LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te HAM kelimesini içeren 82 kelime bulundu...

abisteni / abistenî

  • Hâmilelik, gebelik. (Farsça)

acini / acinî

  • Hamur gibi yoğurulmuş, macun kıvamında.

bar-ber

  • Hamal, yük taşıyan kimse. (Farsça)

barber / bârber / باربر

  • Hamal. (Farsça)

bihamdihi ve'l-minne / bihamdihî ve'l-minne

  • Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.

camekan / câmekan / جامكان

  • Hamamda soyunma odası. (Farsça)

dava-yı hamiyet / dâvâ-yı hamiyet

  • Hamiyetli olma iddiasında bulunma.

ehl-i hamiyet

  • Hamiyet ve gayret sahibi kimseler.

elhamdü lillahi ala rahmaniyyetihi ve ala hakimiyyetihi / elhamdü lillâhi alâ rahmâniyyetihî ve alâ hakîmiyyetihî

  • Hamd ve şükür sonsuz merhamet sahibi ve herşeyi hikmetle, bir gaye ve maksatla yaratan Allah'a aittir.

elhamdü lillahi rabbi'l-alemin / elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn

  • Hamd ve şükür âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

elhamdü lillahi teala / elhamdü lillâhi teâlâ

  • Hamd ve şükür yalnızca yüce olan Allah'a mahsustur.

elhamdülillah / الحمد للّٰه / elhamdülillâh / اَلْحَمْدُ لِلّٰهْ

  • Hamd Allah'a aiddir.
  • Hamd Allaha mahsûsdur.

feyl

  • Hamile kadının sütü.

gayret

  • Hamiyet, şeref, haysiyet.

hadade

  • Hamâkat, ahmaklık.

hamasi / hamasî

  • Hamâsetle alâkalı. Fıtrî cesarete âit ve müteallik.

hamd ü sena etmek / hamd ü senâ etmek

  • Hamd etmek ve övmek.

hamden sümme hamden

  • Hamd üstüne hamd olsun, sonsuz şükürler olsun.

hamid / hâmid / hâmîd / حامد / حَامِدْ

  • Hamd eden.
  • Hamd eden, şükreden. (Hz. Muhammed (s.a.v.)'in lakabı.)
  • Hamdeden.
  • Hamd eden, şükreden. (Arapça)
  • Hamd eden, öven.

hamir / hamîr / حمير

  • Hamur.
  • Hamur. (Arapça)

hamir-gar / hamîr-gâr

  • Hamurcu, hamur yoğurucu. (Farsça)

hamire / hamîre

  • Hamur içine katılan maya.

hamiyet-furuş

  • Hamiyetlilik taslayan; hamiyet ve gayret iddiasında bulunan.

hamiyet-kar / hamiyet-kâr

  • Hamiyetli. Haysiyet ve şeref sahibi. (Farsça)

hamiyet-mendane / hamiyet-mendâne

  • Hamiyetlicesine. Hamiyetli olan bir kimseye yakışacak şekil ve surette. (Farsça)

hamiyet-mendi / hamiyet-mendî

  • Hamiyetlilik, hamiyetli oluş. (Farsça)

hamiyetfuruş / hamiyetfurûş

  • Hamiyetli görünmeye çalışan, hamiyet iddiasında olan; fedakârlık taslayan.
  • Hamiyetlilik taslayan.

hamiyetkar / hamiyetkâr

  • Hamiyetli ve gayretli.
  • Hamiyetli.

hamiyetperver

  • Hamiyetsever.

hamiyetsizlik

  • Hamiyetsiz olma, mukaddes değerleri koruma duygusu ve gayreti içinde olmama.

hammal / hammâl / حمال

  • Hamal. (Arapça)

hammaliyye

  • Hamal ücreti.

hammami / hammamî

  • Hamam idare eden adam veya kadın. Hamamcı.

hamsenüvıs

  • Hamseci, hamse yazan. Mesnevi tarzıyla beş kitabdan ibâret bir takım yazan kimse. (Farsça)

haslet-i hamra / haslet-i hamrâ

  • Hamiyet, gayret veya mahcubiyetten gelen ve yüz kızarması suretinde görünen güzel haslet.

hecemat

  • Hamleler, taarruzlar, hücumlar.

hışt-ı ham

  • Ham kerpiç. Tam pişmemiş kerpiç. Güneşte kurutulan kerpiç.

ibn-i verdan / ibn-i verdân

  • Hamam içinde olan kara çekirge.

igyal

  • Hâmile kadının sütünü vermesi.

ihab

  • Ham deri.

irhaf

  • Hamuru gevşek ve sulu tutma.

istihmam

  • Hamama girme, yıkanma.

kels

  • Hamle etmek. Cür'et etmek.

külhan / külhân

  • Hamam ocağı. Hamamda su ısıtmak için ateş yakılan yer. (Farsça)
  • Hamam ocağı.

külhān / كُلْخَانْ

  • Hamam ocağı.

lefk

  • Hamâkat, ahmaklık.

lehü'l-hamd ve'l-minne

  • Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.

lehü'l-hamdü ve'l-minne

  • Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.

lillahilhamd / lillâhilhamd

  • Hamd Allaha mahsustur.

liva-i hamd / livâ-i hamd

  • Hamd (şükür) sancağı. Kıyâmet gününde, canlılar dirilip, Arasat meydanında toplanınca, Allahü teâlâ tarafından Peygamber efendimize ihsân edilecek olan ve altında bütün inananların toplanacağı sancak-ı şerîf.

ma'cun / مَعْجُونْ

  • Hamur kıvamında şey.

madde-i aciniye

  • Hamur gibi yoğurulmuş cisim.

merze

  • Hamur parçası.

mevaka

  • Hamâkat, ahmaklık.

mislah

  • Ham iken hurması dökülen hurma ağacı.

mülakaha

  • Hâmile olmak.

müteaccin

  • Hamurlaşan. Hamur haline gelen.

nares / nâres / نارس

  • Ham, olgunlaşmamış. (Farsça)

naris

  • Ham meyva. (Farsça)

nave

  • Hamur teknesi. (Farsça)

nevaket

  • Hamakat, ahmaklık.

nüy'e

  • Ham ve çiğ olmak.

raale

  • Hamakat, ahmaklık.

rakaat

  • Hamâkat, ahmaklık.

sadise / sâdise

  • Hâmisenin altmışta biri.

sarram

  • Ham deri satıcısı.

sekseke

  • Hamakat, ahmaklık.

sem'-i hamiyet

  • Hamiyet kulağı, insaf ve hakperestlikle dinleyiş.

sena / senâ

  • Hamd, medh, övgü.

seta

  • Hamakat, ahmaklık.

siksak

  • Hamâkat, ahmaklık.

sipas-dar / sipas-dâr

  • Hamdeden, şükreden. (Farsça)

tabakhane

  • Ham derilerin işlendiği yer. (Aslı: Debbağhane)

tah

  • Hamur.

tahmid

  • Hamdetme.
  • Hamd etmek, övmek.

tahmidat / tahmidât

  • Hamdler ve şükürler.
  • Hamdetmeler.

tahmidname / tahmidnâme

  • Hamd ve teşekkür yazısı.

tuhuha

  • Hamurun ekşimesi.

üfn

  • Hamâkat, ahmaklık.

ve'l-hamdü lillahi rabbi'l-alemin / ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn

  • Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

verh

  • Hamurun kendini koyuverip sülpülmesi.

vesile-i hamd ve şükran

  • Hamd ve şükür vesilesi, sebebi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın