LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te HATIRLAMA ifadesini içeren 33 kelime bulundu...

amnezi

  • Psk. Hafıza kaybı, erken bunama, ihtiyarlık bunaması, histeri, beynin zedelenmesi gibi hâllerde meydana gelir. Hafıza kaybı kısmî veya umumi (genel) olabilir. Hasta, belli bir olaydan öncekini (retrofrat), yahut sonrakini (anterofrat) hiç hatırlamaz, yahut tamamen hafızasını kaybeder.

beka-billah / bekâ-billah

  • Dâimâ Allahü teâlâyı anma ve hatırlama hâli üzere olma. Hakîkî kulluk derecesi. Fenâ fillah'tan sonraki makam.

dehun

  • Hatırlama, ezber okuma. (Farsça)

derhatır / derhâtır / در خاطر

  • Hatırlama.
  • Hatırlama. (Farsça - Arapça)
  • Hatırda tutma. (Farsça - Arapça)
  • Derhâtır ettirmek: Hatırlatmak, akla getirmek. (Farsça - Arapça)
  • Derhâtır eylemek: Hatırlamak. (Farsça - Arapça)

devir

  • (Devr) (Çoğulu: Edvâr) Nakil. Birisinin uhdesinden diğerinin uhdesine geçirmek.
  • Bir şeyi sonuna kadar okuyup bitirmek. Geçmiş dersleri hatırlama.
  • Bir şeyin çevresinde dolaşmak. Dönme.
  • Seyahat. Bir memleketi dolaşmak.
  • Bir şeyin kendi mihveri üzerinde dönmesi.

ehligaflet

  • Gaflette olanlar, kul olduğunu hatırlamadan yaşayanlar.

endeme

  • Mazideki sıkıntıları hatırlama, geçmişdeki ıztırabları tahattur etme. (Farsça)

gafil

  • Habersiz, kul olduğunu hatırlamadan yaşayan.

hafıza / hâfıza / حَافِظَه

  • Hatırlama kābiliyeti.

hatıra / hâtıra / خاطره

  • Hatıra, hatıra gelen. (Arapça)
  • Hatıra getirmek: Aklına getirmek, düşünmek. (Arapça)
  • Hâtıra hutûr etmek: Hatırlamak, anımsamak. (Arapça)

huş der dem / hûş der dem

  • Nakşibendiyye yoluna âit on bir esastan biri. Her nefeste Allahü teâlâyı hatırlamak.

hutur / hutûr

  • Akla gelmek. Hatırlamak.
  • Hatırlama.

irtam

  • Hatırlamak için parmağa iplik bağlama.

istizkar / istizkâr

  • (Zikr. den) Hatıra getirme, hatırlama. Tahattur etme.
  • Ezberleme, ezber etme.

kaşb

  • Karıştırmak.
  • Zehir içirmek.
  • Yaramazlıkla hatırlamak.
  • İncitmek.

meleke

  • Zihnin anlama, kavrama, hatırlama gibi özellikleri, tekrar tekrar yapmaktan dolayı kazanılan beceri.

muhtıra

  • Hatırlatmak veya hatırlamak için yazılan tezkere.

nota

  • (İtalyancadan) Emir ve istek bildiren yazı.
  • Bir şeyi sonradan hatırlamak için konan işaret.
  • Resmi ve siyasi mektup, muhtıra.
  • Mülâhazat.
  • Hesap pusulası.
  • Müziğe ait yazı.

rabıta-i mevt / râbıta-i mevt

  • Ölümü her an hatırlama ve hayatını buna göre şekillendirme.

taakkul

  • Hatırlama. Zihin yararak anlama. Akıl erdirme. Hatıra getirme.

tahattur / تخطر / تَخَطُّرْ

  • Hatırlamak.
  • Muhatara ve tehlikeden kaçıp uzaklaşmak.
  • Hatırlama.
  • Hatırlama.
  • Anımsama, hatırlama. (Arapça)
  • Tahattur etmek: Anımsamak, hatırlamak. (Arapça)
  • Hatırlama.

tahattur etmek

  • Hatırlamak.

tahattur-u farazi / tahattur-u farazî / تَخَطُّرُ فَرَض۪ي

  • Farz ederek hatırlama.

tahattur-u hakàik

  • Hakikatleri hatırlamak.

tezekkür

  • Unuttuktan sonra birşeyi tekrar hatırlama.
  • Hâfızadaki bilgileri, istenildiği zaman hatırlamak.
  • Akla getirme, hatırlama, anımsama.
  • Birkaç kişinin toplanarak bir işi konuşması, görüşme, müzakere etme.

tezekkür-i mevt

  • Ölümü hatırlamak. İnsanın kendini ölmüş, teneşir tahtası üzerinde yıkanmış, kefene sarılmış ve tabuta konulmuş ve mezâra gömülmüş olarak düşünmesi.

tezekkür-ü mevt

  • Ölümü hatırlama, ölümden ibret alma.

tezkar / tezkâr / تذكار

  • Anma hatırlama. (Arapça)
  • Tezkâr eylemek: Hatırlatmak. (Arapça)

ubudiyyet / ubûdiyyet

  • Allahü teâlânın emirlerine teslîmiyet ve boyun eğmek. Allahü teâlânın işinden râzı olmak. Her an Allahü teâlâyı hatırlamak, anmak.

yad / yâd / یاد

  • Hatırlama, anma.
  • Hatırlama. (Farsça)
  • Gönül, hatır. (Farsça)
  • Anı, hatıra. (Farsça)
  • Yâd edilmek: Anılmak, hatırlanmak. (Farsça)
  • Yâd etmek: Anmak, hatırlamak. (Farsça)

yad etmek / yâd etmek

  • Hatırlamak, anmak. Zikir.

yad-ı daşt / yâd-ı daşt

  • Nakşibendiyye yolundaki on temel esastan biri. Zikrin, Allahü teâlâyı anmanın ve hatırlamanın kalbe yerleşmesi, meleke hâline gelmesi.

yad-ı gird / yâd-ı gird

  • Hatırlamak; Nakşibendiyye yolundaki on temel esastan biri. Her an Allahü teâlâyı anıp hatırlamaya çalışmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın