LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te HEYKEL ifadesini içeren 33 kelime bulundu...

abede-i esnam

  • Puta tapanlar. Putperestler. Heykele baş eğenler. (Farsça)

baim

  • Heykel, put, sanem.
  • Bön adam, câhil kimse.

burkat

  • Sanem, heykel, put.

büt

  • Put, heykel. Sanem. (Farsça)

bütperest

  • Putu mâbut ittihaz eden. Heykellere ibâdet eden. (Farsça)

esnam / esnâm

  • (Tekili: Sanem) Putlar. Tapılan heykeller. Suretler. Sanemler.
  • Putlar, tapılan heykeller.

fetişizm

  • Küçük putlara ve heykellere tapma âdeti. Putçuluk. Kadın resimlerine veya heykellere fazlaca sevgi beslemek hastalığı. (Fransızca)

heyakil / heyâkil / هياكل

  • Heykeller.
  • Heykeller, putlar.
  • Heykeller. (Arapça)

heyakil-i kadime / heyâkil-i kadîme

  • Eski heykeller.

heykel / هيكل

  • Heykel. (Arapça)
  • Gövde. (Arapça)

heykelperest

  • Heykel düşkünü.

heykeltıraş / هيكل تراش

  • Heykel yapan.
  • Heykelci, heykeltıraş. (Arapça - Farsça)

heykeltraş

  • Heykel yapan kimse.

icl-i samiri / icl-i samirî

  • Musa (A.S.) zamanında Samirî'nin yaptığı buzağı heykeli.

ilahe

  • Müşriklerin kadın heykeli şeklindeki putları. Bâtıl mâbud.

ma'bude

  • Şirk, evham ve putperestlikten doğan kadın heykeli ve emsali put.

model

  • Biçim, örnek, şekil. (Fransızca)
  • Resim yâhut heykel yapılırken bakarak benzetilmeğe çalışılan şey veyâ şahıs. (Fransızca)

müheykel

  • Heykelleşmiş.
  • İri vücudlu ve sağlam.
  • Heykelleşmiş.

nigarhane / nigârhane

  • Resim ve heykeller bulunan yer. Resim ve heykel sergisi. (Farsça)
  • Ressamların çalıştıkları atölye. (Farsça)
  • Puthâne. (Farsça)
  • Güzelleri çok olan yer. (Farsça)

nigaristan / nigâristan

  • Resim ve heykel sergisi. (Farsça)
  • Güzelleri çok olan yer. (Farsça)
  • Puthane. (Farsça)

nusb

  • (Çoğulu: Ensâb) Meşakkat, zahmet, elem.
  • Zehir, ağu.
  • Belâ, musibet.
  • Put, sanem, heykel.

put

  • Allah'tan başka tapılan herşey.
  • Heykel. Sanem. Kendisinden medet beklenen veya lâyık olmadığı hürmet kendine yapılan maddi mânevi resim, heykel ve her çeşit cisim.
  • Allahü teâlâya inanmayanların taptıkları resim veya heykel.
  • Heykel, büst.

samiri / samirî

  • Hz. Musa Peygamber zamanında Yahudileri şirke sevk eden. Hz. Musa'nın (A.S.) bulunmadığı yerde kavmini yaptığı buzağı heykeline taptırmağa çalışan bir yahudi.

sanem

  • Kâfirlerin, önünde ibadet ettikleri heykel, put.
  • Mc: Çok güzel olan.
  • Putperestlerin İlâhı.
  • Put, odundan, altından ve gümüşten yapılan insan heykeli.
  • Put, heykel.
  • Kâfirlerin önünde ibadet ettikleri heykel, put, put severlerin ilâhı, çok güzel kadın.

sükne

  • Kuş sürüsü.
  • Boyna takılan heykel ve halka. Boyna vurulan demir.

tağut

  • Azgın, sapkın, îmansız, ilâh gibi saygı gören, heykellerine bile saygı duyulan, sapan ve saptıran.

temime

  • (Çoğulu: Temâyim) Heykel.

tesavir / tesâvir

  • Tasvirler, resimler. Heykeller.

timsal

  • Resim, suret, sembol, nümune. Tasvir. Bir şeyi başka bir şeye benzetmek. Heykel.

timsal-i nurani / timsâl-i nûrânî

  • Nurlu heykel.

timsal-i şahsiyet

  • Şahsiyetin heykeli; kişiliğin yansıması, görüntüsü.

vesen

  • Put. Müşriklerin taptıkları suret. Karşısında ibadet edilen heykel.

veseniyye

  • Putperestlik, puta tapma inancı. Taştan yapılmış heykellere tapınma. Taştan yapılmış heykele vesen, bu heykele tapana vesenî denir.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın