslümanlara karşı birleşerek seferler tertipleyen, milyonlarca insanın canına kıyan, devletlerin yıkılmasına sebeb olan hıristiyan milletler topluluğu, haçlılar, hıristiyanlar.
  • Haçlılar.

ehl-i salip

  • Haçlılar, haçı kutsal sayan Hıristiyanlar.

elhac / elhâc / الحاج

  • Hacı. (Arapça)

ereb

  • Hâcet, ihtiyaç. San'at.

eşhür-ül-hacc

  • Hac ayları mânâsına gelen bu kelime; İslâmiyetten evvel Kâbenin tavaf edildiği; Şevval ve Zilka'de ile Zilhicce ayından da alınan 10 günle cem'an 70 günlük zamana verilen addır.

eşhuru'l-hac

  • Hac ayları. Şevval, Zilkade ve Zilhicce'nin ilk on gününden ibaret olan cem'an 70 gün İslâm'dan önce de Araplar bu günlerde Kâbe'yi ziyaret ederlerdi.

eşkele

  • Hâcet.

eyyam-ı cem'

  • Hac mevsiminde Arafat ve Mina'da geçen dört gün.

fassad / fassâd / فصاد

  • Hacamat yapan. (Arapça)

hac / حاج

  • Hacı. (Arapça)

hacamat / hacâmat

  • Hacâmat bıçağı denilen bir âletle, vücûdun deriye yakın damarlarını keserek kan alma. Kan almaya fasd da denir.

hacc-ı kıran

  • Hac ile ömreye birlikte niyet ederek ihrâm giyip, ömrenin vazîfelerini yaptıktan sonra ihrâmını (hac elbisesini) çıkarmayarak aynı elbise ile hac vazîfelerini de yapmak. Bu haccı yapana kârin hacı denilir.
  • Hac aylarından önce veya hac aylarında hac ile umrenin ikisi için birden ihrama girilip umre yapıldıktan sonra usulü dairesinde ifa edilen hacca denir. Bunu yapan kimseye "karin" denir.

hacc-ı temettu' / hacc-ı temettû'

  • Hac mevsiminde evvelâ umre için ihrama girilip umre yapıldıktan sonra; aynı mevsimde daha yurda, aile ocağına dönülmeden tekrar ihrama girilerek usulü dairesinde yapılan hacdır. Bunu yapan kimseye "mütemetti" denir.
  • Hac mevsiminde (Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce aylarında) önce ömre için niyet edilerek ihrâma girilip ömre yapıldıktan sonra memleketine dönmeyerek, yeniden ihrâma girip hac yapmak. Bu haccı yapana mütemetti hacı denir.

haccam / haccâm / حجام

  • Hacamat eden, kan alan.
  • Hacamatçı. (Arapça)

haccü'l-haremeyn / hâccü'l-haremeyn

  • Hac farîzasını yaptıktan sonra Medîne'ye gelip kabr-i saâdeti de ziyâret eden hacı.

hace-i kainat / hâce-i kâinât

  • Hâce-i âlem.

hacı / hâcı / حاجى

  • Hac yapan kimse.
  • Hacı. (Arapça)

hacıyan / hacıyân / حاجيان

  • Hacılar. (Arapça - Farsça)

hacm / حجم

  • Hacim. (Arapça)

hacmen / حجما

  • Hacimce. (Arapça)

hacz / حجز

  • Haciz. (Arapça)

hill

  • Hac veya umre için ihrâma girilen mîkât denilen yerler ile Harem yâni Mekke şehri sınırı arasına verilen ad. Harem adı verilen yerde ihramlı iken yapılması haram (yasak) edilen şeyler, burada helâl olduğu için Hill adı verilmiştir. Hill'in Mekke-i mü kerremeye en yakın yeri batı taraftaki Ten'im den

huccac / huccâc / حجاج

  • Hacılar.
  • Hacılar. (Arapça)

ıdtıba'

  • Hacıların ihramlarını sağ koltukları altından çıkarıp sol omuzlarına örtmeleri.

ihcac

  • Hac vazifesi için bedel vermek veya nâib tutmak. Nâib tutana "Âmir, menub veya mahcucun anh" da denir.

ihram / ihrâm / احرام / اِحْرَامْ

  • Hac ve umre için giyilen, yün, pamuk ve ketenden yapılan dikişsiz elbise.
  • Hacıların elbisesi.
  • Hacıların giydikleri dikişsiz elbise.
  • Hac zamanı giyilen beyaz giysi. (Arapça)
  • Hac ve umrede giyilen dikişsiz elbise.

iztiba / iztibâ

  • Hac ve ömre ibâdetlerinde erkeklerin giydikleri dikişsiz iki parçadan meydana gelen ihramın üst parçasının bir ucunu sağ koltuk altına alıp diğer ucunu sol omuz üzerine atmak.

karin hacı / kârin hacı

  • Hac ile ömreye birlikte niyyet eden. Önce ömre için Kâbe-i muazzamayı tavaf ve sa'y edip, sonra ihrâm elbisesini çıkarmadan ve traş olmadan, hac günlerinde hac için, tekrâr tavaf ve sa'y yapan.

keffaret-i halk

  • Hac için ihrama girip de bir özre mebni saçlarını vaktinden evvel traş ettiren kimsenin tutacağı üç günlük oruçtan ibârettir.

kıran hac / kırân hac

  • Hac ile ömreyi birlikte yapmağa niyet etmek.

levca'

  • Hâcet, ihtiyaç.

mahcuz / mahcûz / محجوظ

  • Hacizli. (Arapça)
  • Mahcûz olmak: Haczedilmek. (Arapça)

menasik-i hac / menâsik-i hac

  • Haccın nüsükleri.

menasik-i hacc / menâsik-i hacc

  • Hac ibadeti için ziyaret edilecek yerler, görevler.

menasik-ül hac

  • Hacı olmak için Mekke-i Mükerreme'ye gidenlerin Kâbe'yi ziyaret etme, Arafat'ta vakfeye durma, kurban kesme, ihram giyme, muayyen bir yerden bir yere kadar yürüme gibi yapılan ibadet rükünleri.

meş'ar-ül haram

  • Hac zamanında ziyaret edilecek muayyen yer. Cebel-i Kuzah, Müzdelife'de bir yerin ismi.

mikat / mîkât

  • Hac ve umre için gelenlerin ihrâma girdikleri mevki, yer.

mikat sünneti

  • Hacca niyet edenin ihrama girmesi.

mikati / mikatî

  • Hacc mevsimini beklemek üzere Mekke-i Mükerreme'de kalan kimse.

mütemetti' hac

  • Hac aylarında ömre yapmak için ihrâma girip, ömre için tavâf ve sa'y yapıp, traş olup ihrâmdan çıkıp sonra memleketine gitmeyerek, o sene terviye gününde veya daha önce, ihrâma girerek müfrid hacı gibi hac yapma.

necaset-i mer'iye

  • Hacmi olan veya kuruduktan sonra görünen herhangi bir pis maddedir. (Akmış kan gibi)

regzen / رگ زن

  • Hacamatçı. (Farsça)

reml

  • Hac ibâdeti yerine getirilirken, tavâfın (Kâbe'nin etrâfında dönmenin) ilk üçünde, erkeklerin kısa adımlarla, omuzları silkerek, çalımlı yürümeleri.

remy-i cimar / remy-i cimâr

  • Hac ibâdeti esnâsında Kurban bayramının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde Minâ'da bulunan ve Cemre adı verilen taş yığınlarına nohut büyüklüğündeki taşları atmak. Buna şeytan taşlama da denilmektedir.

salib / salîb / صليب

  • Haç.
  • Haç.
  • Haç. (Arapça)

salibi / salîbî / صليبى

  • Haçlı. (Arapça)

salip

  • Haç.

şavt

  • Hac esnâsında sa'y denen vazîfeyi yaparken, Safâ'dan Merve'ye ve Merve'den Safâ'ya her bir geliş ve tavaf yaparken Kâbe'nin Hacer-ül esved köşesinden başlayan ve başlanılan yere gelince sona eren her bir dönüş.

sefer-i hac

  • Hac yolculuğu.

takdiye

  • Hâcet bitirmek, ihtiyaç gidermek.

tavaf-ı ifada / tavâf-ı ifâda

  • Hacıların Arafât'tan indikten sonra yaptıkları farz tavâf. Tavâf-ı Ziyâret.

tavaf-ı sadr / tavâf-ı sadr

  • Hac esnâsında cemrelerin taşlanması bittikten sonra Mina'dan Mekke'ye inildiğinde yapılan tavâf. Buna Tavâf-ı vedâ da denilir. Hac vazîfeleri bununla sona erer.

tavaf-ı ziyaret / tavâf-ı ziyâret

  • Hacıların Arafât'tan indikten sonra, Kurban bayramı günlerinde yapılan tavâf. Buna ifâda tavâfı da denir.

tekbiratü'l-huccac fi arafat / tekbirâtü'l-huccac fî arafat

  • Hacıların Arafat Dağına çıktıkları zaman tekbir getirmeleri.

temettu' hac

  • Hac günlerinden önce umre için ihrâma girip ve bu umre yapıldıktan sonra memleketine dönmeden, tekrar ihrâma girerek yapılan hac. Hacc-ı Temettû'.

tülünne

  • Hâcet, ihtiyaç.

umre

  • Hac günleri dışında yapılan Kâbe ve diğer mukaddes yerlerin ziyareti.
  • Hac zamânı olan beş günden yâni Arefe ve Kurban bayramının dört gününden başka, senenin her günü ihrâma girip Kâbe'yi tavâf etmek, Safâ ile Merve arasında sa'y yapmak ve saç kazımak veya kesmek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR